Zenginin parası fakirin çenesini...
Zenginin parası fakirin çenesini...
Milletvekilliği…
Toplumsal fayda gözetmesi gereken pahalı, aynı zamanda bedel ödenmesi kaçınılmaz olan yorucu ve onurlu bir görev.
Diğer yanda 11.000 TL maaş alıp yorulan ben olayım diyen milyonlar.
Tartışırız hep milletvekili maaşlarının yüksekliğini hiç de hak etmedikleri eleştiriler altında.
Oysa onları seçen biziz, ama, nasıl aday olduklarını,nasıl seçildiklerini sorgulamaktan uzak duran yine biz.
Bir milletvekilinin asli görevini görmezden gelen ama her olumsuzluğun kaynağı olarak gören yine biz.
Nasıl da kolaycı bir yaklaşım değil mi?
Derdim çalıp çırpanlar değil, görevini layıkıyla yapan milletvekillerine değinmek.
Sorun, yasaların öngördüğü görevler ile, bizim tevdi ettiğimiz görevlerin farklılık içermesinde yaşanmakta.
Asli görev, halkın yararına yasaların çıkması, önergelerin verilmesi vs.
Ve meclis toplantılarına düzenli katılım, ki öyle olmalı acaba biz ne istiyoruz ne yapıyoruz.
İş, aş talebi doğal bir hak olsa da, yönetime talip olanlar bu sorunları çözmekle mükelleftirler.
Taleplerimizin karşılık bulmaması üzerinden yapılan değerlendirmelerin,
haksızlık içerdiğine inanmışımdır.
24 saat meclis çalışmaları yayını, halkın yararına veya zararına sebep olan yasaların çıkmasına vesile olanların bilinmesinden imtina eden vurdum duymaz bir topluluk haline geldik.
Taleplerin karşılıksız kalması eleştiri ve sitemi de beraberinde
getirmekte.
Oysa milletvekilliğinin, bütün kurumların kapısını açmak olmadığını
görmek gerek.
Bize düşen asli görev, vekillerimizin maaşlarını tartışmaktan ziyade,
toplumsal fayda gözeterek mecliste görev yapıp yapmadıklarının takipçisi olmak ve, denetim görevimizi yerine getirmektir.
Ah bir görebilsek bunu, bir görebilsek denetim görevimizi tam yaptığımızda alınan maaşların ne kadar anlamsız kalacağını.
Saygılarımla.
Hasan TEMEL hasan@temel.us
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

