İKTİDAR VE GÜÇ İLİŞKİSİNDE SEÇMEN DAVRANIŞLARI
İKTİDAR VE GÜÇ İLİŞKİSİNDE SEÇMEN DAVRANIŞLARI
İşçi Partisi Gaziosmanpaşa Şubesi, 13 Nisan Pazar günü Parti bürosunda Felsefeci-Sosyolog-Psikolog Dr. Şükrü Alkan´ın konuşmacı olarak katıldığı `İktidar ve Güç İlişkisinde Seçmen Davranışları´ konulu bir söyleşi düzenledi.
Parti üyeleri ve parti dostlarından otuz beş kişinin izlediği söyleşi, daha sonra soru cevaplarla uzun saatler devam etti. Şükrü Alkan özetle şunları söyledi:
Türkiye´de seçim davranışının temel karakteri para odaklı bir mekanizma üzerinden yürütülmüş olması nedeniyle, seçimin demokratik olgunlaşmayı engellediğini düşünüyorum ve özellikle bu seçimin demokrasi için değil adeta bir referandum havası ya da genel seçim havasında yürütülmüş olduğunu ileri sürmek abartı olmayacaktır. Tüm şaibeler ve sayılmayan ya da sayılmasına izin verilmeyen oylar, seçimin demokrasi için değil, demokratik bir ortamın söz konusu olmadığı koşullarda yapılmış olması ülkenin etik ve ahlak anlayışında bir şeylerin iyi yürümediğini ve anomial bir hastalığın (Normları bozuk işleyen veya normsuz bir toplum) cenderesinde direnişin estetik halini yaratamamış olduğunu tespit etmekle beraber Gezi Direnişinin verdiği ruhsal güçle en azından birtakım demokratik direniş ve protesto hamleleri gerçekleşmiş, ancak seçimler iktidarın lehine sonuçlanacak şekilde sayılması ve düzenlenmesiyle ülkede AKP'nin hala güçlü olduğu kanısı yaratılmış ve bu bir anlamda kısmen başarılmıştır..
Türkiye´de seçmen,
1- PARA DİKTASI altında ekonomik veriler iyi gösterilerek iktidarın kuvvetli bir şekilde geniş ve yoksul kitlelerce benimsenmesine yol açmış ve seçmen siyasal değil ekmek odaklı geçinebilme zorunluluğunu iktidar ve iktidarın yarattığı koşullara göre seçmen özgür irade ile değil, zorunlu bir bağımlılık güdüsü ile oy verdiğini ifade edebilirim. Yoksulları yoksul tutmanın aracı olan asgari ücret politikaları da tüm iktidar dönemlerinin en önemli araçlarından biridir.
2- TOPLUMSAL VE SOSYAL GRUPLAR KAMPLARA BÖLÜNDÜ VE BİRBİRLERİNE YABANCILAŞTIRILDI : Böylesi bir seçim pratiği aynı zamanda bize toplumun ayrıştırılması ile kamplara bölünmesi sonucu güçlü görünen ve güç provaları sergileyen AKP'nin seçimlerde oynadığı rol psikolojik olarak halkı alternatifsiz kılmak ve kendisine mahkum ettirmek taktiği bir bakıma başarılı oldu.
Diğer ve 3. unsur, AKP'nin kullandığı dili belirli bir standartta kullanılmış olması ve dili sıcak duygu içerikli kullanması,espri ağırlıklı olması, lafı dolandırmadan direk konuşması, ifade gücünü hislerle anlatması ve dili gerektiğinde otoriter bir sistemde ahlaki çerçeveye oturtması seçimlerde başarının bir başka boyutunu sergilemektedir.
4- İKTİDARIN KİŞİSELLEŞTİRİLMESİ : Bu bağlamda tek kişilik iktidar olgusu güçlü bir iktidarın sembolü olduğundan iktidarın hem kendisihem en tepede olan kişi bir kutsiyet olgusu olarak algılanmaktadır. Bu durum demokrasi ve hukuk devletini ortadan kaldırdığı gibi anayasal sistemde vazgeçilmez olan erkler ayrılığı ve egemen varlığın var oluş nedenini de rafa kaldırmaktadır. Dolaysı ile yurttaşlık bilinci, yurdunu seven insan para diktası altında bilinci ele geçirilmiş, basın ve medya aracılığı ile manipüle (Saptırma) bilinç işlenmiştir. Buna akıl tutulması da diyebiliriz. Aydınlanma sonrası döneme ilişkin bu mesele daha fazla ele alınmalı ve tartışılmalıdır.
5- TAPELER MAHALLE KAVGASIDIR: Çünkü politik taktik ve stratejiye hizmet etmeyen bu tapeler, muhalefete fayda sağlamadığını ve muhalefetin zafer elde etmiş gibi tapelere sarılması politik stratejiden yoksun olduğunu göstermiş oldu ki bu durum CHP'nin oylarında önemli artışa sebep olmadı. Kasetlerle savaş, politik ve stratejik savaş değildir ki. Kasetlerle savaş mahalle kavgası gibi bir şey. Daha doğrusu halkın siyaset yapması engellenmiştir.
Para-bağımlılık-güç; bu üç mekanizma manipülasyon yaratıyor. CHP´nin kaset olgusuna kilitlenmesi de Tayyip Erdoğan´ı güçlendirmiştir
Korku -Güç - Kutsiyet üçgeninden yoksullaştırma - yabancılaştırma ve düşmanlaştırma eksenine doğru uzanan bir seçim her zaman ve vakit sorgulanır ve meşruluğuna gölge düşer.. Bu gibi tüm manipülatif koşullar demokratik zeminde değil totaliter eğilimli iktidarların sağladığı koşullarda yeşerir.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

