CHP'deki Değişimi KARADAŞ'la Değerlendirdik.
CHP'deki Değişimi KARADAŞ'la Değerlendirdik.
KARADAŞ: Yıllardan beri CHP’de Sol ve Demokrat siyasal kimlik olarak kendini çok tanımlayamadı. Şöyleki:Yakın tarihimize baktığımız vakit toplumun ve halkların temel değerlerine ve sorunlarına inen onları algılayıp çözüm üreten kurumlar başarıyı yakalamış; sorunlara çözüm üretemeyenler ne yazık ki başarıyı yakalayamamıştır.Sorunların çözüm noktasında savunduğunuz temel değerler ve ilkeler çok önemlidir.Ülkemizin gerek demokrafik yapısı,gerek sosyolojik yapısı,gerek ekonomik yapısı ve kültürel yapısını analiz ettiğimiz vakit çok büyük oranda sosyal adaletsizliğin,bireysel haklarından yoksun olduğunu,toplumun kesitleri içerisinde eşitsizliğin ‘’milli gelir’’ dağılımı noktasında büyük uçurumlar olduğunu; Eğitimde,sağlıkta çok büyük sorunlar olduğunu görmek mümkün…
Sanırım biz, yapmış olduğumuz politikalarla işçiden, köylüden, memurdan, emeği ile geçinenden uzaklaşıp sorunları daha az olanlarla ‘’teşviki mesai’’ yaptık. Yukarıda kısaca özetlemeye çalıştığım bu problemlere çokta cevap veremedik.Doğal olarakta başarıyı yakalayamadık. İşte tam bu çıkmaz içerisinde sorunuza cevap vermek gerekirse: 33’ncü kurultayımızla beraber sayın Genel Başkanımız Kemal KILIÇDAROĞLU’nun konuşması bir manifesto olarak algılanmalı. İlk defa uzun yıllardan beri halk dilini kullanan ,o dili kullanırken gerçekten samimi,inanarak ve özümseyerek devam ettiren bir tablo ile karşı karşıyayız.Aynı zamanda düşündüklerini ve inandıklarını,köy köy,kasaba kasaba,il il gezerek toplumla bizatihi temas kurarak ilişkilendi.Ondandır ki toplum içerisinde büyük bir heyecan ve umut aşılamış-tır.Aynı zamanda yıllardan beri özlediğimiz; demokrat ve sosyal demokrat argümanları içtenlikle ifade eden bir dil kullanarak toplumun bütün kesitleri-ne eşit mesafede olduğu özgürlükçü solun,demokrasinin,çağdaş hukukun ve bireyin temel hak ve özgürlüklerinin pratik alanda da savunucusu noktasına geldi.
Sosyal devletin olmazsa olmazı ve vazgeçilmez bir nitelik olduğunu ifade Etmekte:Halkın yaşama hakkı,barınma hakkı,eğitim ve sağlık hakkının Sosyal Demokrat bir iktidar tarafından çözümlenebileceğine işaret ederek bütün herkesin dikkatini CHP’ye çevirmiştir.Bugüne kadar sorunları söyleyip çözüm noktasında alternatif sunamayan çizgiden sorunları söyleyip alternatifini sunan bir noktaya getirdi.Bu yeni bir siyaset yapma biçimiydi bizde.Genel başkanımıza olan bu ilgi ve alaka tesadüfi değildir.Özüyle,sözüyle inanan ve o sorunsalların içinden bizzat gelerek,yaşayarak bilen bir kişinin feryadıdır. Ondandır ki çok kısa zamanda insanlar onu kabullendi,kendi lideri saydı ve inandı.
GOPHABER: Sayın KARADAŞ Türbanla ilgili ne düşünüyorsunuz?
Bu bağlamda türban sorununun bir şekilde çözülmesi gerektiği;bu çözümüzde ancak ve ancak CHP’ iktidarında çözüleceğine inanıyor.Bütün herkesin ‘’genel başkanımızın ifade ettiği gibi’’özgürce yaşaması,inançlarını idame etmesi gerekmektedir.Sanırım şu an bir rapor hazırlanıyor!En kısa zamanda kamuoyuyla paylaşılacaktır.
Çözüm önerisi getirmek gerekirse;bence zorunlu eğitimi 12 yıla çıkarıp zorunlu eğitim sürecinde çağdaş batı standardın da bir eğitim verilse ondan sonrada insanların giyim kuşamlarına karışılmasa bu mesele çözülür.Bir öğrenci ilk öğretime 7 yaşında başlıyor,12 yılda eğitim süresi etti 19.Eee 19 yaşında ki bir gencin iradesine kimsenin ipotek koyma gibi bir derdi olmamalı.Onun kararlarına saygı duyulmalı.Sevgili arkadaşım,biz bugüne kadar neyi yasakladıysak onu büyüttük.Kaldı ki bizim literatürümüzde yasakçı bir anlayış olmamalı.Özgürlükçü,kişiye saygı duyan ,herkese eşit mesafede duran ve hümanist bir anlayış olmalı.
2023 yılı cumhuriyetimizin 100’ncü kuruluş yılı olacaktır.Ümit ediyorum o tarihlere kadar çağdaş,modern ve gelişmiş güçlü bir Türkiye yaratacağız.Şu an büyük ekonomiler içerisinde sanırım 17’nci sıradayız;o tarihlere kadar ilk onun içerisine girmek çokta zor değildir.
Zorlaştıran temel unsur içimizdeki dinamiklerin sorunlarını,problemlerini çözememekten kaynaklanır.Eğer demokrasiyi kurumsallaştıracaksak,çağdaş ve demokrat bir yaşam biçimi yaratacaksak, büyük,küçük demeden içimizdeki sorunları çözmemiz gerekir.Anadolu coğrafyası onlarca medeniyete ev sahipliği yapmış ve tarihin derinliklerine damgasını vurmuştur.Çoğu dönem de halkların birlikte yaşama kültürünü ,farklılıklarını gökkuşağı güzelliğinde günümüze kadar aksettirmiştir.Coğrafyanın bin yıllık sürecinde sorunlar ve eksiklikler olmasına rağmen beraber yaşama kültürünü bize sunmuşlardır.
Ancak son yıllarda gerek ekonomik,gerek siyasal ve gerek kültürel sorunlar yaşanmaya başladı.İşsizlik hat safaya çıktı,eğitimde ve sağlıkta ciddi anlamda mağdur edildi.Devlet bireyin üzerinde bir güç ve otorite oldu.Öyleki bireyler kendi öz devletlerinden korkar hale geldi.Oysa demokratik yaşam kültürü içerisinde devlet bütün herkese eşit mesafede duran onların haklarını sonuna kadar koruyan ve kollayan onlara şefkatle bakan bir mekanizma olmalı.Bir kesimin iradesini herkese otorite olarak sunmamalı.Herkesin iradesini çağdaş hukuk ve demokratik kültür içerisinde sahiplenmeli,her kesitin aidiyetini sonuna kadar sahiplenmeli.Bu da gerçek manada çağdaş,medeni hukukun üstünlüğüne inanan ve gerçek demokratik bir rejimle mümkündür…
Tabi bu anlattıklarım AKP iktidarının bize sunduğu adı bazen kürt açılımı,bazen demokratik açılım şeklinde değil;İçeriği belli olmayan,neyi,kimi veya kimleri ifade ettikleri bilinmeyen böyle bir açılımın sorunları çözmeyeceği şimdiden belli olmuştur.Bu halkın 8 yıllık teveccühünü alan bu iktidar sorunlara popilistçe yaklaşım göstermiştir.Ciddi hiçbir sorunun çözüm yoluna gitmemiştir.
Oysa yıllarca ülkemizde yaşanan bu sorun binlerce ailemizin evine ateş düşürmüştür.Hiç bir kimse o evlere düşen ateşteki acı,ızdırap ve üzüntüyü onlar kadar bilemez.Kimi ailemiz evindeki şehidiyle ,kimi de dağda ölen çocuğunun acısıyla günümüze kadar geldi.Bu acı tablo ya böyle devam edecek yada gerçekten radikal kararlar alınarak bu sorunlar ortadan kalkacak.Siyaset cesaret işidir,siyaset risk alma işidir ve siyaset sorunlar ne olursa olsun; halkın barışı,mutluluğu ve geleceği için meseleleri çözme işidir.
Sayın Kara,sanırım bu sorunuda türban meselesindeki yaklaşımı gibi sayın genel başkanım Kemal KILIÇDAROĞLU çözecektir.Eğer silahlar susacaksa,eğer bir daha kardeş kanı akmayacaksa,eğer güçlü,zengin bir TÜRKİYE inşa edilecekse genel af neden olmasın?
GOPHABER: Sayın KARADAŞ son olarak referandumla ilgili düşüncenizi almak istiyoruz.
Sayın Kara,yıllardır ara ara anayasanın bazı maddelerini değiştiriyoruz,öyleki aynen yamalı bohça gibi her yakşlaşık 10 yıllık süreçte bir yama yapıyoruz.Yamalarda bir türlü aslına uymuyor.Zaten uymasıda zor çünki 30 yıl önce üretilen bir kumaş.(kumaş olduğuda belli değil ya)
Oysa biz sohbetimizin başında da söylediğimiz gibi… Eğer güçlü,istikrarlı, zengin, uluslar arası arenada güreşebilecek; çağdaş,demokratik,hukukun üstünlüğüne inanan güçlü bir TÜRKİYE yaratacaksak, yamalarla değil; Gerçekten batı standardında, özgürlükçü.bireyin temel hak ve özgürlüklerine sahip,sosyal devlet anlayışını hakim kılan ,sivil demokratik ve çağcıl bütün herkesin kendisini birinci sınıf vatandaş olarak görmek istediği bir anayasa yapmalıyız.Bu ülkenin bir 10 yıl daha kaybına tahammülü olmamalıdır.
Bu ülkede yaşamını idame eden bütün STK’lar,demokratik kitle örgütleri ve siyasal partilerin anlat(uzlaşıcı) kalacağı bir anayasa olmalı.Sanırım bu anayasayı oluşturmakta CHP’ne nasip olacaktır.
Son olarak şunu söylemek istiyorum:İçerisinde halkın temel sorunlarına çözüm üretmeyen bu anayasa değişikliğine ‘’ HAYIR ‘’ diyorum.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

