Bilal Ay: İnsan sevdiği ile haşrolur.
Bilal Ay: İnsan sevdiği ile haşrolur.
"Kutlu Doğum haftasının bütün milletimiz, bütün İslam alemi, bütün insanlık alemi için Cenab-ı Allah'tan hayırlı olmasını diliyorum.
İnsan sevdiği ile haşrolur. Cenab-ı Hak hepimizi Peygamber Efendimiz ile haşretsin cennette ona komşu yapsın inşallah.
Peygamber Efendimiz (sav) bütün insanlık için en güzel örnektir.
Peygamber efendimiz Kur'an-ı Kerim'de belirtildiği gibi bütün insanlığa en güzel örnek olarak gönderilmiştir. Dolayısıyla kendisinin yolu her hususta örnek olmak saadet yoluna ulaşmak için en güzel yoldur. Kendisi yine Kur'an-ı Kerim'de belirtildiği gibi bütün alemlere rahmet olarak gönderilmiştir. Sadece Müslümanlar değil, sadece bütün insanlık değil bütün alemler onun rahmetinden yararlanmaktadır. Esasen Kur'an-ı Kerim ve Peygamber Efendimizin sünneti İslamı öğrenmemiz için gönderilmiştir. Çünkü Cenab-ı Hak rahmandır, rahimdir.
Bizleri yaratmış bu dünyada imtihan ediyor ancak bu imtihanı kazanmamızı dünya ve ahiret saadetine ulaşmamızı da nasıl adaletten dolayı imtihan ediyorsa rahman ve rahim sıfatıyla İslamı göndererek bize yol gösteriyor. Elbette Cenab-ı Hak yaptığı işi en mükemmel şekilde yapar. Bunun için bize yol gösterirken, bu yolu bir taraftan her zaman bakıp göreceğimiz bir kitapla Kur'an-ı azimuşşanla göndermiş öbür taraftan da onu anlayabilmemiz için en güzel örneği de göndermiş. Biz efendimiz olmasaydı Kur'an-ı Kerim'e bakıp secde bile nasıl yapılır bilemezdik. Kur'an'dan öğrenme yeterliliği olmaz.
Bugün kimimiz kulağa kimimiz ensesi üzerine yatıp kalkmaya başlardı. Halbuki bir kere gördü mü insan ha demek ki böyle yapılacakmış diye anlar. Onun için en güzel öğretim kitap ve sünnet yoludur. İşte Cenab-ı Hak da bize İslâm'ı böyle göstermiş, göndermiştir. Bu sebepten dolayıdır ki Müslümanlığı öğrenmek için Peygamber efendimizi tanımak onun büyüklüğü azametini hissetmeye çalışmak temel bir esastır. Her Müslüman bu gerçeklere inanmaktadır. Onu tanımak için böyle bir haftanın yapılması dolayısıyla çalışmaların en hayırlısıdır.
İnsan öyle bir mahluktur ki, 1) Doğruyla yanlışı ayırabiliyor, 2) İnsan öyle bir mahluktur ki iyiyle kötüyü, güzel ile çirkini ayırabiliyor. 3) İnsan öyle bir mahluktur ki adalet ile zulmü ayırabiliyor, 4) İnsan öyle bir mahluktur ki faydalı ile zararlıyı ayırabiliyor. İnsanı insan yapan işte asıl Cenab-ı Hakkın vermiş olduğu bu üstün müstesna meziyetlerdir. Onun için insan mahlukların en şereflisi, en üstünüdür. Bundan dolayıdır ki insana bu özellikler verildiği için doğru ile yanlışı ayırma özelliği insan toplumlarında ilim dünyasını meydana getirmiş. Öbür taraftan iyi ile kötü, güzel ile çirkini ayırdığı için insan ahlak ve din dünyasını meydana getirmiş, faydalı ile zararlının ayrılmasından ekonomi meydana gelmiş, zulüm ile adaletin ayrılışından siyaset ve hukuk meydana gelmiştir. Böylece insanı insan yapan bu temel meziyetler daha kromozomundaki bu özellikler toplumda bu yapıları meydana getirmiş. Bu açıklamaları ilim ve dinin yerini çok iyi kavrayalım diye. Ahlakın yerini çok iyi kavrayalım diye. İlim bir şeyin doğruluğunu gösterir. Beş dörtten büyüktür bunu gösterir.
Eğer o beş kazanç haram ve dört kazanç helal ise işte dinde ahlak da gelir o dört helal kazancın beş haram kazançtan üstün olduğunu gösterir. Beşin dörtten büyük olduğunu bilmek yetmez. Bundan dolayı bunları birbirinin yerine koymak mümkün değildir. İlim ormanda yönünü kaybetmiş bir insanın pusulasına benzer. Gökyüzüne bakabilirsiniz. Büyük ayı, küçük ayı, şimal bu taraf tespit edebilirsiniz aklınızla. İyi amma ben şimdi bu karanlıkta etrafımın tehlikelerle dolu olan ormandan kurtulmak için nereye gideceğim. Şu şimal tarafındaki ağaçların arkasında canavarlar beni bekliyorsa, şu taraftaki cenuptaki şu tehlikeler varsa mutlak şimal diye bir şey ifade etmez ki. Kurtulabilmem saadet bulabilmem için akıl nasıl şart ise nerde hangi tehlikeler var bunu gösteren din bunu gösteren Kur'an-ı Kerim de aynen bir pusula gibi şarttır, zaruridir. İnsana hem akıl pusula, hem harita lazım. Dolayısıyla akla dayanarak, ilme dayanarak saadet bulacağını zan edenler temelden yanılgı içindedirler. Din fıtridir, zaruridir. Saadetin kaçınılmaz bir parçasıdır. Kaldı ki Müslümanlık dininde ilim dinin bir parçasıdır. Bu yanılgıdan kurtulmak mecburiyetindeyiz.
Müslümanlık aftır, hoşgörüdür
İslam demek ilim demektir. İslam demek çağdaşlık demektir. İslam demek sosyal adalet demektir. İslam demek Adil bir düzen demektir. Nitekim bunları uzun uzun konuşmaya lüzum yoktur. İlim Çin de bile olsa alınız o Müslüman'ın yitik malıdır sözü nasıl ilmin İslam'ın bir parçası olduğunu açıkça göstermeye yeter. İki günü birbirine aynı olan insan bizden değildir diyor Efendimiz. Ne olacak? Her gün daha ileriye gideceğiz. Onun için ilericilik, çağdaşlık asıl İslam'ın sıfatıdır. Onsuz ileriye gidilemez. O herkesi en ileriye götüren en güçlü motordur. Öbür taraftan, komşusu aç iken kendisi tok yatan bizden değildir sözü, sosyal adaletin ne güzel bir ölçüsüdür. Ve diğer yandan da tabii, kendisi için istediğini mü'min kardeşi için de istemeyi temel esas koyan Müslümanlık ne güzel bir adil düzen ortaya koymaktadır. Dolayısıyla Saadet için ne lazımsa hepsi Müslümanlıkta vardır.
Ve işte Peygamber efendimiz bunun öncüsüdür. Bundan dolayı bir hafta değil bütün bir yıl onu incelesek yine de azdır. Ve İslam elbette barış dinidir. Adı üstünde. Çünkü İslam kelimesinin kökü Selam'dan gelir. Sılim ve Selam barış demektir. Bizim Peygamberimiz Rahmetellilalemindir. Bütün alemlere rahmet olarak gönderilmiştir. İslam dininin nasıl bağışlayıcı, nasıl hoşgörülü, nasıl sevgiye dayanan bir din olduğu ortadadır. Bu yüzden teferruata girmeye lüzum görmüyorum.
Ve işte böylece bu kutlu doğumu hakikaten kutlamak ve bunu iyice tanımak, saadet yolunu öğrenmek için yapılacak en hayırlı bir faaliyettir.
Müslümanlık dininin barış dini olduğunu gösteren en açık tarihi gerekçelerden birisi şudur: Kudüs, tarih boyunca birkaç defa batılıların, Hıristiyanların, başka din mensuplarının eline geçmiştir. Ama tarihi incelediğimiz zaman görüyoruz ki, onlar Kudüs'e geldikleri zaman hep oradaki Müslümanları katletmişlerdir. Sonra Müslümanlar Kudüs'ü kurtardıktan sonra hepsini affetmişlerdir. Çünkü Müslümanlık aftır, hoşgörüdür, iyi muamele etmek demektir.
Müslümanlığı öğrenmek için Peygamberimizi tanımak gerekir
Bakınız bu sebeplerden dolayıdır ki Müslüman olsun olmasın bütün insanlık Peygamber Efendimiz Aleyhisselatı Vesselam'ı önder kabul etmek mecburiyetindedir. Nitekim batılı incelemeciler, ilim adamları bunu apaçık bir şekilde ortaya koyup, itiraf etmişlerdir. İnsanlık tarihinin en meşhur simalarını inceleyen en meşhur yazarlar dahi kitaplarında en büyük insanın Hz. Muhammed (SAV) olduğunu itiraf etmişlerdir, açık bir şekilde belirtmişlerdir. Bunun için sadece Müslümanların sevgisi değil, bütün insanların sevgisi çok doğaldır.
Evet Peygamber Efendimiz (SAV) böylece bütün insanlık için en güzel örnektir. Ne mutlu bu haftayı tanzim edenlere, bütün insanlığa, ülkemizin evlatlarına, O'nu tanıtmak için bu hayırlı hizmetleri yapanlara.
Efendimiz (SAV) hakkında Mehmet Akif Ersoy'un sözünü ilk açılış konuşmasını yapan hanım kardeşimiz ifade ettiler. Ben de sözlerimi kapatırken diğer Mehmet Akif gibi kıymetli şairimiz Necip Fazıl'ın şu sözü ile kapatmak istiyorum:
Yol O'nun, varlık O'nun, gerisi hep angarya,
Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk Sakarya.
Kutlu Doğum Haftası hayırlı olsun."
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

