AKP usulü başkanlık sistemi!
AKP usulü başkanlık sistemi!
Başkanlık sistemi,12 eylül 80 askeri darbesinden sonra iktidar partileri tarafından zaman zaman dile getirildiğini biliyoruz.12 haziran seçimleri sonucunda AKP’nin %50 ile iktidara gelmesi,sistem değişikliği noktasında Sn.Başbakan’ın iştahının kabardığını gözlemlemiştik.
Uzun zaman, çok gür sesle olmasa da başkanlık sistemini diline dolayan sayın başbakanın,önümüzdeki süreçte bunu daha sesli bir şekilde ülke gündemine taşıyacağı açıktı.Nitekim,seçim yıllarına doğru giderken, başkanlık sisteminin dillendirilmeye başlanması ve olumlu yönlerinin öne çıkarılma çabası içinde olunması,AKP’nin geleceğe olan bakışının nasıl şekilleneceğine ışık tutacaktır.
Bu tür önermeler,ülke genelinde siyasi dalgalanmalara sebep olmakla birlikte,toplum içinde kamplaşmaların su yüzüne çıkmasına sebep olur.Somut olan bir şey var ki, önerilenler, devlet sisteminin tepeden tırnağa değişimi öngörmektedir. Yapılacak ilk iş,bu konuda üretilen siyasetin tüm argümanlarının iyi tahlil edilmesi ve elde edilen verilere göre bir karşı duruş sergilenmesi önem kazanmaktadır.
Gidişatın belli olduğu bir ortamda derhal sistem değişikliği ile ilgili sağlıklı bir politika üretimi mutlaka yapılmalı ve “İstemezük” tavrı ile bir yere varılamayacağı gerçeğini görülmelidir.Önceliklerimiz olmalı,mesela yeni Anayasa yazılımında mutlaka tüm partilerin, STK ve DKÖ’ nin aktif rol oynamaları sağlanmalıdır.Bu rol,anayasa üzerinde toplumsal uzlaşının olmazsa olmaz koşulu olmalıdır.
Siyaset kurumunun en önemli unsuru insandır.Bir şeyi arzularken veya karşı çıkarken bu önemli unsurun iyi analiz edilmesi neticesinde başarı sağlanabileceği gün gibi aşikar.Şimdi Türk halkını ele alalım.Halk kitap gibi değerlidir,paha biçilemez.Halkın duyguları doğru okunamadığı taktirde siyasette başarılı olmanız mümkün olamaz.
Türk halkının tarih boyunca merkezi otorite altında yönetildiği unutulmaması gereken temel özelliklerden biridir.Halkımızın güçlü lider partilerine büyük sempati duyan bir fotoğraf karesi içinde kendisini gördüğünü inkar edemeyiz.İstikrar adına demokrasinin olmazsa olmazları kabul edilen ve nicelik olarak yetersiz olan partilere oy vermekten imtina eden bir halk ile karşı karşıyayız.
Ayrıca parlamenter sistemden kaynaklanmasa da yaşanan siyasi bunalımların toplumu her geçen gün biraz daha muhafazakarlaşmasına ve biat kültürünün etkisi altında kalmasına sebep olmaktadır.
Gelişmiş Batı Avrupa ülkelerine baktığımızda, liderliğin ön plana çıkmadığı, mevcut sistemlerin demokratik işleyişinde sorun yaşanmadığı ve demokrasinin, toplum ve siyasal partiler tarafından içselleştirildiğini görüyoruz.
Bu ülkelerde siyasal partilerin, küçük nüans farklılıkları sonucu iktidar erkini elde ettiklerine şahit oluyoruz.Sonuç olarak gelişmiş bu ülkelerde toplum ve sistem açısından sorun yaşanmamaktadır.Sorun, bizim gibi demokratik gelişimini henüz tamamlayamamış ülkelerde.
Başkanlık ya da yarı başkanlık sisteminin, ülkemiz için gerekliliği veya gereksizliğini öne sürebilmek için toplum analizini iyi yapmak gerekir demiştik.Toplum olarak neden partilerden ziyade liderlere bağlılığımızı ortaya koyarız.Kanaatimce birçok sebep olmakla birlikte demokrasiyi içselleştirememe sancılarının öne çıktığı gerçeği ile karşı karşıyayız.
Her on yılda bir demokrasinin sekteye uğraması ve yaşanan sancıların dindirilmesi için kurtarıcı aranması, demokrasiden uzaklaşılmasına ve liderlere karşı zaaf duyan bir toplum yapısına dönüşmesine sebep oldu..Kabul etmek belki zor ama yapımız bu.Öyleyse yapılması gereken toplumsal talepleri öne çıkarmak ve ona göre hareket etmek.
Bence sistemin hiçbir önemi yok.Önemli olan sistemin nasıl kullanıldığı.Örneğin ,başkanlık sistemi ile yönetilen Amerika Birleşik Devletlerinde uygulanan seçim sisteminin dünyanın en demokratik seçim sistemin olduğunu çoğumuz biliriz.
Bunun yanı sıra kendi vatandaşlarının özgürlüklerine karşı saldırılara nasıl tepki verdiğini ve koruduğunu bilmeyenimiz yok.Ama diğer yandan dünya da sömürü tezgahlarını çalıştıran da yine ABD değil mi?Kısaca iyi veya kötü olmak bence sistemle ilgili değil.
Tekrar toplum yapımıza dönecek olursak, lider özellikli siyasal partilere daha fazla meyilli bir toplum olduğumuzu söylemiştik..Dünyada baskı ve demokratik olmayan uygulamalar sonucu, iktidarlarını sürdürenlerin hiç de azımsanmayacak sayıda olduğunu biliyoruz.Bu yönetim biçimlerine kısaca örtülü faşizm demek hiç de anlamsız bir tanımlama olmaz.
Birde bizim gibi sözde parlamenter sistemle yönetilen ama pratikte başkanlık sisteminin yürürlükte olduğuna inandığım yönetim biçimleri var.Anayasal çerçevede yasal uygulamalarla halkın menfaatlerini gözetmeyen ama bunu halktan saklayabilen bir iktidar yüz yüze olduğumuzu söyleyebilirim.
Futbolu bilenlerin beni daha iyi anlayabileceğini düşünüyorum.Her futbol takımının bir oyun sistemi vardır.Eğer kadro yapısı sisteme uygun değilse o takımın başarılı olması mümkün olamaz.Futbolcu ve sistem uyumu göz ardı edilmeden takımın şekillendirilmesi takımın menfaati gereğidir..
Futbolcuların halk olduğu gerçeğinden hareketle,halkı devre dışı bırakamayız ve bırakılmamalı da.Sistem değişikliği arzularının icra edilmesinde halkın taleplerinin göz önünde bulundurulmasının hayırlı olacağı kanaatinde olsam da AKP ile bu virajın ülke menfaatleri öne çıkartarak alınabileceğini mümkün görmüyorum.Saygılarımla.
Hasan TEMEL hasan@temel.us
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
