“Tırnağı olan başını kaşır; olmayan uzatır ya da enkaz olur…”
1970’lerin başından 1980’lerin başına kadar geçen süreç, toplumların hafızasından bilinçli biçimde silinmek istenen bir kırılma dönemidir. O yıllarda sadece siyasi dengeler değil, toplumsal refleksler de hedef alındı. Sendikalar dağıtıldı, gençlik hareketleri bitirildi, örgütlü yapılar itibarsızlaştırıldı. Liderler ya susturuldu ya da sistem dışına itildi. Toplumun birlikte hareket etme kabiliyeti adım adım yok edildi.
1980’lerle birlikte yeni bir söylem sahneye çıktı: bireysel özgürlük. “Her şey kendin için” düşüncesi cilalandı, teşvik edildi, kutsandı. İlk bakışta cazipti; fakat sonuçları uzun vadede ağır oldu. Örgütlü toplumun yerini yalnız birey aldı. Bu tablo, devleti yönetenlerin ve güç sahiplerinin işini fazlasıyla kolaylaştırdı. Toplumsal direnç zayıfladıkça, radikal değişimler sessiz sedasız hayata geçirildi. Kimsenin başı ağrımadı, kimse hesap sormadı.
Bugün ise sahne değişiyor.
Devletler arası birlikler birer birer anlamını yitiriyor. Varşova Paktı tarihe karıştı, Bağlantısızlar Hareketi etkisizleşti, NATO ise fiilen “herkes kendi başının çaresine baksın” noktasına geldi. Uluslararası ticaret örgütleri, küresel ittifaklar, ortak güvenlik şemsiyeleri… Hepsi pert.
Yeni dönemin mottosu net: Herkes tek başına.
ABD bu durumu en açık dile getiren aktör. “Ben tek başıma yeterim” diyor ve sahaya yıkım ekiplerini sürüyor. Enkazdan pay kapma dönemi başladı. Olan biteni herkes izliyor ama film daha yeni başlıyor. Önümüzde kopacak çok halka, çökecek çok yapı var.
Zayıf olan tutunamayacak. Kimseye bedava destek yok. Savunma sanayisine milyarlarca dolar akacak, borçlanma çılgınlığı artacak. Herkes borçlu olacak; ABD dâhil. Alacaklılar ise değişmeyecek: Küresel akıl ve güç sahipleri. Dümenin başına yine onlar geçecek.
Türkiye bu süreci erken okuyan ülkelerden biri. Görece daha hazırlıklı ve daha avantajlı bir konumda. Ancak ortada hâlâ dipsiz bir kuyu var. Yapılacak çok iş, alınacak çok mesafe bulunuyor. Hazırlık yetmez; süreklilik, kararlılık ve stratejik akıl şart.
Tırnağı olan kelini kaşır; olmayan ya uzatır ya da enkaz olur.

