YENİDEN YAZMAYA KARAR VERDİM
YENİDEN YAZMAYA KARAR VERDİM
Yazı yazmak, güzel, aynı zamanda hoş bir duygu.
İnsanın içinde kopan fırtınaların dile gelmesi gibi bir şey.
Duygu ve düşüncelerini insanlarla paylaşmak ister her insan, ama sözlü ama yazılı.
Bende, yazı yazma özgüvenine sahip, düşüncelerini yazarak ortaya koymaya çalışan sıradan biriyim.
Moderatörümüz “Yazarımızdan Biraz ara” derken yüzümde beliren tebessümün kaynağı, şahsımı yazar olarak telakki etmesi ve teveccühte bulunması.
Okyanusta bir damla misali, toplumsal menfaatlere yönelik, yazı yazmaya çalışan bir dostunuz olarak görülmeyi istemek, naçizane kulunuzun talebi olduğunu bilmenizi isterim. Bu kısa girişten sonra asıl konumuza dönelim.
Bildiğiniz gibi yaklaşık on aydır, on gün ara ile bu köşede düşüncelerimi sizlerle paylaşmaya çalıştım.
Yazdıklarım kendi doğrularım. Herkesin bana hak vermesini beklemek gibi bir aymazlığın içine olmayacağımı beni yakından tanıyanlar iyi bilirler.
Ben hayatım boyunca kişileri hedef alarak siyaset yapan biri hiç olmadım.
Parti içinde yaşanan düşünce farklılıkları varsa eğer, çözüm yerinin kongreler olduğuna inanmışımdır hep.
Eğer kongre süreçlerinde üyelerin demokratik haklarını elinden alırsanız, parti içi mücadele,dedikodu,karalama,rencide etme gibi asla kabul edilmesi mümkün olmayan mecralara kayar.
Şahsen benim yaptığım, demokratik bir siyaset anlayışının tüm ülkede egemen olması için, bir damla da olsa, katkıda bulunma çabasından başka bir şey değildi.
Ben yine de sıradan biri olarak okuyucu kitlesinin sınırlı olduğu ama önemli ve mutlaka var olmasına inandığım yerel gazete ve internet haber sitelerinde yazmamakla bir şeylerin kaybedilmeyeceği düşüncesinden hareketle mederatörümüzden yazma konusunda affımı istedim, hem de, partime asla zarar verdiğime inanmadığım halde.
Bu özveride bulunmuş biri olarak, partinin üst yönetimine parti içinden dozu her geçen gün artan bir saldırının söz konusu olduğunu gözlemlemekteyim.
Yaz döneminin bitmesi ile birlikte eylül ayından itibaren, siyasetin yeniden ısınmaya başladığını birlikte izliyoruz.
Son birkaç haftadır, televizyon haber kanallarını dikkatlice takip ediyorum.
Özellikle AKP iktidarın yandaş kanallarında yine CHP aşkının depreştiğini görülmekte!
Varsa, yoksa CHP.
Acaba neden? Hiç düşündünüz mü ?
Bayram değil seyran değil, bu sevginin sebebi ne ola ki !
Biliyorsunuz, kısa bir süre sonra, tüzük kurultayı yapılacak CHP’de.
Tüzükle birlikte, parti içinde yaşanmakta olan değişim, kimi çevreleri rahatsız etmekte.
Aslında bu çevreler, demokratik bir CHP de, tabanın kararıyla tarihin tozlu sayfalarına karışacaklarını iyi bilmektedirler.
Ondandır, iktidarın yandaş kanallarını dolaşa dolaşa bu değişimin önüne geçme çabaları.
Ondandır, partinin olağanüstü kurultaya götürmek için düzenlenen imza kampanyaları
Ondandır, düne kadar yönetime sahip çıkılmalı diyenlerin bu gün farklı arayışlar içine girmeleri.
Ondandır, iktidarın yandaş kanallarında genel başkana karşı rencide edici programların müdavimi olmaları.
Ondandır, daha mazbatasını almayan bir il başkanını düşürmek için imza toplama çalışmalarının başlatıldığına dair kamuoyu oluşturma çabaları, vs. vs. vs.
Daha birçok şey, hangi birini saysam bilemiyorum ki.
Bunlar kim diye sorulacağını sanmıyorum çünkü herkes biliyor.Bilmeyenler aynaya baksınlar,mutlaka göreceklerdir.
Sporla ilgilenenler iyi bilirler.
Özellikle futbolda “oyunu okumak” diye bir deyim vardır.
Yazılanları okumak ve anlamakta “oyunu okumak” kadar önemlidir.
Oyunu okuyamayanlar, zamanında çekilmesini bilmelidir. Aksi takdirde demokratik bir yapıda zaten taban el çektirecek.
Benim isteğim, sadece tabanın söz ve karar sahibi olması, yoksa kimseyle kişisel bir husumetim yok,olamaz da..Bu köşeyi, hiç kimse ile polemik içine girip didişecek,
kendi menfaatlerim için kullanacak da değilim. Meramım, hasıl olmuştur diyerek, bu konuya nokta koyuyorum ve kendime olan saygımı yitirmemek adına da yazı yazmama
kararından vazgeçtiğimi sizlerle paylaşmak istiyorum.Saygılarımla.
Hasan TEMEL hasan@temel.us
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
