Türkiye, fiziksel gelişimini geleceğe hazırlama konusunda önemli bir mesafe kat etti. İletişim altyapısında —uzay çalışmaları dâhil— tüm alanlara yatırım yaptı. Maden arama faaliyetlerinde ve savunma sanayinde kendisine yeni ufuklar açtı.
Dünya ticaretinde söz sahibi olmak, uzun ve zorlu siyasi-ekonomik mücadeleler sonucunda elde edilir. Türkiye bu süreci genel olarak iyi yönetti. Tüm bunları yaparken, kendisine güçlü bir rakip de yetiştirdi: ekonomi.
Zorlu bir rakip.
Şakası yok.
İkinci büyük rakip ise bakanlık bürokrasisi. Ortaya çıkan sorunlara çözüm üretme noktasında, zaman zaman kendi siyasi kadroları dahi yetersiz kalıyor. Kolaya kaçan yaklaşımlar ve çözüm odaklı çalışmalardan uzak durulması, küçük sıkıntıların büyüyerek ulusal sorunlara dönüşmesine yol açıyor.
Ekonomik olarak bu yılın ikinci yarısından itibaren hissedilir bir rahatlama bekleniyor. 2027 ve sonrasında ise ülke ekonomisi için atılım yıllarının başlaması öngörülüyor. Ancak insan faktörü alanında, mevcut kadroların sorunları tribünden izlemeye devam etmesi hâlinde, Türkiye ciddi sıkıntılar yaşayabilir.
Muhalefete gelince…
Kendi iç kavgalarını bitirebildikleri zaman ülke gündemine bakarlar bir ara.... Şu an sadece kendi hiziplerini yaşatmak mücadelesindeler. Yüz yılı aşkın süredir tablo büyük ölçüde değişmiş değil.
Bu nedenle onlara desek boş.
Türkiye yeni yüzyılı karşılamaya hazırlanırken, muhalefet hâlâ 19. yüzyılda takılı kalmış durumda.

