12 HAZİRAN YOLCULUĞUNA DAVET
12 HAZİRAN YOLCULUĞUNA DAVET
Ortalık toz duman.
Partilerin üstüne, karabasan gibi çökmüş durumda.
Bağırdıkça, sesini duyuramayan örgütlerin çaresizliği, gözlerimin önünde canlanmakta.
Çığlıklar, çok derinlerden gelmekte ise de, CHP’deki ses, biraz daha gür hissedilmekte.
Nede olsa, parti içi demokrasi, CHP semalarında az da olsa kendini göstermekte.
Kurultay konuşmasından çıkan mesaj, partinin sol yörüngeye oturtulması ise de, sol değerlerin, sadece gönüllerde yeşerdiği görülmekte, keşke, yeşermesi gereken yer, yürekler olabilse.
Ne kadar da çok sevinmiştik değil mi? bir annenin kaybolan çocuğunu bulması gibi.
Listeler incelendiğinde hayrete düşmemek mi?
Elde değil.
Bir tarafta, hayatı CHP karşıtlığı ile geçen diğer tarafta listelerde gölgesi hissedilen Sn.Demirel.
Gel de çık işin içinden, nasıl sola açılımsa biri bana anlatsın lütfen.
Sağdan oy alabilmenin yolu, sağ tandanslı adaylar ise sağda bir partinin mecliste gurup kurması da ihtimal dahilinde, olamaz mı?
Bal gibi olur.
Aslı varken, suretine itibar etmeyen bir toplum neden CHP ye oy versin, bilinmez.
Bir taraftan cılız ergenekon suçlamaları, diğer yanda ulusalcılık çizgisinin yılmaz savunuculuğunun karşılığı, listelerde hissedilen ağırlık.
Sosyal demokrasinin esin kaynağının Marksizm olduğu gerçeğinin yarattığı rahatsızlık, ülkemize has, sol bir anlayışın ortaya konması ve adına da öz be öz demokratik sol yakıştırması.
Yine ülkemiz gerçeğinden hareketle Demokratik sol hareketin “inançlara saygılı laiklik” (ne demekse, saygısız laiklik olur mu)farkındalığı ile taçlandırılması.
Ve, parti içi demokrasi konusunda, sessiz kalan ama, sol kimliğin neredeyse kendi patentlerinde olduğunu iddia eden ve kendisi gibi düşünmeyenleri küçümseyen ve emperyalizmin uşakları olarak gören zihniyet.
Diğer tarafta sosyal demokrasinin evrenselliğine inanan, her koşulda emeğin yanında olan, parti içi statükoya karşı tavrından dolayı bedel ödeyen, AB yi bir çağdaşlık projesi olarak görmelerinden dolayı liberal olmakla suçlanan bir düşüncenin tasfiyesinden duyduğum rahatsızlık, anlaşılır gibi değil.
Görüldüğü gibi sapla saman karışmış durumda.
Kim solcu kim sağcı, hangisi liberal hangisi ulusalcı faşist mi? yoksa komünist mi?
Tanrım…
kafayı yiyecek gibiyim, aklıma mukayyet ol.
Nedir paylaşılamayan, Kendini sol gören herkesi, solcu kabul etmek, farklılıkları bir zenginlik olarak görmek ve parti içinde kanatların varlığına saygı göstermek, parti içi demokrasinin doyasıya yaşandığı bir anlayışı egemen kılmak, çok mu zor acaba. Sahi çok mu zor.
Bilmez miyiz, ideolojik tartışmaların oy getirmeyeceğini halkın gündeminin işsizlik,yoksulluk ve yolsuzluk olduğunu.
Bilmekle birlikte, ideolojik netliği olmayan yapıların disiplin sorunu yaşadıklarını ve netliğe gereksinin duyduklarını nasıl görmezden geliriz.
Yaklaşan kurultay takvimi ve vaatlerin yaşama geçmesi İşte demokrasi, işte, eksen arayışlarının son bulması.
Çözüm örgüte güvenden geçmekte.
Gömelim baltalarımızı toprağa.
Düşelim yollara, birlik, bütünlük,dostluk,kardeşlik içinde, 12 Haziran kavgasına. Saygılarımla.
Hasan TEMEL hasan@temel.us
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

