SIR TUTMAK
SIR TUTMAK
Sır tutmak, önemli ve aynı zamanda insani bir meziyettir.
Kişiliği oturmamış, sonuçlarını düşünmeden ortaya atılan kişilerin bu meziyeti kullanabilmeleri çok zordur, hatta imkansız olduğunu söyleyebiliriz.
Sır saklamanın, özel bir bilgiyi kendinde saklama sanatı olarak görülmesi gerektiği kanısındayım.
Sır, aslında şahit olmak olup, başkaları tarafından bilinmeyen bir olayın, şahit olan kişiye esaretidir.
Sır, bazı hallerde, tehlikeli bir silah olarak insanın karşısına çıkabilir.
Sırrın ifşası, insanlar arasında onarılmaz yaraların oluşmasına neden olur ki asla tasvip edilmeyen bir davranış şeklidir.
İnsan, zafiyetlerle donanmış bir varlık olduğundan dolayı sırrın ağırlığını taşıyabilmek insanoğlu için büyük bir yük teşkil eder.
Bu konuda zafiyet gösterilmemeli ve güven duygusunun zedelenmesine asla sebep olunmamalıdır.
Kişi eğer, sır olarak kalması gereken bir olayı ifşa etme zafiyeti içinde ise bu tür olaylara şahit olma çabasından kendini uzak tutmalıdır.
Ayrıca sır tutabilen kişide, insanlar arasındaki ilişkilerin bozulmasına engel olur ki bu kendinden beklenen onurlu bir davranıştır.
Biliyorsunuz, sır hakkında güzel deyimlerimiz vardır.
“İki kişinin bildiği şey sır değildir” gibi.
En çirkin olanı da, bilinen sırrın şantaj olarak kullanılmasıdır ki bu asla kabul edilemez bir davranış şeklidir.
Siyasette ise, sır tutmaya gerek duyulmayan bir davranış şekli ortaya konmalıdır.
Buda açık, şeffaf, demokratik bir siyaset anlayışını, siyasi hayatımıza egemen kılmakla olabileceğini görmeliyiz.
Zaman zaman asıl görülmesi gereken doğruları gözlerimiz belki göremez ama insan yüreğinin görmemesi mümkün değil.
Onun için sır tutmak siyasetin dışında olması gereken bir meziyet olmalıdır.
Yazımı Hz.Ali’nin güzel bir sözü ile bitirmek istiyorum.
“Sakladığın sır senin esirindir. Açığa vurursan sen onun esiri olursun”
Doğru söze ne hacet! Saygılarımla.
Hasan TEMEL hasan@temel.us
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

