Liderlerin televizyon tartışmaları...
Liderlerin televizyon tartışmaları...
10 yıl geçti. Milli Görüş gömleğini çıkardıklarını söylediler.
Ak saçlıları partide bırakıp farklı denizlere yelken açtılar. Dünya tarihinde pek benzeri olmayan bir şekilde,kuruluşundan itibaren katıldıkları ilk seçimde iktidar oldular.Farklı olduklarına ve değiştiklerine halkı inandırdılar.
Yeni bir Anayasa,devletin yeniden yapılandırılması,12 eylül ile hesaplaşma ve çağdaş sosyal bir hukuk devletinin müjdecisi oldular!En azından herkese,kendi iç dünyalarında,acaba olabilir mi sorusunu,sordurmayı başardılar.
Ortaya konan bu vaatler, özellikle sosyalist kesimlerde “yetmez ama evet” çerçevesi dahilinde de destek bulmasıyla halkın zihni bulandı.Artık yapılacak olan, AKP iktidarının yapacağı demokratikleşme atılımlarının takibi ve desteklenmesi öne çıkıyordu.
Tüm bu mesajlar verilirken ve halkın desteği ile yelkenler şişirilmişken seçimlere çeyrek kala liderlerin televizyon tartışmaları demokratikleşmenin bir ürünü olarak görülüyordu.Geçmişteki uygulamalara bakacak olursak bu tür bir siyasi kültürden gelmediğimizi bilsek de bir başlangıç olabileceği düşünüldü.
Liderlerin televizyon tartışmalarının tek amacı; halkı, birinci ağızdan doğru bilgilendirme, halkın güvenini kazanma,halkın kendi kendine, kimsenin etkisi altında kalmadan doğru karar verebilme yetisine destek olmaktır.
Özellikle Amerika Birleşik Devletleri Başkanlık seçimleri öncesi sistemli bir şekilde düzenlenen ve sahneye konan tartışmalar halkı televizyonlara kilitlemekte ve halkın bilgilendirilmesi için bu tür tartışmaların en az üç kez yapılması demokrasinin bir gereği olarak algılanmaktadır.
ABD ve Avrupa Birliği üyesi Batı Avrupa demokrasilerinde demokratikleşme hamlelerinin büyük bir kısmı gerçekleştirildiğinden dolayı, liderlerin televizyon tartışmalarının galibini genel olarak küçük nüans farklılıkları belirlemektedir.
Bu tür tartışmalar özellikle kararsız seçmen üzerinde büyük etki yapar.Çünkü ekonomik, siyasal, sosyal ve kültürel bütün konular ele alınır ve değerlendirilir.Böylece halkın kendi açısından sağlıklı bir değerlendirme içine girmesine imkan sağlarÇünkü liderlerin konulara hakimiyeti büyük önem taşır.
Tüm bu yaşananlar gelişmiş Batı Avrupa demokrasilerinin bir ürünü.Ya biz de nasıl acaba?30 yılı aşkın siyasi hayatımda, herkes gibi, bende iz bırakan iki siyasi tartışmaya tanıklık ettim.
Biri, 2002 seçimleri öncesi Sn.Uğur Dündar yönetiminde, CHP genel başkanı Sn.Deniz Baykal ve AKP genel başkanı Sn.Recep Tayyip Erdoğan arasında geçen televizyon düellosu,
Diğeri ise 2009 yerel seçimleri öncesi CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Sn.Kemal Kılıçdaroğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayı Sn.Melih Gökçek arasında geçen tartışma.
2009’da ki televizyon tartışmasının, Sn.Gökçek tarafından polemiğe boğulması ve seviyesinin düşürülmesi, ortaya konan icraatların savunulamayacağı gerçeğini ortaya koymuştu.
Artık bu yolun kapanması, AKP iktidarının menfaati gereği idi ve öyle de oldu.
Başbakan Sn.Recep Tayyip Erdoğan her ne kadar başkanlık sistemi özlemi içinde olsa da televizyon tartışmalarının zaman kaybı olduğu ironisine başvurma ihtiyacı duydu.
İktidar, kontrolünde olan medyanın desteği ile, polemik siyasetinin kendisi açısından daha yararlı olacağını düşünmüş olacak ki bu tür televizyon tartışmalarından kendilerini geri çektiler.
Bu gün, AKP iktidarında zor olsa da, yinede, demokratik platformlarda, bu tür tartışmaların,demokrasinin bir gereği olarak sık sık yaşanmasını diliyorum.Saygılarımla.
Hasan TEMEL hasan@temel.us
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
