Koç City
merkez

Al Satarım, Bal Satarım. - Şaban KUTLU -

Duyuru İlan (İHA) - İhlas Haber Ajansı | 20.03.2012 - 12:00, Güncelleme: 01.09.2022 - 17:05 2422+ kez okundu.
 

Al Satarım, Bal Satarım. - Şaban KUTLU -

70’li yılların ortalarında devrim için can vermeye hazırken (meğer daha ne kadar görecek günümüz varmış) zamanla hiç de boşa kürek çekmediğimizin farkında olduk. O zamanlar Türk sineması içinde bulunduğu krizden çıkmak için umudu Behçet Nacar’la Feri Cansel’in olağanüstü efektlerle süslenmiş film sahnelerinde aramışlardı. Zaman değişmiş, artık zengin oğlanın fakir kıza aşık olduğu veya Necdet Tosun’un aşçılığını yaptığı konaktaki beyin bahçıvanın bilmem neyine uçkur çözdüğü senaryolar da raflarda ki yerini almıştı. Yılmaz Güney’in başlattığı ilk sosyal içerikli filmlerle genç beyinlerimizde bazı fikirler oluşmaya başlarken, genç kuşaklar arasında da Türk sineması hakkında değişik görüşler tartışılmaya başlandı. Bize göre Türk sinemasında en cüretkâr sahneleri çeviren kadınlar, vahşi kapitalizm tarafından sömürülmekte idiler. Kısaca sermaye kadının hem etinden hem de butundan yararlanıyordu. Bize düşen görev, bu filmleri protesto etmek, onların namus bekçiliğini sahiplenmekti. Bu düşünce herkeste olmamakla beraber bazılarına göre dünya nimetlerinden sonuna kadar yaralanmak caizdi. Aradan gecen bunca zamana rağmen hala Türkiye’de hiçbir şeyin değişmediğini söylemek yanlış olmasa gerek. 70 li yıllarda Türk sinemasının yaşadığı krizi günümüzde yerele yönelik yayın yapan tüm kanallar yaşıyor. Kahve acar gibi yayın ruhsatı alanlar bir müddet seçimler arifesinde belediyelerin maliyeti karşıladığı düzmece on kişilik seyircinin olduğu canlı yayınlarla durumu idare ettiler. Çaresizlik başa vurunca iktidarı örnek alıp elde ne varsa satmaya başladılar. Önce bilmem ne iksiri, ardından don gömlek, basur ilacı mutluluk hapı derken elde bir şey kalmadı. Sonunda can sıkıntısından televizyon stüdyosunda al satarım bal satarım şarkısını mırıldayan birisi o onda en karlı işin bal satmak olduğunu anladı. Peki, nereden çıkmıştı bu bal işi? Kimine göre dünyanın ikinci kimine göre dördüncü bal üreticisi Türkiye bunca televizyon kanalına nasıl bal yetiştirecekti. 2003 yılında 40 milyon dolardan fazla bal ihracatı yapan Türkiye son yıllarda bırakın 40 milyon doları 3 milyon dolarlık ihracatı bile yapamaz olmuştu. Benim memurum işini bilir zihniyetiyle hareket eden gençlik serpilmiş, kısa yoldan voleyi vurmak için yeni yeni projeler üretmeye başlamıştı. Devlet eliyle yapılan ne kadar yatırım varsa hepsinin mutlaka bir püf noktası vardı. Önce hayvancılık adına yapılan desteklemelerde açılan ihalelerde ne kadar midesinde çivi tel bulunan buzağı varsa çiftçi vatandaşa kakalandı. Seyyar röntgen makinalarıyla filmini çekip üçe aldıkları hayvanları beşe ona devlete sattılar. 1850 de tanıştığımız patatesi 240 ziraat mühendisinin cirit attığı araştırma merkezlerinde ıslah edemedik fakat uzaya uydumuzu yolladık. Konya kadar toprağa sahip Hollanda Türkiye’nin iki katı patates yetiştirirken, günümüzde hala ıslah edilmemiş siğilli, yağ emme yüzdesi iki kat fazla Robinson Curise’in adaya ektiğinden berbat patatesi vatandaşa yediriyoruz. Bala gelene kadar birde müthiş bir girişimden bahsetmek gerek. Dalyan’da İztuzu plajında ülke turizminin gelişmesi uğruna restoran sahipleri dâhiyane bir buluşla turistlere Caretta kaplumbağalarını göstermek için onları tavukla beslemeye başlamış. Artık kaplumbağalar o kadar alışmışlar ki bir müddet sonra yengeç balık yerine başlamışlar plajda turistleri ısırmaya. Uzmanlar Türkiye’de on öncesine göre kaliteli doğal bal üretiminin düşmesinde en önemli etkinin arıların beslenmeleriyle ilgili olduğunun altını çiziyorlar. Her şeyin kolayına kaçan, kısa yoldan voleyi vurup zengin olmanın yolunu arayan, maddiyatla kültürünü aynı oranda geliştiremeyen, parayı bol bulunca da cacıkla viski içen yeni girişimcilerin el attıkları son uzmanlık alanı ise arıcılık. Kısa yoldan bal elde etmek isteyen üretici şeker şurubunu abartınca arılar artık, nektar toplamak yerine kazanın başına üşüşmeye başlamış. Bunun sonucunda ortalama sürati saatte 25 kilometre olan Türk arılarının hızı son on yılda 21 kilometreye uçtukları mesafe ise 9 kilometreye düşmüş. Kısacası bal arılarını da tembelleştirip kendimize benzettik. Sağlık Bakanlığına bu güne kadar 700’e yakın şikâyet gelmesine rağmen henüz bir girişim yok. 1970’li yıllarda Nejdet Tosun’un aşçılık yaptığı evde bahçıvanın kızına uçkur çözen beyefendi ile her kanalda iki dakikada bir zırt-pırt vatandaşa Çin malı glikozdan yapılmış balı kakalamaya çalışan adamın sizce bir farkı var mı? Sevgi ve saygılarımla Saban_kutlu_1963@hotmail.com

70’li yılların ortalarında devrim için can vermeye hazırken (meğer daha ne kadar görecek günümüz varmış) zamanla hiç de boşa kürek çekmediğimizin farkında olduk.

O zamanlar Türk sineması içinde bulunduğu krizden çıkmak için umudu Behçet Nacar’la Feri Cansel’in olağanüstü efektlerle süslenmiş film sahnelerinde aramışlardı. Zaman değişmiş, artık zengin oğlanın fakir kıza aşık olduğu veya Necdet Tosun’un aşçılığını yaptığı konaktaki beyin bahçıvanın bilmem neyine uçkur çözdüğü senaryolar da raflarda ki yerini almıştı.

Yılmaz Güney’in başlattığı ilk sosyal içerikli filmlerle genç beyinlerimizde bazı fikirler oluşmaya başlarken, genç kuşaklar arasında da Türk sineması hakkında değişik görüşler tartışılmaya başlandı.

Bize göre Türk sinemasında en cüretkâr sahneleri çeviren kadınlar, vahşi kapitalizm tarafından sömürülmekte idiler. Kısaca sermaye kadının hem etinden hem de butundan yararlanıyordu. Bize düşen görev, bu filmleri protesto etmek, onların namus bekçiliğini sahiplenmekti. Bu düşünce herkeste olmamakla beraber bazılarına göre dünya nimetlerinden sonuna kadar yaralanmak caizdi.

Aradan gecen bunca zamana rağmen hala Türkiye’de hiçbir şeyin değişmediğini söylemek yanlış olmasa gerek. 70 li yıllarda Türk sinemasının yaşadığı krizi günümüzde yerele yönelik yayın yapan tüm kanallar yaşıyor. Kahve acar gibi yayın ruhsatı alanlar bir müddet seçimler arifesinde belediyelerin maliyeti karşıladığı düzmece on kişilik seyircinin olduğu canlı yayınlarla durumu idare ettiler. Çaresizlik başa vurunca iktidarı örnek alıp elde ne varsa satmaya başladılar. Önce bilmem ne iksiri, ardından don gömlek, basur ilacı mutluluk hapı derken elde bir şey kalmadı.

Sonunda can sıkıntısından televizyon stüdyosunda al satarım bal satarım şarkısını mırıldayan birisi o onda en karlı işin bal satmak olduğunu anladı. Peki, nereden çıkmıştı bu bal işi?

Kimine göre dünyanın ikinci kimine göre dördüncü bal üreticisi Türkiye bunca televizyon kanalına nasıl bal yetiştirecekti. 2003 yılında 40 milyon dolardan fazla bal ihracatı yapan Türkiye son yıllarda bırakın 40 milyon doları 3 milyon dolarlık ihracatı bile yapamaz olmuştu.

Benim memurum işini bilir zihniyetiyle hareket eden gençlik serpilmiş, kısa yoldan voleyi vurmak için yeni yeni projeler üretmeye başlamıştı. Devlet eliyle yapılan ne kadar yatırım varsa hepsinin mutlaka bir püf noktası vardı. Önce hayvancılık adına yapılan desteklemelerde açılan ihalelerde ne kadar midesinde çivi tel bulunan buzağı varsa çiftçi vatandaşa kakalandı. Seyyar röntgen makinalarıyla filmini çekip üçe aldıkları hayvanları beşe ona devlete sattılar.

1850 de tanıştığımız patatesi 240 ziraat mühendisinin cirit attığı araştırma merkezlerinde ıslah edemedik fakat uzaya uydumuzu yolladık. Konya kadar toprağa sahip Hollanda Türkiye’nin iki katı patates yetiştirirken, günümüzde hala ıslah edilmemiş siğilli, yağ emme yüzdesi iki kat fazla Robinson Curise’in adaya ektiğinden berbat patatesi vatandaşa yediriyoruz.

Bala gelene kadar birde müthiş bir girişimden bahsetmek gerek. Dalyan’da İztuzu plajında ülke turizminin gelişmesi uğruna restoran sahipleri dâhiyane bir buluşla turistlere Caretta kaplumbağalarını göstermek için onları tavukla beslemeye başlamış. Artık kaplumbağalar o kadar alışmışlar ki bir müddet sonra yengeç balık yerine başlamışlar plajda turistleri ısırmaya.

Uzmanlar Türkiye’de on öncesine göre kaliteli doğal bal üretiminin düşmesinde en önemli etkinin arıların beslenmeleriyle ilgili olduğunun altını çiziyorlar.

Her şeyin kolayına kaçan, kısa yoldan voleyi vurup zengin olmanın yolunu arayan, maddiyatla kültürünü aynı oranda geliştiremeyen, parayı bol bulunca da cacıkla viski içen yeni girişimcilerin el attıkları son uzmanlık alanı ise arıcılık.

Kısa yoldan bal elde etmek isteyen üretici şeker şurubunu abartınca arılar artık, nektar toplamak yerine kazanın başına üşüşmeye başlamış. Bunun sonucunda ortalama sürati saatte 25 kilometre olan Türk arılarının hızı son on yılda 21 kilometreye uçtukları mesafe ise 9 kilometreye düşmüş. Kısacası bal arılarını da tembelleştirip kendimize benzettik. Sağlık Bakanlığına bu güne kadar 700’e yakın şikâyet gelmesine rağmen henüz bir girişim yok.

1970’li yıllarda Nejdet Tosun’un aşçılık yaptığı evde bahçıvanın kızına uçkur çözen beyefendi ile her kanalda iki dakikada bir zırt-pırt vatandaşa Çin malı glikozdan yapılmış balı kakalamaya çalışan adamın sizce bir farkı var mı?

Sevgi ve saygılarımla

Saban_kutlu_1963@hotmail.com

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve gophaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Adana suriyeli escort Çukurova suriyeli escort Seyhan suriyeli escort Ankara suriyeli escort Mamak suriyeli escort Etimesgut suriyeli escort Polatlı suriyeli escort Pursaklar suriyeli escort Haymana suriyeli escort Çankaya suriyeli escort Keçiören suriyeli escort Sincan suriyeli escort Antalya suriyeli escort Kumluca suriyeli escort Konyaaltı suriyeli escort Manavgat suriyeli escort Muratpaşa suriyeli escort Kaş suriyeli escort Alanya suriyeli escort Kemer suriyeli escort Bursa suriyeli escort Eskişehir suriyeli escort Gaziantep suriyeli escort Şahinbey suriyeli escort Nizip suriyeli escort Şehitkamil suriyeli escort İstanbul suriyeli escort Merter suriyeli escort Nişantaşı suriyeli escort Şerifali suriyeli escort Maltepe suriyeli escort Sancaktepe suriyeli escort Eyüpsultan suriyeli escort Şişli suriyeli escort Kayaşehir suriyeli escort Büyükçekmece suriyeli escort Beşiktaş suriyeli escort Mecidiyeköy suriyeli escort Zeytinburnu suriyeli escort Sarıyer suriyeli escort Bayrampaşa suriyeli escort Fulya suriyeli escort Beyoğlu suriyeli escort Başakşehir suriyeli escort Tuzla suriyeli escort Beylikdüzü suriyeli escort Pendik suriyeli escort Bağcılar suriyeli escort Ümraniye suriyeli escort Üsküdar suriyeli escort Esenyurt suriyeli escort Küçükçekmece suriyeli escort Esenler suriyeli escort Güngören suriyeli escort Kurtköy suriyeli escort Bahçelievler suriyeli escort Sultanbeyli suriyeli escort Ataşehir suriyeli escort Kağıthane suriyeli escort Fatih suriyeli escort Çekmeköy suriyeli escort Çatalca suriyeli escort Bakırköy suriyeli escort Kadıköy suriyeli escort Avcılar suriyeli escort Beykoz suriyeli escort Kartal suriyeli escort İzmir suriyeli escort Balçova suriyeli escort Konak suriyeli escort Bayraklı suriyeli escort Buca suriyeli escort Çiğli suriyeli escort Gaziemir suriyeli escort Bergama suriyeli escort Karşıyaka suriyeli escort Urla suriyeli escort Bornova suriyeli escort Çeşme suriyeli escort Kayseri suriyeli escort Kocaeli suriyeli escort Gebze suriyeli escort İzmit suriyeli escort Malatya suriyeli escort Manisa suriyeli escort Mersin suriyeli escort Yenişehir suriyeli escort Mezitli suriyeli escort Erdemli suriyeli escort Silifke suriyeli escort Akdeniz suriyeli escort Anamur suriyeli escort Muğla suriyeli escort Bodrum suriyeli escort Milas suriyeli escort Dalaman suriyeli escort Marmaris suriyeli escort Fethiye suriyeli escort Datça suriyeli escort Samsun suriyeli escort Atakum suriyeli escort İlkadım suriyeli escort Adıyaman suriyeli escort Afyonkarahisar suriyeli escort Ağrı suriyeli escort Aksaray suriyeli escort Amasya suriyeli escort Ardahan suriyeli escort Artvin suriyeli escort Aydın suriyeli escort Balıkesir suriyeli escort Bartın suriyeli escort Batman suriyeli escort Bayburt suriyeli escort Bilecik suriyeli escort Bingöl suriyeli escort Bitlis suriyeli escort Bolu suriyeli escort Burdur suriyeli escort Çanakkale suriyeli escort Çankırı suriyeli escort Çorum suriyeli escort Denizli suriyeli escort Diyarbakır suriyeli escort Düzce suriyeli escort Edirne suriyeli escort Elazığ suriyeli escort Erzincan suriyeli escort Erzurum suriyeli escort Giresun suriyeli escort Gümüşhane suriyeli escort Hakkari suriyeli escort Hatay suriyeli escort Iğdır suriyeli escort Isparta suriyeli escort Kahramanmaraş suriyeli escort Karabük suriyeli escort Karaman suriyeli escort Kars suriyeli escort Kastamonu suriyeli escort Kırıkkale suriyeli escort Kırklareli suriyeli escort Kırşehir suriyeli escort Kilis suriyeli escort Konya suriyeli escort Kütahya suriyeli escort Mardin suriyeli escort Muş suriyeli escort Nevşehir suriyeli escort Niğde suriyeli escort Ordu suriyeli escort Osmaniye suriyeli escort Rize suriyeli escort Sakarya suriyeli escort Siirt suriyeli escort Sinop suriyeli escort Sivas suriyeli escort Şanlıurfa suriyeli escort Şırnak suriyeli escort Tekirdağ suriyeli escort Tokat suriyeli escort Trabzon suriyeli escort Tunceli suriyeli escort Uşak suriyeli escort Van suriyeli escort Yalova suriyeli escort Yozgat suriyeli escort Zonguldak suriyeli escort
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.