GÖÇMEK...
GÖÇMEK...
Dünya tarihi, göçler tarihidir...
Bu coğrafya yaklaşık 200 yıldır siyasi olarak şekilleniyor.
Anadolunun, rumelinin, kafkasyanın insanlarının göçleriyle.
Yeni ulus oluşturulması göç hareketiyle başlamış ve halende devam etmektredir.
Son 30 yıldır bu şekilenmenin sancılarını çekiyoruz.
Nasıl bir sonuç çıkacak bilmiyoruz.
Bu göçler tarihi dillere ve kültürlere bir kavram kazandırdı.
Hemşerilik... Kültür etkileşimi...
Aynı yerde yaşayanların bir başka yere göçlerinde birarada yaşama.
Birbirlerine sahip çıkma güdüsü her canlıda olduğu gibi insanda da mevcut.
Sonradan gelenlerinde kendilerini güvende hissedecekleri yer hemşerisinin yanıdır.
Gerçi ekonomik ve sınıfsal çevre değiştirenler, yavaş yavaş bu yapıdan uzaklaşıyor olsada.
Ekonomik, siyasi, itibar gibi ayrıcalık imkanı varsa kullanmaya devam ediyor.
Bu aşamada Türkiye’de halen göçlerin devam etmesi hemşericilik yapısını büyük oranda devam ettiriyor.
Hemşehrili insanların aynı müzik ritmini dinlemeleri, yemeklerinde ortak tad aramaları ve diğerlerine de bunu iletmeleri yerelden genel kültüre atılmış doğru ve gerekli bir adım olarak değerlendirilmelidir.
Çağımızda evrensel kültür de yerelden beslenmekte müzik, yemek, coğrafya
İnsanları, yaşamları, dinleri birbirlerine tanıtmakla, siyasi etkileşim yapmakta
Yakınlaştırmakta, hatırı sayılır ticari sektörler oluşturmakta (turizm, yemek, müzik endüstrisi gibi)
Dünya, ülke ve yerel ekonomilere büyük katkı sağlamaktadır.
Kabuğunu kırmayanlar hariç...
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

