Geçtiğimiz haftalarda yazdığımız TOÇ sorunu, İstanbul gündeminde yer etti.
TOÇ İstanbul’un sorunlarını daha net, daha çarpıcı ve akılda kalıcı bir şekilde ifade eden bir kavram var:
TOÇ. Trafik, Otopark ve Çukur…
Üç kelime, ama milyonların günlük hayatını doğrudan etkileyen üç büyük problem.
Daha önce de dile getirmiştik; İstanbul’un artık “TOÇ” gibi bir gerçeği var. Bu kavramı ortaya koymamızdan sonra toplumun ve siyasetin farklı kesimlerinden ciddi geri dönüşler alınması, aslında meselenin ne kadar yakıcı olduğunu da ortaya koyuyor.
TOÇ’un “T”si, yani trafik…
Özellikle AK Parti İstanbul İl Başkanlığı’nın başlattığı #ulaşamıyoruz etiketiyle yaptığı paylaşımlar, bu sorunun artık görmezden gelinemeyecek boyuta ulaştığını gösteriyor. İstanbul’da trafik artık sadece bir ulaşım meselesi değil; zaman kaybı, stres ve ekonomik zarar anlamına geliyor. Bu noktada sorunun tespit edilmesi kadar, çözüm için somut adımların atılması da kritik.
TOÇ’un ikinci ayağı otopark…
İstanbul genelinde son dönemde paylaşılan veriler, ilçelerdeki otopark kapasitesinin ihtiyacı karşılamaktan ne kadar uzak olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Plansız yapılaşma ve araç sayısındaki artış, sokakları adeta açık otoparka çevirmiş durumda. Bu sorunun çözümü ise yüzeysel değil, köklü olmalı. Kentsel dönüşüm projelerinde ada bazlı planlamalar yapılmalı, yeni binaların altı mutlaka otopark olarak değerlendirilmeli. Aksi halde her yeni bina, sorunu çözmek yerine büyütmeye devam edecek.
Ve TOÇ’un “Ç”si… Çukurlar.
Belki de en görünür, en somut problem. Vatandaşın her gün karşılaştığı, araçlarına zarar veren, yayaların güvenliğini tehdit eden bir mesele. Bu çukurları gündeme getirdiğimizde bazı kesimler tarafından “siyaset yapmakla” eleştiriliyoruz. Oysa yaptığımız şey çok açık: Halkın yaşadığı sorunları ortaya koymak, kurumların harekete geçmesini sağlamak.
Nitekim İSKİ ile CHP Gaziosmanpaşa Belediye Meclis üyelerinin yaptığı görüşmelerde de bu sorun rakamlarla ortaya kondu. Gaziosmanpaşa’da 59 çukurun tespit edildiği, bunlardan 7’sinin kapatıldığı ve geriye 52 çukurun kaldığı ifade edildi. Bu bile sorunun ne kadar sistematik ve yaygın olduğunu göstermeye yeter. Kaldı ki diğer kurumların oluşturduğu veya doğal olarak oluşan çukurlar ayrı!
Burada önemli olan eleştirmek değil, çözümün parçası olmak. Bizim yaptığımız sorunu yazmak, dile getirmek bir “siyaset” değil, bir kamu görevidir. Asıl siyaset, bu sorunları görmezden gelmektir.
Sonuç olarak TOÇ, sadece bir kısaltma değil; İstanbul’un mevcut fotoğrafıdır. Trafik, Otopark ve Çukur… Bu üç başlık çözülmeden, İstanbul’da yaşam kalitesini artırmak mümkün değil.
Ama umut var.
Doğru planlama, şeffaf yönetim ve kurumlar arası koordinasyon ile İstanbul daha yaşanabilir bir şehir haline gelebilir. Yeter ki sorunları inkâr etmek yerine kabul edelim ve çözüm için birlikte hareket edelim.
Çünkü İstanbul, bunu hak ediyor.

