100 liralık tasarrufa 25 lira devletten!
100 liralık tasarrufa 25 lira devletten!
Artık 100 liralık birikim yapana 25 liralık birikim de devletten gelecek.
Fakat 1.8 milyon kişi için "devrim" niteliğinde olan yeni sistem, 956 bin kişi için "karşı devrim" anlamı mı taşıyor?
Devlet vergi avantajından halen faydalanan mevcut bireysel emeklilik katılımcılarını cezalandıracak mı?
Barış Erkaya, www.HABERTURK.com daki bloğunda şöyle yazdı...
Aslında toplantının konusu "Tasarrufu Teşvik Planı"ydı. Bunun içerisinde tasarrufu özendirecek olan her tür alınacak önlemler vardı.
Amaç elbette ortada. Bir türlü yatırım yapma alışkanlığı edinmemiş olan Türk halkına, biraz tatlı sert teşviklerle tasarruf etme alışkanlığı kazandırmak. Türkiye'nin en zayıf noktası olan sermaye ve tasarruf birikimine nokta bazında neşter vurmak.
Bunca dönemlik gazetecilik hayatım boyunca hiç karşılaşmadığım yöntemlere sahip bir teşvik planını duydum bugün bakanların ağzından. Etkili, iyi düşünülmüş ve ayrıntılı.
Fakat en çok dikkatimi çeken elbette bireysel emeklilik sistemiyle ilgili getirilen yeni sistem.
Ben de bir bireysel emeklilik katılımcısıyım ve haliyle benim de cebimi ilgilendirdiği için daha cebe yönelik sorular aklıma gelerek dinledim yapılan açıklamaları ve açıklanan yeni sistemi.
Şu anda bireysel emeklilik sisteminin tüm aktörleri yapılan bu ilk açıklamaların ardından çok ciddi bir kafa karışıklığı ile karşı karşıya. Birçok bireysel emeklilik şirketi bile sistemin tüm ayrıntılarıyla nasıl olacağı konusunda tam bir fikir sahibi değil. Örneğin açıklamaların ardından hemen kendi bireysel emeklilik temsilcimi aradım. Tüm ayrıntıları öğrenip yarın sabah bana döneceğini söyledi.
Fakat gazetecilik mesleği gereği elbette ben konuyu ve bazı önemli ayrıntıları öğrenmeye çalıştım. Yeni sistem anladığım veya bu işi en iyi anlamış (ki onlar bile şu an için böyle olacak gibi görünüyor diyerek netlik konusunda bir açık kapı bırakıyor) kişilerden dinlediğim kadarıyla şöyle olacak.
Şu anda bireysel emeklilik sistemine dahil olmuş ve her ay belirli bir katkı payı ödeyerek bireysel emeklilik için fon biriktirmeye başlamış olan katılımcı sayısı 2 milyon 732 bin 310 kişi.
Bu kişiler ne yapıyor? Her ay bireysel emeklilik şirketiyle beraber belirledikleri katkı payı tutarını (100 lira, 200 lira, 1000 lira vs. neyse) katılım hesabına yatırıyor. Eğer bu katılımcı, vergi avantajından faydalanabiliyorsa,
Ücretli çalışanlar ve memurlar brüt ücretlerinin %10'unu ve yıllık olarak asgari ücretin yıllık tutarını aşmamak üzere gelir vergisi matrahlarından indirilebiliyor. Bireysel emeklilik makbuzunu şirketinin muhasebe bölümüne ulaştıran çalışan veya memur, bir sonraki ay maaşıyla bu oran üzerinden belirlenen bir rakamı maaşına ek bir ödemeyle iade alıyor.
Benzer şekilde ücretli çalışan veya memurlar dışındaki kişiler de beyannamelerinde bu rakamları düşebiliyorlar.
Peki bunu yapabilen kişi sayısı kaç? Ali Babacan kendisi açıkladı. Katılımcıların sadece yüzde 35'i. Yani 2 milyon 732 bin 310 bireysel emeklilik katılımcısının sadece 956 bin 310'u bu avantajdan faydalanabiliyor. Geri kalan 1 milyon 776 bin kişi ise faydalanamıyor.
Kimler var bunların içinde? En basitiyle ev hanımları. Ev hanımları ne bir bordrolu çalışan ne bir memur, ne bir serbest meslek erbabı ne de şirket sahibi olmadığı için bu avantajı kullanamıyor. Benzer birçok örnek var ev hanımları gibi.
Bu avantajdan faydalanamayan 1 milyon 776 bin kişiye, her 100 liralık katkı payı için ekstra bir 25 liralık kamu katkı payı ayırıyor ve bireysel emeklilik katılımcısı için ayrı bir hesaba yatırıyor. Kamunun her ay ayırdığı katkı payları bu hesaplarda bireysel emeklilik katılımcısı için birikiyor.
Elbette bazı kişiler ayda 100 lira, bazıları 400 lira bazıları ise belki de 2000 lira BES katkı payı ödüyor. Kişilerin gelir durumuna göre ayırdıkları bireysel emeklilik katkı payı tutarı da değişiyor. Fakat kamu buna da bir sınır koymuş. Diyor ki, senin için ödeyeceğim kamu katkı payı tutarı, yıllık asgari ücret tutarını aşmaz. En fazla yıllık asgari ücret kadar öderim. Bu da kamunun, küçük birikim sahiplerine odaklandığını ve bu kesimi tasarrufa teşvik etmeye çalıştığını gösteriyor.
Öte yandan, vergi avantajından faydalanamayan 1 milyon 776 bin kişi ve sisteme yeni katılmak isteyenler için devrim niteliğinde olan bu durum, halen sistemde bulunan ve vergi avantajından faydalanan katılımcılar için bir karşı devrim. Daha doğru bir ifadeyle devlet dayatmasıyla tasarrufa zorlamaya benziyor. Eğer durum benim ve sistem aktörlerinin ilk algıladığımız şekildeyse bir cezalandırma sistemi aynı zamanda...
Neden mi?
Ben bir bireysel emeklilik katılımcısı olarak her ay 100 lira bireysel emeklilik katkı payı ödemeyi kabul ederken, bireysel emeklilik şirketi bana ne demişti? Siz 100 lira öderseniz devlet size bunun 20-25 ya da ne kadarlık vergi avantajı varsa geri ödeyecek nakit olarak.
Yani siz örneğin 75 lira ödeyerek 100 liralık birikim yapmış olacaksınız. İade aldığınız 25 liralık nakdi de nereye harcamak istiyorsanız harcayın. Bu çok ikna edici bir pazarlama donesi. Bu avantajı cazip bulan birçok insan belki de normalde aylık olarak ayırabileceği tasarruf tutarından daha fazla para (örneğin 100 lira ayırabilecekken 150 lira) ayırıp bir sonraki ayda iade alacağı paranın hesabını yapıyordu.
Şimdi anlaşılan devlet diyor ki, o iadeyi üç ay daha alabilirsin. Fakat üç ay sonra sen de yeni sisteme adapte olacaksın. Yani sana 100 liralık katkı payın için 25 lira geri ödemeyeceğim artık. Sana nakit olarak ödemek yerine o parayı götürüp kamu katkı payı olarak senin bireysel emeklilik alt hesabına yatıracağım.
Orada birikecek paranın yüzde 15'ini çekebilirsin. Ama yasal süre olan 10 yıl boyunca katkı payı tutarını ödedikten sonra sistemden çıkmak istersen orada birikecek olan paranın sana sadece yüzde 60'ını veririm. Geri kalan yüzde 40'ına da devlet adına el koyarım.
O yüzde 40'ı da almak istiyorsan 10 yıllık prim ödeme süresinden sonra emeklilik yaşın dolana kadar bekleyeceksin.
Basit bir hesap yapalım.
Devlet yeni sistemle bana diyor ki, o 3 bin lira iadeyi unut. Ben o 3 bin lirayı bir hesaba aktaracağım. O hesapta biriken 3 bin liranın 450 lirasını istersen çekebilirsin. 10 yıllık zorunlu prim ödemeni yaptıktan sonra çıkmak istersen sistemden alacağın para da en fazla 1800 lira olur. 1200 liranın üzerine yatarım.
Ya ben o tasarrufu yapmak istemiyorsam. İade avantajından yararlanamayan 1.8 milyon kişi veya sisteme yeni katılacak olan kişiler için avantajlı olan bir sistem, avantajdan faydalanan kişiler için bir cezalandırma yöntemine dönüşüyor.
Zaten tasarruf etmeyi o veya bu şekilde başarabilmiş olan kişiler, yolda oyunun kuralları değiştirilerek dayak atılıyor.
Bu durumda benim gibi olan 956 bin 310 kişinin, "Ben dayatma yoluyla tasarruf etmek istemiyorum. Artık bu sistem benim şartlarıma uymuyor" diyerek sistemden çıkmasını ne engelleyecek?
Şimdi bu teşvik sisteminin yasalaşması ve alt düzenlemelerle desteklenmesi aşamaları başlayacak.
Bu handikapların orada gözönüne alınıp alınmayacağını göreceğiz. Çünkü kurulan yeni sistem, vergi avantajından yararlanan mevcut fon katılımcılarını kapsamazsa da ayrı bir dert ortaya çıkacak. Kapsarsa, biraz önce anlattığım gibi bir cezalandırma durumuyla karşı karşıya kalınacak.
Yani iki ucu keskin bıçak. Neresinden tutacağına veya bir orta nokta bulup bulmayacağına devlet karar verecek.
Kaldı ki dediğimiz gibi sistemin tam olarak nasıl yürüyeceğiyle ilgili halen bir netleşme sözkonusu değil.
Y. KREDİ EMEKLİLİK: SİSTEMİ 400 MİLYAR LİRAYA TAŞIR
Konuyla ilgili sistemin en önemli aktörlerinden biri olan Yapı Kredi Emeklilik'in Genel Müdürü Taylan Türkölmez yeni sistem konusunda açıklama yaptı.
"Yeni Tasarruf Teşvik Paketi’yle ilgili açıklamalarından ana hatlarıyla öğrendiğimiz kadarıyla Bireysel Emeklilik Sistemi’ne yönelik yeni uygulamaları memnuniyet verici bulduğumuzu söylemeliyiz. Tabii ki detayları öğrendiğimizde daha derinlemesine değerlendirmeler yapabileceğiz. Bir süredir bu yeni uygulamaların sinyalleri verilmişti, şimdi ana hatları açıklandı, detayların belirlenmesinden sonra ise 3 aylık bir geçiş süreci olacak" diyen Türkölmez, yeni sistemde her yatırılan 100 TL’ye 25 TL devlet katkısı verilecek olmasının çok önemli olduğunu, örnek vermek gerekirse yılda 1.200 TL katkı payı yatıran bir kişi bunun üzerine 300 TL devlet katkısı alabileceğini, ancak devlet katkısının asgari ücretle sınırlı olacağını, bunun da örneğin yılda BES’e 12.000 TL katkı payı yatıran bir kişinin mevcut asgari ücrete göre en fazla 2.650 TL devlet katkısı alabileceğini söylüyor.
Bir diğer önemli konunun ise biriken toplu para üzerinden değil, sadece gelir kısmından vergi uygulanmaya başlanıyor olması olduğunu hatırlatan Türkölmez, tüm bunların sistemin sürekliliğini, kalıcılığını artırmasını beklediklerini de ekliyor.
Türkölmez şöyle devam ediyor:
Yeni uygulamaların en erken bu yılın son çeyreğinde devreye gireceğini düşünürsek bu yıl için önemli bir etki yaratmasını beklemiyoruz. Fon büyüklüğünde 2012 yılsonu beklentimiz 20 milyar TL’nin aşılacağı yönündedir. Ancak uzun vadeli bakacak olursak sektör olarak 2010 yılında yaptığımız projeksiyona göre 2025 yılında sistemdeki fon büyüklüğünün 250 milyar TL’ye ulaşmasını hedefliyorduk. Yeni uygulamaların devreye girmesiyle 2025 yılındaki fon büyüklüğü beklentimizin yüzde 40 aşılacağını, yani 400 milyar TL’lik bir büyüklüğe ulaşabileceğini öngörebiliriz.
Son olarak önemli bir hatırlatma daha yapmalıyız. Sisteme girmek isteyenlerin yeni uygulamaların devreye girmesini beklemesine gerek yok. Şu anda sistemde olan tüm sözleşme sahipleri yeni mevzuat geçerli olduktan sonra bu uygulamalardan yararlanabilecek. Sonuç olarak bugün yerel tasarrufun azaldığı bir noktada BES’i teşvik etmek çok doğru ve yeni uygulamalarla ilgili beklentimiz çok olumlu. Sistemin işleticileri olarak şimdi sıra bizde, Türk insanının tasarruf bilincini artırmak ve BES’i büyütmek durumundayız…
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

