Gürtuna 'kentleşmek üzerine' konferans verdi.
Gürtuna 'kentleşmek üzerine' konferans verdi.
Programın sunuculuğunu yapan Sesder Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Altan,konuklara hoşgeldiniz derken Gürtunaya teşekkürlerini iletti.
Programda Sultangazi Mütevelli heyeti başkanı Hıdır Elmas ve Muhtarlar derneği Başkanı Bayram Doyer kısa bir konuşma yaptı. Elmas görevinin zorluğundan bahsederken ,Doyer muhtarların sorunlarına değindi.
Sultangazi'de olmaktan çok mutlu olduğunu ifade eden Ali Müfit Gürtuna teşekkürle başlayan konuşmasını şöyle sürdürdü."Kentleşme Şehirleşme nedir?Nasıl olmalıdır.Neden ve nasıl ortaya çıktı.Şehirleşmenin ve kentleşmenin tarihi insanlık tarihi ile başlar.Öyle bir Ülkede öyle topraklarda yaşıyoruz ki,Dünya tarihinin kökü bu topraklarda atıldı.İlk yerleşim yeri Konya ve Mezopotomya olarak bilinir.Kent kavramı insanlık tarihinde ilk kez bu topraklarda gelişti.Geçenlerde bir göbekli tepe bulundu.15 bin yıl öncesine götürdü insanlık tarihini.Ama malesef oradaki eserler korunamadı ve yurt dışına kaçırıldı.Oysa İstanbul'un geçmişi 600 bin yıllık.Ünlü arkeolog Mehmet Özdoğan 600 bin yıllık bulgulara ulaştığını açıkladı.
İnsanlar çoğalmaya başlayınca birlikte yaşamaktan bazı sorunlar ortaya çıktı.Osorunlar tek tek çözülemeyince şehirleşerek ,kentleşerek sorunları çözmeye çalışmışlar.Kentleşme ve şehirleşme ,şehir yönetimlerini doğurdu.18.19.y.y'dan önce halkın çoğunluğu kırsal kesimde yaşıyordu.20 ve 21.yy'da sanayileşme hızlanınca kırsal alandan şehirlere hızla göç başladı.
İSTANBUL TAM BİR MÜZE ŞEHİR
Şehirlerin anası İstanbul'dur.Fatih burayı fethedince ,herhangi bir şehri işgal eder gibi fethetmedi.Burası onun gözbebeği idi.Oda gözbebeğine çok iyi baktı.Fetihten sonra asla ve asla yağma yapılmadı.Hiçbir yer yakıp yıkılmadı.İstanbul'un geçmişi bırakın yokedilmek aksine korunup yaşatıldı.Hiristiyan-Yahudi halkın canına malına dokunulmadı.Fatih İstanbul'u adeta bir pırlanta gibi aldı ,sakladı ,korudu.Sanayileşme ile İstanbul'a hızla göç başladı.Taşı toprağı altın deyip İstanbul'a gelinildi.Bazı semtlerin isimleri Anadoludan gelen halkın geldikleri yörelerle alınır.Çarşamba,Aksaray gibi.
Gelişmiş Ülkeler halen Osmanlının birarada yaşama sistemini çözmeye çalışıyor.Bu kadar geniş topraklar ve çok çeşitli bir millet.Muazzam oturtulmuş bir sistem.Osmanlının ordusu da öyle.Böyle bir ordu tarihte görülmedi.İstanbul özel bir labirent.Ve bu özel labirenti çözmek için özel akademiler kuruldu tarihte.
Bir şehrin mimari özellikleri yanısıra bir de ruhu vardır.Ruhu olan şehirler hep huzurlu olmuştur.Şehirli olmak hemşehri olarak nitelendirilmiştir.Oşehre ait olmak.ama bu söz İstanbul'da öyle anlaşılmıyor.İstanbulda geldiğin yer için kullanılıyor.Aynı şehiri kullananlar hemşehri oluyor.İstanbul'u iyi bilmek lazım.Tarihimizi geçmişimizi iyi bilmek lazım.Şehir köküyle gerçek şehirdir.Burdan idarecilere de seslenmek lazım,güç yükselen gökdelenlerde değildir,güç-kuvvet tarihinde kökündedir.New York mesela finan merkezi çok engin bir şehir ama ruhu yok .Gittim ruhum sıkıldı.İstanbul birikimiyle kültürüyle,mimarisiyle bir hazine.Tam bir müze şehir.Osmanlı İstanbul'a bu hassasiyetle baktı.Acemi mimarlar seyahat için bile giremediler İstanbul'a.Her mahallesi kendi başına bir okul.Her alanda paylaşım-sevgi-saygı.Kültürler paylaşılıyor,dil-eğitim- herşey paylaşılıyor.Gerçek anlamda şehir ortamı.Halk eğitimli,mahalleleri yönetenler daha eğitimli,kentleri yönetenler daha da eğitimli.
AKLI SELİM-HİSLİ SELİM-ZEVKİ SELİM
İstanbul'luyu şöyle tanımlarlardı.İstanbul'lu hem aklı selim(akıllı-zeki-eğitimli),hem hisli selim(doğru ,adaletli,vicdanlı),hem zevki selim(sanattan anlayan ,zevkli,sanatkar,zanaatkar) olmalı.Hani derlerdi İstanbul hanımefendisi,İstanbul beyefendisi.Bu hanımefendilik çık kırıldımlık anlamında değildi.Akıllı-zeki-zevkli-adil tam anlamıyla insan gibi insan demekti.Dünya böyle hanımefendi ve beyefendiye gıpta ile bakardı.
19.yy da sanayileşme ile gçöç hılandı dedik.Öncesinde nüfusun 7/1'i şehirlerde yaşamaya başlarken 21.yy'da 3/2'si şehirlere aktı.Şehirler birden bire ,birbirini tanımayan anlamayan,insanlarla doldu.Bu süreç iyi yönetilemedi ve şehirler bozuldu.Fakir olan gecekondu kurarken,zengin olanda deniz kenarına gidip fabrika kurdu.Denizi dereyi mahvetti.İşte biz haliçi aldığımıda acınacak haldeydi.Kokudan sahilde durulmuyordu.Ben haliçte yüzeceğim dediğimde herkes güldü.Zor oldu ama Allahın izniyle başardık.Ama tahmin edemiyeceğiniz kadar para gitti,emek gitti.Otogari Sirkeciden Topkapıya aldığımızda kıyamet koptu.Ama bugün nüfus o kadar büyüdü ki Topkapı'da şehrin içinde kaldı.Şu anda da yapılaşma devam ediyor.Şu çok önemli :Nüfus artmamalı,nitelikli insan oranı artmalı.Eğitimsiz insan olmamalı.Tarihi doku-doğal doku bitti bitecek.Gökdelenler güzelliğe gölge düşürüyor.Dünyanın en kirli ikinci şehriydi İstanbul.Toplu ölümler bekleniyordu.Şimdi en temiz metropol.Göç sürecini yönetemediğimiz gibi kültürel dokuyu,ahlaki dokuyu da kaybettik.Şehirleşmeyi kaybettik.Kız sen İstanbul'un neresindensin dizeleri İstanbul'un güzelliği için yazıldı.
BEN İSTANBULLUYUM DİYEN %10
Ben Belediye başkanı iken bir kampanya başlatmıştık.İstanbulluyum kampanyası.Bir anket yaptık.İstanbulluyum diyen '10-11 çıktı.Buradaki amaç geldiğimiz yerden utanmak-unutmak değil;yaşadığımız yere ait olabilmek.Bizim hedefimiz İstanbul'un nüfusunun 10 milyonu geçmemesiydi.Bugün nüfus 18 milyon.Bunun sonu yok.Nufus aritmetik artar ama sorunlar geometrik artar.Nüfus 2 kat olurken sorunlar 10 kat artar,çözümleri ise 100 kat zorlaşır.Ben inanıyorum ki bu sorunlar aşılacak.Muhtarlarımız burda mahallelerden başlayın.Mahalleleri ayağa kaldırın.Mahalle kültürünü yayın.Bizim ecdadımız hak denilince durmuş.Uçak kuşun ,yerde sürünen solucanın hakkını savunmak için vakıflar kurmuş.Bu kültürü korumamız lazım.Popüler kültür sevgiyi-saygıyı yok ediyor.Tekrardan İstanbul hanımefendisini-beyefendisini yetiştirecek iklimi oluşturmamız lazım.Yapmamız gereken özümüze dönmek.Bu zor değil.Bu topraklar ,Mevlanalar,Yunus Emreler ,Nasrettin hocalar yetiştirdi.Tekrar yetiştirebilir.Bir kıvılcım lazım.İnanmamız lazım.Bir iddiamız olması lazım.İdealimiz olması lazım.Yapabiliriz,tekrardan yeşertebiliriz bu tohumları.Bizi sindirmişler.Siz yapamazsınız,beceremezsiniz,edemezsiniz.Hayır yapabiliriz.Bakız sizin buraya gelmeniz büyük gelişme.Demek farkındasınız. Hepinize teşekkür ediyorum."
Ali Müfit Gürtunayı soluksuz dinleyen kişiler sorular sordu.Sorunların kaynağı göçü durdurmak için de insanların köyünde yurdunda tutmak.Bu da köylere sanayiyi taşımakla olur. Büyük adliye yaptık diye övünüyoruz.Utanmamız lazım.Bu kadar suç işleyen var demek.İstanbul fethedildiğinde ilk kadı Hızır Bey.Boş kaldığı için belediye başkanlığı görevinide yürütüyordu.Kadı nasıl boş kalır. Çünkü suç işleyen yok. Halk eğitimli. Ama şimdi büyük adliye yapmakla övünüyoruz.
Doğru iş-Doğru kara ile
Doğru karar-doğru bilgi ile
Doğru bilgi-Doğru eğitim ile olur."
Dinleyicilerden birinin "Toki heryere bina yapıyor,arsalarımızı alıp gökdelenler dikiyor. Başa çıkamıyoruz" şeklindeki serzenişi üzerine konuşan Gürtuna "Ben başbakan olsam Toki'yi kaldırırım. Toki bir yeşillik alan bırakmadı. Taş yığınına çevirdi. Benim başkanlığım döneminde tek bir kaçak yapı yaptırtmadım. Evlerin altı petrol ofisleri ile doluydu. Onları kaldırdık. Partili olmak başka, partizan olmak başka. Biz iyiliğin dominosuna dokunalık iyilikler yürüsün. Biz ithalata dayalı planlar yapıyoruz. Üretime dayalı planlar yapmamız lazım. 1960 ihtilalinde bize bu gömleği giydirdiler. Bundan kurtulmamız lazım. 4 T'yi elimizde tutmamız ve bu 4 T ile de beşinci T'yi geliştirmemiz lazım.Nedir o dört T:TARIM-TURİZM-TEKSTİL-TİCARET. Bunları kullanarak beşinci T'yi TEKNOLOJİ'yi geliştirmemiş şart" dedi.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

