İstanbul, CHP'li başkanını bekliyor!
İstanbul, CHP'li başkanını bekliyor!
2014 Mart’ında yapılacak olan yerel seçimlere yönelik çalışmalara siyasi partilerin şimdiden başladığını söyleyebiliriz. Partilerin, adaylarını belirlerken kullandıkları yöntemleri oldum olası kabul edemedim. Göstermelik birkaç yerde ön seçim ve diğer yerlerde eğilim yoklaması aldatmacası altında merkez yoklaması ile sorunsuz bir şekilde sözüm ona adayları belirlemektedirler.
Adayların örgüt ve halk tarafından kabul görüp görmedikleri üst yöneticiler tarafından yeteri kadar dikkate alındığı söylenemez. Aday belirlemede uygulanan merkezi anlayış, demokrasimiz ve partilerimiz için kanayan bir yara.Bu yaranın mutlak tedaviye ihtiyacı var. Bu kısa değerlendirmeden sonra gelelim yazımızın başlığını oluşturan sorumuza. Gerçekten İstanbul, CHP’li başkanı bekliyor olabilir mi?
Yaşı 35-40 üzerinde olanlar 1989 yerel seçimlerinde yaşanan SHP sürprizini çok iyi hatırlar. O dönemde Anavatan Partisi belediye başkanı Bedrettin Dalan Türkiye’nin en popüler belediye başkanı idi.Fakat halkın iradesi farklı bir şekilde tecelli etti.Bunu iyi bilen CHP’liler öncelikle kazanma iradesini ortaya koymalıdırlar.Aday tespitinde çok titiz davranılmalı.Halkın tercihleri göz önünde tutulmalı,halk nezdinde ve parti tabanında kabul görmeyen adayların adaylaştırılmaması mutlaka sağlanmalıdır.
Biliyorum, CHP iktidar partisi olmasa da adaylıklar noktasında AKP’den kamuoyunda daha fazla ilgi görecektir. Bunun nedeni de parti içi demokratik uygulamalarının tam olmasa da hayat bulmasından kaynaklanmaktadır.CHP tabanında ve halk nezdinde bugün itibarı ile kabul gören adayların olduğunu biliyoruz. İsimlerini zikretmenin bir anlamı yok. Önemli olanın parti üst yönetimi, parti tabanı ve halk hangi aday üzerinde mutabık kalabiliyorsa o kişinin adaylaştırılması bir partililik görevi olarak algılanmalıdır.
Aday tespitlerinden sonra, halkın karşısına, üretime yönelik politikalarla çıkılması gerekir. İstanbul, devasa bir metropol. Kentsel rantların, İstanbul halkının refahını ve yaşam standartlarını en üst seviyelere çekebilecek kadar fazla olduğunu biliyoruz.AKP iktidarı tarafından, Arap şeyhlerine peşkeş çekilen bu kentsel rantların halkın kullanımına sunulmasını sağlayan politikaların mutlaka üretilmesi gerekir.Halkla barışık olunmalıdır.
CHP Eski genel başkanı Sn.Deniz Baykal’ın dediği gibi,kan bulaşan siyaseti temizlemek ve kan davasına dönen kin ve nefret tohumlarının yok edilmesi için çaba gösterilmesi, ülkemiz ve halkımız menfaatine olduğunu artık görmeliyiz.Bu bağlamda CHP Gen. Başkanı Sn.Kemal Kılıçdaroğlu’nun anıt ziyaretinin çok anlamlı ve doğru olduğunu düşünüyorum. Menderes ve misyonunun düşüncelerini benimsemeyebilirsiniz.Kişisel olarak sevmeyebilirsiniz,hatta kin ve nefret de duyabilirsiniz.Ama o misyona oy veren milyonlarca seçmene asla sırtınızı dönemezsiniz.Döndüğünüz taktirde onlarda size döner ki bir siyasal parti için, sonun başlangıcı demektir.
Bir diğer önemli noktada artık zenginliği paylaşma vaktinin geldiğini görme vakti.Gençtiler,güçlü görüyorlardı kendilerini, gözleri gibi yürekleri de çakmak gibi çakıyordu sevdaları için.1970’li yıllardan bahsediyorum.Bir çoğu üniversite öğrencisi idi.Marlboro, parlıament gibi sigaralar içmezlerdi.Kravat takmaz,takım elbise giymezlerdi.Ne de olsa ser’de emekten yana,ezilenden yana olmak var ya!
Çok sonra anladılar ki bilinç altında yoksulluğu paylaşmışlar meğer,bilmeden,farkına varmadan, hiçbir art niyet duymadan, safiyane duygularla.Vazgeçilmez doğruları vardı her birinin,taviz vermelerinin mümkün olmadığı doğrular.Paylaşmak istiyorlardı, tüm dünyanın güzelliklerini. Üstad’ın dediği gibi ,“yar yanağından gayrı her şey”i paylaşmak istiyorlardı.Dertleri yoksulluk değildi sadece,.Eğitimde eşitliğin,bireyin özgür,sosyal adaletin hüküm sürdüğü ve her türlü güzelliğin yaşandığı bir dünya istiyorlardı sadece.Hayalleri yıkıldı her on yılda bir,çaresizlik içinde.Yinede koştular umutlarının peşinden,kavuşmak mümkün olmasa da sevdalarına.Bu aşk ve sevda ile çıkılacak bu seçim yolculuğunda başarısız olmak neredeyse imkansız gibi bir şey.Koşullar CHP lehine.Sadece inanmak ve halkın isteğine kulak vermek gerek.
Bugün, geriye dönüp önce geçmişte yapılan hataların özeleştirisi verilmeli, yeni,halkın refahını öngören politikaların mimarları olunmalıdır.Halkın öncelikleri tek tek tespit edilerek çözüm arayışına girilmelidir.CHP’nin İstanbul’u alması demek, Türkiye siyaset coğrafyasının değişmesi demektir.CHP’nin İstanbul’u alması demek, AKP iktidarının sonu demektir.Halktan yana, kendi üreteceği radikal politikalarla yerel seçim yolculuğuna çıkacak bir CHP’nin İstanbul’u alacağına şahsen ben yürekten inanıyorum.Yeter ki o devrimci ruh,partinin tüzük ve program çerçevesi dahilinde hayat bulsun. İstanbul hazır,başkanını bekliyor.Saygılarımla.
Hasan TEMEL hasan@temel.us
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
