İstanbul'dan kaçmak...
İstanbul'dan kaçmak...
Bahar bitmek üzere.
Artık baharın ılık esintilerinin yerini, sıcak yaz günlerinin alması an meselesi.
Şu güzelim yaz günlerine merhaba derken coşkusunu iç dünyamızda da olsa hepimiz yaşıyoruz.
Yaz denilince insanın ilk aklına düşen tatil oluyor.
Tatil her insanın doğal haklarından biri.
Bir yıl boyunca çalışıp, yüklenilen sorumluluğu yerine getiren emek çevrelerinin tatil yapma hakkının daha fazla olduğuna inanıyorum.
Geçen bir yılın yorgunluğunu az da olsa atmak ve yeniden çalışma hayatına geri dönme mutluluğunu kim yaşamak istemez ki.
Ama şehirlerde yaşayan bizler açısından asla göz ardı edilemeyecek kadar önem arz eden bir noktaya temas etmek istiyorum.
Ekonomik durumumuz ne olursa olsun bir şekliyle tatil yapmayı, tatil kültürünü yaşatmayı kendimize görev biçmişiz.
Okulların kapanması ile birlikte İstanbul’dan kaçma hesapları her Türk ailesinin ortak düşüncesidir.
Bir kısmımız köylerimize, kimimizde gücümüz oranında sahillere akın ederek gelecek için enerji depolamaya çalışırız.
Denizin bulunduğu tatil yerleri olsun veya köylerimiz olsun. İnsanların bu bölgelerde doğa ile pek kavgalı olmadıkları görülmekte.
Zaten bu kavga içindekiler, içine düşmüş oldukları girdap sonucunda doğanın acımasız tepkisiyle karşı karşıya kaldıklarını görüyoruz.
Özellikle büyük şehirlerde yaşayan bizlerin doğa ile barışık bir hayat sürmediğimiz çok açık.
Kişi başına düşen yeşil alan miktarı gelişmiş Batı Avrupa ülkeleri ile kıyaslandığında adeta yok gibi.
Birde az da olsa var olan parklarımızda “çimlere basmayınız” gibi pek anlam veremediğim ve insanı doğadan uzaklaştıran uygulamaları anlamak da mümkün değil doğrusu.
İstanbul da denize girilemeyecek kadar kirliliğe neden olan ve şehirlerdeki alt yapı yetersizliğinin yanı sıra fabrika atıkları sayesinde kirlenen denizlerimizin sorumluları biz olduğumuz kadar geçmişte ve bugün görev yapan yerel yönetimler ve siyasi iktidarlar değil mi?
Güzelim şu yaz günlerinde deniz tatili yapabilmek için yüzlerce kilometre yol yapan ve İstanbul’un denize girilmez hale gelmesinde acaba hiç mi suçumuz yok.
Toplum olarak artık şu soruya sağlıklı ve doğru bir cevap bulmalıyız. Bizler doğaya gerçekten; dost muyuz yoksa düşman mıyız? Saygılarımla.
Hasan TEMEL hasan@temel.us
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

