Koç City
merkez

Erdoğan Girdiği 7 Seçimi Nasıl Kazandı?

Duyuru İlan (İHA) - İhlas Haber Ajansı | 15.09.2010 - 20:15, Güncelleme: 01.09.2022 - 17:05 3638+ kez okundu.
 

Erdoğan Girdiği 7 Seçimi Nasıl Kazandı?

Girdiği tüm seçimlerden Erdoğan nasıl galip çıktı işte cevabı...   NEDEN HEP O KAZANIYOR? Prof. Dr. Deniz Ülke ARIBOĞAN İstanbul Bilgi Üniversitesi mütevveli heyeti üyesi,Uluslar arası hukuk ve politika dergisi editörü ve köşe yazarı Bahçeşehir Üniversitesi eski rektörü. 12 Eylül Refarandumu, Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Belediye Başkanı seçildiği  1994’ten bu yana girdiği ve önde kapattığı yedinci sandık yarışı oldu. Bütün yarışlarda daha güçlü çıkan Başbakan Erdoğan’ın seçim sandıklarındaki başarısının gerisinde ne yatıyor?1994 yılında yüzde 25.1 oy alarak İstanbul  Büyükşehir Belediye Başkanı olan Recep Tayyip Erdoğan’ın siyaset hayatındaki bu başarısında muhalefetin zayıf olması mı,yoksa vaat ettiği değişim mi etkili oldu. Siyasete Milli görüş geleneğinden  gelen  Erdoğan’ın şimdi sol söylemlerle bazı solcuları bile şaşırtıyor.bu söylemler başarısında etkili oldu mu? 2007 yılındaki genel seçimlerinden sonra “statükocu zihniyeti değiştireceğiz” söylemi ne kadar etkili oldu.. Recep Tayyip Erdoğan’ın başarısını siyaset bilimciler,sosyologlar,stratejistler ve gazeteciler   değerlendirdi. Duruşu geleneksel,vizyonu modern,gücü karizması.. VAATLERİ Mİ,KARİZMASI MI ETKİLİ OLDU? Meydanlarda rakipsiz Girdiği tüm seçimleri kazanmasının hem Tayyip Erdoğan’ın bir lider olarak kapasitesiyle hem de AKP’nin toluma yönelik mesajları ve vaatleriyle ilgisi var. Erdoğan liderlik karizması çok yüksek olan birisi ve gerek beden diliyle gerekse söylemleriyle  halkla iç içe ama halkın üzerinde bir görüntü veriyor.Meydanlara indiğinde kesinlikle rakipsiz. Seçimler konusunda  arık çok tecrübeli.Nerede ne mesaj vereceğini çok iyi biliyor.Zaman zaman yanlış ve kendisini zor duruma sokan ifadeler de kullanıyor ama halk bunu onun doğallığı olarak kabul ediyor. AKP’nin söylemleri  de direkt olarak halkın gündelik yaşam pratiğine yönelik ve kitlesel  bir merkez  sağ partinin Türkiye’de yerleşik bir oy potansiyeli var. Bugünkü yapısıyla “AKP yeni bir vizyon ama geleneksel bir duruşu” simgeliyor.Halk değişimi  ve sürekliliği bir arada tutan bu yapıya sıcak bakıyor. Tarihsel olarak bakıldığında Türk siyaset tarihinin muhafazakar ve değişimci kanadın mücadelesi olarak geçtiğini görmek  mümkün. İlginç olan 20 yüzyılın ikinci yarısında itibaren değişimci geleneği Türkiye’de hep sağ  partilerin sahiplenmiş olması.DP,AP,ANAP,AK PARTİ aslında birbirinin devamı niteliğinde. Sol  partiler normalde olması gereken duruşlarının aksine sistemi muhafaza etme arzusunda  olan ve değişimden rahatsızlık duyan bir görüntü veriyorlar. İlerleme kavramını 20.yüzyıl’ın ilk yarısında sabitlenme olarak  algılayınca,devrimsel dönüşümlerin yaşandığı bir yüzyılda durağanlığın simgesi haline geliyorlar. Korkudan beslenen ideolojik söylemlerle buraya kadar gelmek mümkün.Gerçek sol bir kimliğin bugünün düzeninde olağanüstü bir tabanı var. Değişim dönemleri geniş kitlelerin sıkıntılar çektiği dönemlerdir.ve geniş kitleyi sahiplenen bir sol söylem ciddi destek görebilir. CHP maalesef yüksek gelirli mahallelere ve kıyı şeridine hapsolmuş durumda. MHP  ise ideolojisini yenileyemedi oysa en büyük gücünün ideolojisi olması gereken bir parti. Erdoğan,iktidar partisi olmasına rağmen tıpkı bir muhalefet partisi gibi düzeni eleştiriyor,şikayet ediyor. Yaratılan imaj bir yerlerde iktidarın dışında bir takım muktedirlerin olduğu ve AKP’nin bunların kötülüklerine karşı mücadele eden bir parti olduğu biçimde. Bu gerçekten de çok başarılı bir strateji:”Soyut,tanımlanamaz kötülük figürlerine karşı,somut muhalif savaşçılar”.Kurmay kadrosu gerçekten çok iyi. Muhalefet partilerinin ise çok yetersiz.Son örnek tarihe mal oldu sanırım.oy kullanmayı becerememiş bir liderden çok,onun yoğunluğu sırasında basit bir kayıt sorununu çözememiş kadrodan bahsetmek gerekiyor. Liderine ihtiyaç duyduğu fikri desteği verememeleri bir yana,pratik problemlerde bile çok yetersiz bir durum var ortada.    SAĞDA OLAMSINA RAĞMEN SOLCU SÖYLEM Mİ KULLANIYOR? Ümit FIRAT ‘Kürt aydını’ kimliğiyle tanınan gazeteci yazar.1992’de Helsinki Yurttaşlar Heyeti’nin kurucuları arasındaydı.1994’te YHD’nin  Güneydoğu illeri Örgütlenme sorumlusu. Ahmet  Kaya’ya ağlıyor,bu insanları etkiliyor Türkiye yanlış kullandığı için Erdoğan kazanıyor.28 şubat dönemi var,bu da 12 Eylül ile bağlantılı bir süreçtir.Türkiye’deki vesayetçi sistemin bir kez daha kendini hatırlatması, postmodern darbe olarak adandırıldı,28 şubat süreci sonrasında Refah partisi kapatıldı ama bu vesayetçi süreç  etkisini sürdürdü. Bu süreçte Türkiye’nin gelmiş geçmiş en olmaması gereken hükümeti iktidardaydı.Dünya hızla değişiyordu ama Türkiye kendi eski rejimine yüzünü dönmüştü.Ekonomik sıkıntılar yaşandı. Dünyada ve Türkiye’de adil düzen arayışı vardı.Tüm bu yolsuzluk,hırsızlık,adaletsizlik sürecinden  sonrasında tabii ki muhafazakar eğilimli,statükonun içinden olmayan, muhalefet eden bir partinin önü açıldı. Erdoğan sağcı olmasına rağmen solcu söylemlerle halka ulaşıyor,bu solculara da çok tuhaf geliyor.Ahmet Kaya ile özel bir anısı nedeniyle gözyaşı döküyor,bu insanları  etkiliyor. Solcular bunu anlamıyor neden gözyaşı döküyor diye.Bunun normal olması gereken bir şey olduğu solcular tarafından net olarak anlaşılamıyor. AKP’li olmayıp da AKP’ye destek verilen nokta da bu oluyor.Türk siyasi hayatına bakıldığında bir partiyi destekleyenler o partiyle aidiyet bağı kurar,AKP’de bu yok. İnsanlar hem AKP’li  değil  hem de AKP’ye destek veriyor,neden çünkü alternatifi yok.Bugün AKP’nin  büyük bir kitlesel desteği  var ama bu kitlesel desteğin tümü partililerden oluşmuyor. Sokakta AKP ile en ufak bir bağı olmayan insanlar seçim sandığı kurulunca AKP desteklemesi bunun göstergesi.AKP alternatifsiz kaldı.AKP,devletin gücünün çehresini değiştirdi. Örneğin sıradan bir yurttaş geçmişte hastalığını sineye çekip hastaneye gitme cesaretine sahip değilken ‘hiçbir şey yapmayacaklar,boşu boşuna gideceğim,oradaki memurdan birde azar işiteceğim’ diye düşünürdü.Şimdi çatır çatır gidiyor derdini anlatıyor. Muhalefet “Niğde’de içkili lokanta bulunmuyor” diye şikayet ediyor,fakat 20 sene öncede  Niğde’de içkili lokanta bulmak zordu. Muhalefet eski söylemleri yeniymiş gibi vatandaşa sunuyor ama kimse artık bu söylemlere yüz vermiyor. Geçen hafta Kılıçdaroğlu Baykal’ın da katıldığı Antalya mitinginde “referandumda evet çıkarsa Türkiye bölünür” dedi.Bugün 13 Eylül ve Türkiye  bölünmedi.. Ruşen ÇAKIRSİYASTİ HEM  ‘DAVA’  HEM  ‘MESLEK’ OLARAK GÖRDÜ Recep Tayyip Erdoğan’ı, RP İstanbul  İl Başkanlığı’ndan beri,yaklaşık 25 yıldır bir gazeteci olarak bilir,tanır ve izlerim. Hatta 9 yıl önce meslektaşım Fehmi Çalmur ile bilikte “Bir Dönüşüm  Öyküsü” alt başlığıyla kendisinin biyografisini  yayınlamıştık. Bu birikimimden hareketle,”Erdoğan nasıl oluyor da 1994’den beri girdiği tüm seçimleri kazanıyor?”sorusuna vereceğim ilk cevap rakipleri,düşmanları  yüzünden,daha doğrusu sayesinde” olacaktır.şunu söylemek istiyorum: 1994  yerel seçimlerinde RP’den İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı  olduğunda,Türkiye’yi yönettiğini,bu ülkenin ekonomik, kültürel,toplumsal ve siyasal  hayatını  yönlendirdiğini  düşünen (ve bekli de sahiden böyle olan)çevreler Erdoğan’ı  küçümsedi.Onu tanımaya, anlamaya çalışmadı. Badirelerini anlattı:   Başkanlığı kazanması bir “kaza” olarak görüldü,bu zor görevi eline yüzüne ulaştıracağı,uzun süremeyeceği düşünüldü.Hapse girmesi,aynı çevreler tarafından siyasi kariyerinin sonu olarak görülüp sevinçle karşılandı. RP(daha sonra FB)içinde onun başını çektiği “yenilikçi” kanata pek bir şans tanınmadı.Ardından yine onun liderliğinde kurulan AKP’ye belli bir kredi verildi ancak bu partinin nasılsa kısa süre içinde kendileriyle işbirliği yapmak zorunda kalacağı;eğer kendi dümen sularına girmezse sistem tarafından (asker,yüksek yarı vs.)tasfiye edileceği düşünüldü. Fakat yanıldılar.Erdoğan Türkiye’deki mevcut sistemin geleneksel sahiplerinin sandığı gibi kolay bir lokma çıkmadığı gibi,işi kendisini tasfiye etmeyi tasfiyeye adar götürdü. Siyasi hayatında önüne çıkarılan bütün badireleri,er yada geç, bi şekilde atmayı beceren Erdoğan’ın önüne “Türkiye’nin,halkın seçtiği ilk başkan ”olma hedefini koyduğunu ve bunu engelleyebilecek pek bir güç bulunmadığını görüyoruz. Küresel Fırsatlar : Tabii Erdoğan’ı bugünlere sadece rakipleri ve düşmanları getirmedi. Sovyetler Birliği’nin dağılması ve Doğu  blogu’nun  çözülmesiyle  birlikte yaşanan küresel değişim ve dönüşümlere kendini hızla adapte edebilmesinin de altını çizmek lazım. Düşmanları onu “BOP Eşbaşkanı” veya “ılımlı İslam’ın Türkiye ayağı” gibi gerçekle pek ilgisi olmayan yaftalarla mahkum ettiklerini sanmaya devam etsinler, Erdoğan,İslam dininin,özellikle de onun siyasal  yorumlarının küresel bir olgu haline gelmesinin dezavantajlarından olabildiğince uzak durup avantajlarını sonuna kadar kullanmaya çalıştı,çalışıyor. Bir bilanço çıkarılacak olursa artı hanesinin daha kalabalık olduğu görülecektir.Bu arada merkezde yer alma iddiasındaki partilerin,en çok da CHP’nin, AB üyeliğine her geçen gün daha mesafeli bakması da, bu projenin şampiyonluğunu yapan Erdoğan’ın imajını ,sadece Avrupa’da  değil,tüm Batı dünyasında,hatta İslam aleminde de büyük ölçüde parlattı. DOBRALIK: Dış etmenleri hızla özetledikten sonra Erdoğan’ın kişisel bazı özelliklerini de vurgulamaya çalışalım.Öncelikle şu noktaya dikkat çekmek isterim:rakip ve düşmanlarının Erdoğan’da “defo Olarak gördüğü hususlar pekala onun toplumun belli kesimleri  tarafından daha karizmatik görünmesine yol açabiliyor.1994’de merkez medya Erdoğan’ın kaçak gecekondusu olduğunu kanıtlayıp onu köşeye sıkıştırmak isterken,onun İstanbul’un yoksul  ve yoksunlarıyla daha hızlı kucaklaşmasına sebep olduklarını pek geç fark etmişlerdi. Benzer şekilde onun bir siyasetçide alışık olmadığımız  bazı düz ve hayli sert çıkışları da,medya tarafından şikayet konusu yapılırken seçmenin bir bölümüne “helal olsun dobra adam” dedirtti. Bu yüzden Erdoğan’dan söz edilirken sı sık onun hem Karadenizli,hem  Kasımpaşalı olmasının,bu arada futbolculuk geçmişinin altı çizilir. Kuşkusuz bunlar  onu  anlamamızda önemli.Aynı şekilde onun dindar kimliği de,siyasi kariyerinde önemli bir faktör olmuştur;en azından onun siyasete bir meslek”ten ziyade,bir” dava” gibi görmekle birlikte son derece ciddiye alması,olabildiğince profesyonelce yapmasıdır. EKİP ÇALIŞMASI: Bu bağlamda Erdoğan ekip çalışmasına çok önem verir ve bunu son derece başarıyla yürütür.Örneğin AKP mitinglerine gittiğinizde neredeyse bir görevli danışmanlar ordusuyla karşılaşırsınız. Diğer parti liderleriyse bir-iki koruma,birkaç kurmay ve gittikleri yerdeki il başkanları vs. ile karşınıza çıkarlar.Teknolojiyi çok yakından  takip etmeyebilir ancak ailesinden veya yakın çevresinden birileri muhakkak takip eder ve bunun imkanlarını onun hizmetine sunar. Daha lise çağlarında,tersanede tamir için bekleyen gemilerin üstüne çıkıp nutuk atma antremanları  yapmış olan Erdoğan’ın ,Türkiye’nin “prompter”(metin okuma cihazı)kullanan beki de ilk ve yine belki de tek lider olması,bu nedenle şaşırtıcı değildir. Sonuç olarak Erdoğan siyasette bir yandan geleneksel ilişki ağlarını ve değerleri sonuna kadar  kullanırken  öte yandan modernliğin tüm niteliklerini hiç çekinmeden  davasına aktarabiliyor. Diğer bir deyişle Erdoğan siyasette gelenek ile modernlik arasında bir kaynaşmayı hayata geçiriyor.İşte bu da ona başarının kapılarını açıyor.   Değişimi Anlatması başarısında etkili oldu mu? Prof .Dr. Fuat KEYMAN Koç Üniversitesi Uluslararası ilişkiler Bölümü öğretim üyesi,Küreselleşme ve Demokratikleşme Araştırma merkezi direktörü,Ekonomi ve Dış Politika Araştırma merkezi kurucu yön.kurulu üyesi. Türkiye’nin ve dünyanın değişimini  iyi okuyor. AKP’nin ve Başbakan Erdoğan’ın hep kazanan olmasındaki en büyük faktörlerden birisi değişimin taşıyıcısı durumunda olmaları. AKP parti olarak ve Erdoğan da bir lider olarak hem dünyanın değişimini hem de Türkiye’nin dönüşümünü iyi okuyarak kendilerini değişim taşıyıcı aktörü konumunda sunuyor. Bu yönüyle de diğer partilerden farklılar.Bu sunum esnasında değişim potansiyellerini ön plana çıkartan olumlu ve proaktif bir söylem  içerisinde muhalefetin zayıflığı, Türkiye’nin ve dünyanın  değişimini iyi okuyamaması Türkiye’yi yönetecek bir proje sahibi olmaması AKP’nin ve Erdoğan’ın olumlu algılanmasına neden oluyor. Muhalefet alternatif olamıyor, böyle bir algıyı yaratamıyor. En önemlisi de AKP ve Başbakan Erdoğan eleştirildikleri zaman bile çok çalışkan olmaları temelinde takdir topluyorlar… Statükoyu Zorladığı İçin mi Kazanıyor? Prof. Dr Nülüfer Narlı MÜ Ortadoğu ve İslam Ülkeleri Enstitüsü Yönetim Kurulu Üyesi Sosyoloji ve Antropoloji Anabilim Dalı Başkanı ABD’de ‘kadın ve siyasal katılım’ konusunda çalışma yaptı  Statükoyu Zorladı Güçlü bir taban politikası ilk seçimlerde başarı sağladı. AB ve uyum sürecine önem verilerek kentli orta ve üst sınıfları kazandı. Yeni kentleşen dindar muhafazakar orta sınıfları ve kent yoksullarını zaten yanına almıştı. İktidar partisi olmanın gücü ve kadrolarını kurmanın avantajı başarı kazanmasında önemli . Bu referandumda bu faktör önemli rol oynayan dinamiklerden birisi. Ayrıca 2007 seçimlerinde statükoyu zorlaması desteğini daha da artırdı. Muhalefet yeterinde güçlü olamadı. Kılıçdaroğlu muhalefet olarak gücünü arttırıyor fakat AK Parti karşısında büyük bir başarı gösteremedi. Yenilik isteyen dindarlar olduğu kadar, laik kesimden de referandumda oy aldı. Taban ve kurmay kadrosu çok güçlü. Halkla ilişkilerde çok başarılı. Solcu söylem kullandığı gibi işkence ve insan haklarını öne çıkararak büyük bir destek sağladı. Vatan
Girdiği tüm seçimlerden Erdoğan nasıl galip çıktı işte cevabı...
 
NEDEN HEP O KAZANIYOR?

Prof. Dr. Deniz Ülke ARIBOĞAN İstanbul Bilgi Üniversitesi mütevveli heyeti üyesi,Uluslar arası hukuk ve politika dergisi editörü ve köşe yazarı Bahçeşehir Üniversitesi eski rektörü.

12 Eylül Refarandumu, Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Belediye Başkanı seçildiği  1994’ten bu yana girdiği ve önde kapattığı yedinci sandık yarışı oldu.

Bütün yarışlarda daha güçlü çıkan Başbakan Erdoğan’ın seçim sandıklarındaki başarısının gerisinde ne yatıyor?1994 yılında yüzde 25.1 oy alarak İstanbul  Büyükşehir Belediye Başkanı olan Recep Tayyip Erdoğan’ın siyaset hayatındaki bu başarısında muhalefetin zayıf olması mı,yoksa vaat ettiği değişim mi etkili oldu.

Siyasete Milli görüş geleneğinden  gelen  Erdoğan’ın şimdi sol söylemlerle bazı solcuları bile şaşırtıyor.bu söylemler başarısında etkili oldu mu? 2007 yılındaki genel seçimlerinden sonra “statükocu zihniyeti değiştireceğiz” söylemi ne kadar etkili oldu..

Recep Tayyip Erdoğan’ın başarısını siyaset bilimciler,sosyologlar,stratejistler ve gazeteciler   değerlendirdi.

Duruşu geleneksel,vizyonu modern,gücü karizması..

VAATLERİ Mİ,KARİZMASI MI ETKİLİ OLDU?

Meydanlarda rakipsiz

Girdiği tüm seçimleri kazanmasının hem Tayyip Erdoğan’ın bir lider olarak kapasitesiyle hem de AKP’nin toluma yönelik mesajları ve vaatleriyle ilgisi var.

Erdoğan liderlik karizması çok yüksek olan birisi ve gerek beden diliyle gerekse söylemleriyle  halkla iç içe ama halkın üzerinde bir görüntü veriyor.Meydanlara indiğinde kesinlikle rakipsiz.

Seçimler konusunda  arık çok tecrübeli.Nerede ne mesaj vereceğini çok iyi biliyor.Zaman zaman yanlış ve kendisini zor duruma sokan ifadeler de kullanıyor ama halk bunu onun doğallığı olarak kabul ediyor.

AKP’nin söylemleri  de direkt olarak halkın gündelik yaşam pratiğine yönelik ve kitlesel  bir merkez  sağ partinin Türkiye’de yerleşik bir oy potansiyeli var.

Bugünkü yapısıyla “AKP yeni bir vizyon ama geleneksel bir duruşu” simgeliyor.Halk değişimi  ve sürekliliği bir arada tutan bu yapıya sıcak bakıyor.

Tarihsel olarak bakıldığında Türk siyaset tarihinin muhafazakar ve değişimci kanadın mücadelesi olarak geçtiğini görmek  mümkün.

İlginç olan 20 yüzyılın ikinci yarısında itibaren değişimci geleneği Türkiye’de hep sağ  partilerin sahiplenmiş olması.DP,AP,ANAP,AK PARTİ aslında birbirinin devamı niteliğinde.

Sol  partiler normalde olması gereken duruşlarının aksine sistemi muhafaza etme arzusunda  olan ve değişimden rahatsızlık duyan bir görüntü veriyorlar.

İlerleme kavramını 20.yüzyıl’ın ilk yarısında sabitlenme olarak  algılayınca,devrimsel dönüşümlerin yaşandığı bir yüzyılda durağanlığın simgesi haline geliyorlar.

Korkudan beslenen ideolojik söylemlerle buraya kadar gelmek mümkün.Gerçek sol bir kimliğin bugünün düzeninde olağanüstü bir tabanı var.

Değişim dönemleri geniş kitlelerin sıkıntılar çektiği dönemlerdir.ve geniş kitleyi sahiplenen bir sol söylem ciddi destek görebilir.

CHP maalesef yüksek gelirli mahallelere ve kıyı şeridine hapsolmuş durumda. MHP  ise ideolojisini yenileyemedi oysa en büyük gücünün ideolojisi olması gereken bir parti.

Erdoğan,iktidar partisi olmasına rağmen tıpkı bir muhalefet partisi gibi düzeni eleştiriyor,şikayet ediyor. Yaratılan imaj bir yerlerde iktidarın dışında bir takım muktedirlerin olduğu ve AKP’nin bunların kötülüklerine karşı mücadele eden bir parti olduğu biçimde.

Bu gerçekten de çok başarılı bir strateji:”Soyut,tanımlanamaz kötülük figürlerine karşı,somut muhalif savaşçılar”.Kurmay kadrosu gerçekten çok iyi.

Muhalefet partilerinin ise çok yetersiz.Son örnek tarihe mal oldu sanırım.oy kullanmayı becerememiş bir liderden çok,onun yoğunluğu sırasında basit bir kayıt sorununu çözememiş kadrodan bahsetmek gerekiyor.

Liderine ihtiyaç duyduğu fikri desteği verememeleri bir yana,pratik problemlerde bile çok yetersiz bir durum var ortada.   

SAĞDA OLAMSINA RAĞMEN SOLCU SÖYLEM Mİ KULLANIYOR?

Ümit FIRAT ‘Kürt aydını’ kimliğiyle tanınan gazeteci yazar.1992’de Helsinki Yurttaşlar Heyeti’nin kurucuları arasındaydı.1994’te YHD’nin  Güneydoğu illeri Örgütlenme sorumlusu.

Ahmet  Kaya’ya ağlıyor,bu insanları etkiliyor

Türkiye yanlış kullandığı için Erdoğan kazanıyor.28 şubat dönemi var,bu da 12 Eylül ile bağlantılı bir süreçtir.Türkiye’deki vesayetçi sistemin bir kez daha kendini hatırlatması, postmodern darbe olarak adandırıldı,28 şubat süreci sonrasında Refah partisi kapatıldı ama bu vesayetçi süreç  etkisini sürdürdü.

Bu süreçte Türkiye’nin gelmiş geçmiş en olmaması gereken hükümeti iktidardaydı.Dünya hızla değişiyordu ama Türkiye kendi eski rejimine yüzünü dönmüştü.Ekonomik sıkıntılar yaşandı.

Dünyada ve Türkiye’de adil düzen arayışı vardı.Tüm bu yolsuzluk,hırsızlık,adaletsizlik sürecinden  sonrasında tabii ki muhafazakar eğilimli,statükonun içinden olmayan, muhalefet eden bir partinin önü açıldı.

Erdoğan sağcı olmasına rağmen solcu söylemlerle halka ulaşıyor,bu solculara da çok tuhaf geliyor.Ahmet Kaya ile özel bir anısı nedeniyle gözyaşı döküyor,bu insanları  etkiliyor.

Solcular bunu anlamıyor neden gözyaşı döküyor diye.Bunun normal olması gereken bir şey olduğu solcular tarafından net olarak anlaşılamıyor.

AKP’li olmayıp da AKP’ye destek verilen nokta da bu oluyor.Türk siyasi hayatına bakıldığında bir partiyi destekleyenler o partiyle aidiyet bağı kurar,AKP’de bu yok.

İnsanlar hem AKP’li  değil  hem de AKP’ye destek veriyor,neden çünkü alternatifi yok.Bugün AKP’nin  büyük bir kitlesel desteği  var ama bu kitlesel desteğin tümü partililerden oluşmuyor.

Sokakta AKP ile en ufak bir bağı olmayan insanlar seçim sandığı kurulunca AKP desteklemesi bunun göstergesi.AKP alternatifsiz kaldı.AKP,devletin gücünün çehresini değiştirdi.

Örneğin sıradan bir yurttaş geçmişte hastalığını sineye çekip hastaneye gitme cesaretine sahip değilken ‘hiçbir şey yapmayacaklar,boşu boşuna gideceğim,oradaki memurdan birde azar işiteceğim’ diye düşünürdü.Şimdi çatır çatır gidiyor derdini anlatıyor.

Muhalefet “Niğde’de içkili lokanta bulunmuyor” diye şikayet ediyor,fakat 20 sene öncede  Niğde’de içkili lokanta bulmak zordu.

Muhalefet eski söylemleri yeniymiş gibi vatandaşa sunuyor ama kimse artık bu söylemlere yüz vermiyor.

Geçen hafta Kılıçdaroğlu Baykal’ın da katıldığı Antalya mitinginde “referandumda evet çıkarsa Türkiye bölünür” dedi.Bugün 13 Eylül ve Türkiye  bölünmedi..

Ruşen ÇAKIR

SİYASTİ HEM  ‘DAVA’  HEM  ‘MESLEK’ OLARAK GÖRDÜ

Recep Tayyip Erdoğan’ı, RP İstanbul  İl Başkanlığı’ndan beri,yaklaşık 25 yıldır bir gazeteci olarak bilir,tanır ve izlerim.

Hatta 9 yıl önce meslektaşım Fehmi Çalmur ile bilikte “Bir Dönüşüm  Öyküsü” alt başlığıyla kendisinin biyografisini  yayınlamıştık.

Bu birikimimden hareketle,”Erdoğan nasıl oluyor da 1994’den beri girdiği tüm seçimleri kazanıyor?”sorusuna vereceğim ilk cevap rakipleri,düşmanları  yüzünden,daha doğrusu sayesinde” olacaktır.şunu söylemek istiyorum:

1994  yerel seçimlerinde RP’den İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı  olduğunda,Türkiye’yi yönettiğini,bu ülkenin ekonomik, kültürel,toplumsal ve siyasal  hayatını  yönlendirdiğini  düşünen (ve bekli de sahiden böyle olan)çevreler Erdoğan’ı  küçümsedi.Onu tanımaya, anlamaya çalışmadı.

Badirelerini anlattı:  

Başkanlığı kazanması bir “kaza” olarak görüldü,bu zor görevi eline yüzüne ulaştıracağı,uzun süremeyeceği düşünüldü.Hapse girmesi,aynı çevreler tarafından siyasi kariyerinin sonu olarak görülüp sevinçle karşılandı.

RP(daha sonra FB)içinde onun başını çektiği “yenilikçi” kanata pek bir şans tanınmadı.Ardından yine onun liderliğinde kurulan AKP’ye belli bir kredi verildi ancak bu partinin nasılsa kısa süre içinde kendileriyle işbirliği yapmak zorunda kalacağı;eğer kendi dümen sularına girmezse sistem tarafından (asker,yüksek yarı vs.)tasfiye edileceği düşünüldü.

Fakat yanıldılar.Erdoğan Türkiye’deki mevcut sistemin geleneksel sahiplerinin sandığı gibi kolay bir lokma çıkmadığı gibi,işi kendisini tasfiye etmeyi tasfiyeye adar götürdü.

Siyasi hayatında önüne çıkarılan bütün badireleri,er yada geç, bi şekilde atmayı beceren Erdoğan’ın önüne “Türkiye’nin,halkın seçtiği ilk başkan ”olma hedefini koyduğunu ve bunu engelleyebilecek pek bir güç bulunmadığını görüyoruz.

Küresel Fırsatlar :

Tabii Erdoğan’ı bugünlere sadece rakipleri ve düşmanları getirmedi. Sovyetler Birliği’nin dağılması ve Doğu  blogu’nun  çözülmesiyle  birlikte yaşanan küresel değişim ve dönüşümlere kendini hızla adapte edebilmesinin de altını çizmek lazım.

Düşmanları onu “BOP Eşbaşkanı” veya “ılımlı İslam’ın Türkiye ayağı” gibi gerçekle pek ilgisi olmayan yaftalarla mahkum ettiklerini sanmaya devam etsinler, Erdoğan,İslam dininin,özellikle de onun siyasal  yorumlarının küresel bir olgu haline gelmesinin dezavantajlarından olabildiğince uzak durup avantajlarını sonuna kadar kullanmaya çalıştı,çalışıyor.

Bir bilanço çıkarılacak olursa artı hanesinin daha kalabalık olduğu görülecektir.Bu arada merkezde yer alma iddiasındaki partilerin,en çok da CHP’nin, AB üyeliğine her geçen gün daha mesafeli bakması da, bu projenin şampiyonluğunu yapan Erdoğan’ın imajını ,sadece Avrupa’da  değil,tüm Batı dünyasında,hatta İslam aleminde de büyük ölçüde parlattı.

DOBRALIK:

Dış etmenleri hızla özetledikten sonra Erdoğan’ın kişisel bazı özelliklerini de vurgulamaya çalışalım.Öncelikle şu noktaya dikkat çekmek isterim:rakip ve düşmanlarının Erdoğan’da “defo

Olarak gördüğü hususlar pekala onun toplumun belli kesimleri  tarafından daha karizmatik görünmesine yol açabiliyor.1994’de merkez medya Erdoğan’ın kaçak gecekondusu olduğunu kanıtlayıp onu köşeye sıkıştırmak isterken,onun İstanbul’un yoksul  ve yoksunlarıyla daha hızlı kucaklaşmasına sebep olduklarını pek geç fark etmişlerdi.

Benzer şekilde onun bir siyasetçide alışık olmadığımız  bazı düz ve hayli sert çıkışları da,medya tarafından şikayet konusu yapılırken seçmenin bir bölümüne “helal olsun dobra adam” dedirtti.

Bu yüzden Erdoğan’dan söz edilirken sı sık onun hem Karadenizli,hem  Kasımpaşalı olmasının,bu arada futbolculuk geçmişinin altı çizilir.

Kuşkusuz bunlar  onu  anlamamızda önemli.Aynı şekilde onun dindar kimliği de,siyasi kariyerinde önemli bir faktör olmuştur;en azından onun siyasete bir meslek”ten ziyade,bir” dava” gibi görmekle birlikte son derece ciddiye alması,olabildiğince profesyonelce yapmasıdır.

EKİP ÇALIŞMASI:

Bu bağlamda Erdoğan ekip çalışmasına çok önem verir ve bunu son derece başarıyla yürütür.Örneğin AKP mitinglerine gittiğinizde neredeyse bir görevli danışmanlar ordusuyla karşılaşırsınız.

Diğer parti liderleriyse bir-iki koruma,birkaç kurmay ve gittikleri yerdeki il başkanları vs. ile karşınıza çıkarlar.Teknolojiyi çok yakından  takip etmeyebilir ancak ailesinden veya yakın çevresinden birileri muhakkak takip eder ve bunun imkanlarını onun hizmetine sunar.

Daha lise çağlarında,tersanede tamir için bekleyen gemilerin üstüne çıkıp nutuk atma antremanları  yapmış olan Erdoğan’ın ,Türkiye’nin “prompter”(metin okuma cihazı)kullanan beki de ilk ve yine belki de tek lider olması,bu nedenle şaşırtıcı değildir.

Sonuç olarak Erdoğan siyasette bir yandan geleneksel ilişki ağlarını ve değerleri sonuna kadar  kullanırken  öte yandan modernliğin tüm niteliklerini hiç çekinmeden  davasına aktarabiliyor.

Diğer bir deyişle Erdoğan siyasette gelenek ile modernlik arasında bir kaynaşmayı hayata geçiriyor.İşte bu da ona başarının kapılarını açıyor.  

Değişimi Anlatması başarısında etkili oldu mu?

Prof .Dr. Fuat KEYMAN Koç Üniversitesi Uluslararası ilişkiler Bölümü öğretim üyesi,Küreselleşme ve Demokratikleşme Araştırma merkezi direktörü,Ekonomi ve Dış Politika Araştırma merkezi kurucu yön.kurulu üyesi.

Türkiye’nin ve dünyanın değişimini  iyi okuyor.

AKP’nin ve Başbakan Erdoğan’ın hep kazanan olmasındaki en büyük faktörlerden birisi değişimin taşıyıcısı durumunda olmaları.

AKP parti olarak ve Erdoğan da bir lider olarak hem dünyanın değişimini hem de Türkiye’nin dönüşümünü iyi okuyarak kendilerini değişim taşıyıcı aktörü konumunda sunuyor.

Bu yönüyle de diğer partilerden farklılar.Bu sunum esnasında değişim potansiyellerini ön plana çıkartan olumlu ve proaktif bir söylem  içerisinde muhalefetin zayıflığı, Türkiye’nin ve dünyanın  değişimini iyi okuyamaması Türkiye’yi yönetecek bir proje sahibi olmaması AKP’nin ve Erdoğan’ın olumlu algılanmasına neden oluyor. Muhalefet alternatif olamıyor, böyle bir algıyı yaratamıyor. En önemlisi de AKP ve Başbakan Erdoğan eleştirildikleri zaman bile çok çalışkan olmaları temelinde takdir topluyorlar…

Statükoyu Zorladığı İçin mi Kazanıyor?

Prof. Dr Nülüfer Narlı MÜ Ortadoğu ve İslam Ülkeleri Enstitüsü Yönetim Kurulu Üyesi Sosyoloji ve Antropoloji Anabilim Dalı Başkanı ABD’de ‘kadın ve siyasal katılım’ konusunda çalışma yaptı 

Statükoyu Zorladı

Güçlü bir taban politikası ilk seçimlerde başarı sağladı. AB ve uyum sürecine önem verilerek kentli orta ve üst sınıfları kazandı. Yeni kentleşen dindar muhafazakar orta sınıfları ve kent yoksullarını zaten yanına almıştı.

İktidar partisi olmanın gücü ve kadrolarını kurmanın avantajı başarı kazanmasında önemli . Bu referandumda bu faktör önemli rol oynayan dinamiklerden birisi. Ayrıca 2007 seçimlerinde statükoyu zorlaması desteğini daha da artırdı.

Muhalefet yeterinde güçlü olamadı. Kılıçdaroğlu muhalefet olarak gücünü arttırıyor fakat AK Parti karşısında büyük bir başarı gösteremedi. Yenilik isteyen dindarlar olduğu kadar, laik kesimden de referandumda oy aldı.

Taban ve kurmay kadrosu çok güçlü. Halkla ilişkilerde çok başarılı. Solcu söylem kullandığı gibi işkence ve insan haklarını öne çıkararak büyük bir destek sağladı.

Vatan

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve gophaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Adana suriyeli escort Çukurova suriyeli escort Seyhan suriyeli escort Ankara suriyeli escort Mamak suriyeli escort Etimesgut suriyeli escort Polatlı suriyeli escort Pursaklar suriyeli escort Haymana suriyeli escort Çankaya suriyeli escort Keçiören suriyeli escort Sincan suriyeli escort Antalya suriyeli escort Kumluca suriyeli escort Konyaaltı suriyeli escort Manavgat suriyeli escort Muratpaşa suriyeli escort Kaş suriyeli escort Alanya suriyeli escort Kemer suriyeli escort Bursa suriyeli escort Eskişehir suriyeli escort Gaziantep suriyeli escort Şahinbey suriyeli escort Nizip suriyeli escort Şehitkamil suriyeli escort İstanbul suriyeli escort Merter suriyeli escort Nişantaşı suriyeli escort Şerifali suriyeli escort Maltepe suriyeli escort Sancaktepe suriyeli escort Eyüpsultan suriyeli escort Şişli suriyeli escort Kayaşehir suriyeli escort Büyükçekmece suriyeli escort Beşiktaş suriyeli escort Mecidiyeköy suriyeli escort Zeytinburnu suriyeli escort Sarıyer suriyeli escort Bayrampaşa suriyeli escort Fulya suriyeli escort Beyoğlu suriyeli escort Başakşehir suriyeli escort Tuzla suriyeli escort Beylikdüzü suriyeli escort Pendik suriyeli escort Bağcılar suriyeli escort Ümraniye suriyeli escort Üsküdar suriyeli escort Esenyurt suriyeli escort Küçükçekmece suriyeli escort Esenler suriyeli escort Güngören suriyeli escort Kurtköy suriyeli escort Bahçelievler suriyeli escort Sultanbeyli suriyeli escort Ataşehir suriyeli escort Kağıthane suriyeli escort Fatih suriyeli escort Çekmeköy suriyeli escort Çatalca suriyeli escort Bakırköy suriyeli escort Kadıköy suriyeli escort Avcılar suriyeli escort Beykoz suriyeli escort Kartal suriyeli escort İzmir suriyeli escort Balçova suriyeli escort Konak suriyeli escort Bayraklı suriyeli escort Buca suriyeli escort Çiğli suriyeli escort Gaziemir suriyeli escort Bergama suriyeli escort Karşıyaka suriyeli escort Urla suriyeli escort Bornova suriyeli escort Çeşme suriyeli escort Kayseri suriyeli escort Kocaeli suriyeli escort Gebze suriyeli escort İzmit suriyeli escort Malatya suriyeli escort Manisa suriyeli escort Mersin suriyeli escort Yenişehir suriyeli escort Mezitli suriyeli escort Erdemli suriyeli escort Silifke suriyeli escort Akdeniz suriyeli escort Anamur suriyeli escort Muğla suriyeli escort Bodrum suriyeli escort Milas suriyeli escort Dalaman suriyeli escort Marmaris suriyeli escort Fethiye suriyeli escort Datça suriyeli escort Samsun suriyeli escort Atakum suriyeli escort İlkadım suriyeli escort Adıyaman suriyeli escort Afyonkarahisar suriyeli escort Ağrı suriyeli escort Aksaray suriyeli escort Amasya suriyeli escort Ardahan suriyeli escort Artvin suriyeli escort Aydın suriyeli escort Balıkesir suriyeli escort Bartın suriyeli escort Batman suriyeli escort Bayburt suriyeli escort Bilecik suriyeli escort Bingöl suriyeli escort Bitlis suriyeli escort Bolu suriyeli escort Burdur suriyeli escort Çanakkale suriyeli escort Çankırı suriyeli escort Çorum suriyeli escort Denizli suriyeli escort Diyarbakır suriyeli escort Düzce suriyeli escort Edirne suriyeli escort Elazığ suriyeli escort Erzincan suriyeli escort Erzurum suriyeli escort Giresun suriyeli escort Gümüşhane suriyeli escort Hakkari suriyeli escort Hatay suriyeli escort Iğdır suriyeli escort Isparta suriyeli escort Kahramanmaraş suriyeli escort Karabük suriyeli escort Karaman suriyeli escort Kars suriyeli escort Kastamonu suriyeli escort Kırıkkale suriyeli escort Kırklareli suriyeli escort Kırşehir suriyeli escort Kilis suriyeli escort Konya suriyeli escort Kütahya suriyeli escort Mardin suriyeli escort Muş suriyeli escort Nevşehir suriyeli escort Niğde suriyeli escort Ordu suriyeli escort Osmaniye suriyeli escort Rize suriyeli escort Sakarya suriyeli escort Siirt suriyeli escort Sinop suriyeli escort Sivas suriyeli escort Şanlıurfa suriyeli escort Şırnak suriyeli escort Tekirdağ suriyeli escort Tokat suriyeli escort Trabzon suriyeli escort Tunceli suriyeli escort Uşak suriyeli escort Van suriyeli escort Yalova suriyeli escort Yozgat suriyeli escort Zonguldak suriyeli escort
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.