Milletvekili transfer sezonu!
Milletvekili transfer sezonu!
Güç bela kurulan hükümetlerin pamuk ipliğine bağlı olduğu ve oluşturulan koalisyonların kısa sürede dağıldığı,hükümet istikrarsızlıklarının had safhada yaşandığı yıllardı.Belki, biraz mübalağa olacak ama her gün bir veya birkaç milletvekilinin partisinden istifasını duyardık.Akabinde halkın bilgi edinme hakkına saygı duymaktan olsa gerek!,hangi partiye geçeceklerini kısa süre içinde açıklarlardı, haksızlık da etmeyelim!
Bu gün ise, geçmişte yaşananların çok uzağında olduğumuzu söyleyebiliriz.Partiler yavaş yavaş yerel seçimlere yönelik çalışmalar için start vermeye başladılar.Yerel seçimleri,cumhurbaşkanlığı ve milletvekili genel seçimleri takip edecek.Kısaca siyasi arena da ısının hiç düşmeyeceği üç yıl bizi bekliyor.
Yoğunluk derecesi yüksek olacak olan bu yolculukta yaşanması muhtemel sorunlardan biri, belki de en önemlisi hiç kuşkusuz siyasi transferler olacak.Bu transferler,belediye başkanlıkları,milletvekilliği,meclis üyelikleri vs.her alanda görülebilir.
Öngörüde bulunmaktan ziyade sebepleri üzerinde yoğunlaşmak sanırım daha anlamlı olacak.Bir insan neden parti değiştirir.Yıllarca birlikte olduğu dostlarını kaybetme pahasına neden bu tür bir davranış segilemeyi göze alır.Bunlar irdelenmesi gereken noktalar.
İstifa etmenin haklı haksız birçok sebebi olabilir.Gerekçelendirilmeyen ve toplum vicdanını rahatsız eden bir istifanın ahlaki olduğunu söylemek oy veren seçmenlere karşı saygısızlıktır.İstifa süreci eğer soldan sağa veya tersi bir durum olarak yaşanıyorsa bu toplum vicdanının inkarı olmaktan başka bir şey olamaz.
Siyasette seçilememe korkusu nedense siyasileri farklı arayışlara sevk etmekte.Siyaset yapmanın adeta meslek haline gelmesi ve siyaset içinde olmanın varlık sebebi olarak görülmesi anlaşılır gibi değil.Oysa siyaset, halk adına toplumsal fayda sağlayan bir hizmet olup, bu görevi ifa edenlerin sürekli yenilenmesini gerektiren onurlu bir uğraştır.
Özellikle muhalefetten iktidar partisine geçişi halka hizmet edebilme fırsatı olarak görmek yaygın bir kanaat.İşin kökeninde gelecekte seçilememe korkusu yatmakta.Yeniden seçilememe endişesine karşı son hamle olarak farklı dünya görüşüne sahip bir partiye geçmek toplumsal vicdan sızısının artmasına sebep olmakta.
Demokrasilerde seçilmiş her birey, halkın hizmetkarı olmak zorunda.Halk muhalefet hizmeti verdiyse bu göreve sadık kalınmalı. Halk adına, iktidarın yapmış olduğu yanlış uygulamaların düzeltilmesi yönünde denetleyicilik görevi muhalefet milletvekillerine verilmiştir.Muhalefet görevi de en az iktidar hizmeti kadar kutsaldır.
Dikkate değer, önemli olduğuna inandığım bir diğer nokta, kimin nereye seçildiği değil, nasıl seçildiği.Bunu göz ardı etmemek gerekir.Partiler merkez organları tarafından adayları belirlemekteler.Sonrada halktan içlerinden tercih yapmaları istenmekte.Buna da demokrasi diyorlar.Bu olsa olsa demokrasi oyunu olur.Bu oyunda, seçilenlerin halka karşı sorumluluk taşımamaları doğal karşılanmalı.Çünkü gerçek seçici halk değil.Sadece seçim yoluyla uygulanan, antidemokratik seçim yöntemleri, kamufle edilmeye çalışılmaktadır.
Tüm bunlar yaşanırken transfer yapan parti liderleri ve bu transferlere sebep olanlar büyük laflar etmekten de geri kalmazlar.Liderler partilerine katılanların erdemlerinden ve katılanlarda katıldıkları partinin liderlerine övgüler düzerler.Nasıl olsa toplum olarak balık hafızalıyız!Çabuk unutuyoruz kendimize karşı yapılan haksızlıkları. Hal böyle iken baldıran zehrini içmekten korkmayanlar daima olacaktır.Baldıran zehirini,yeni partili dostlarıyla paylaşmayı erdemlilik olarak halka sunma çabası içinde olanlar, maalesef varlıklarını sürdürmeye devam edecekler.
Eskiye göre transfer hareketliliği az olsa da hızlanma ihtimalini göz ardı etmemek gerekir.Ne de olsa Anayasa değişiklikleri konusunda ihtiyaç duyulan sayısal eksiklik, transfer yoluyla giderilmesinden başka bir seçenek olmadığı görülüyor. .Fakat dikkat çekici tranferlerin de olduğu bir gerçek.Halkın iradesi hiçe sayılıp, siyasi ikbal için parti değiştirenlerin, yaptıklarının yanlarına kar kalması,toplumsal duyarlılığımızın olmadığını göstermektedir.
“AKP treninden inenler bir daha binemezler”miş.Ama biniyorlar.En somut örneği yakın geçmişte Şanlıurfa Belediye başkanı Sn. Eşref Fakıbaba.Has Parti genel başkanı Sn.Prof.Dr.Numan Kurtulmuş ve Demokrat Parti Genel başkanı Sn.Süleyman Soylu’nun kamuoyuna açık AKP hakkındaki söylemleri unutulmuş olmasa da unutulmasına duyulan inancın tam olduğunu söyleyebilirim.
Dileğim baldıran zehiri paylaşımlarının bir daha yaşanmaması.Bu anlayış, seçenlerin ve seçilenlerin menfaatine olduğu kadar ülke demokrasimiz adına da önemli bir kazanç olacaktır.Saygılarımla.
Hasan TEMEL hasan@temel.us
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
