Gophaber'le nerdeyiz: Kuzuluk'ta Tabiattayız...
Duyuru İlan
(İHA) - İhlas Haber Ajansı |
30.10.2012 - 10:54, Güncelleme:
01.09.2022 - 17:05 2064+ kez okundu.
Gophaber'le nerdeyiz: Kuzuluk'ta Tabiattayız...
Bizde Gophaber olarak bu Kuzuluk'ta yeni dönem öncesi sportif, istişare ve tabiatsal bir kamp yapalım dedik...
.
Sakarya, Akyazı, Kuzuluk kaplıcalar diyarı olarak bilinir. Zaman zaman siyasal veya cemiyetsel bazı grupların istişare ve toplantı amaçlı kamp yaptığı bir yer. Kuzuluk ve çevresinde biraz dolaşarak çevreyi tanımaya çalıştık...
Kuzuluk Akyazı arası 5 km, dümdüz ve aralıklarla yapılmış evlerlerle nerdeyse birleşmiş durumda!
Akyazı ve Kuzuluk çevresi genelde Karadenizli, çevre köylerde manav ve diğer göçmen yerleşimlerleri mevcut. Burada arsa fiyatları çok ucuz değil... Kuzuluk civarında bir dönüm yer 100 Bin TL civarında... Fakat yüksek köylerde bu fiyat çok aşağıya düşüyor tabi...
Burada vatandaşların geçim kaynağı genelde kaplıca için dışardan gelen insanlar...
Ayrıca bol miktarda fındık bahçeleri var. Yine düz yerlerde tarlalarda mısır, domates, salatalık gibi ürünler yetiştiriyorlar.
Hasan Aga ile konuşuyoruz... Kabak satıyor.. Tanesi 1-2 ve 4 TL'den...
"Kabaklar Kuzuluk'tan değil, Düzce'den geliyor" diyor... Bu yıl kabak bol... O nedenle fiyatı bu sene ucuz. Çarşıda kilosu 1 TL olan kabak, yol kenarında kilosu 50 kuruşa satılıyor.
Hasan Aga, "İthal mısırlardan dolayı artık mısır ekip para kazanamıyoruz. Geçen yıl Hollada'dan kabak bile ithal ettiler. Bu yıl kabak bol olduğu için ithal etmezler galiba. Geçmişte burada bir dönem tütün ekildi. Tarlalarımız tütün yapraklarında hep zehirlendi. Buraya yabancılar fabrika kurmaya kalktı, o nedenle bir iki sene tütünü yüksek fiyattan aldılar. Halk olarak dönemin başbakanı Demirel'e gittik. Toprağımızda tütün ve fabrikasını istemediğimizi söyledik. Demirel'in bizim memleketimize tek faydası, bizi tütünden kurtarması olmuştur" dedi.
Akyazı 41 bin civarında nüfusa sahip...
Sakarya Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı olmasına karşın, yeterli hizmeti alamamış. İlçe kasaba görüntüsünde duruyor. İlçenin ortasındaki parkın bile iki yıldır camlarının kırık olarak durduğunu öğreniyoruz.
Akyazı'da ilginç bir karşılaşma gerçekleşiyor... Bayrampaşa Haber Gazetesi Yılmaz Birinci'nin memleketine gelmişiz...
Yılmaz Birinci ve Ali Şanlı ilçenin ilk gazetesi olan Akyazı Haber'i yıllar önce birlikte çıkartmışlar. Yılmaz Birinci ile birlikte İlçenin halen daha tek gazetesi olan, şimdiki adı Akyazı Halkın Sesi Gazetesi sahibi Ali Şanlı'yı ziyaret ediyoruz. Şanlı, 15 günde bir çıkarttığı gazeteyi ücretsiz dağıtıyor. Zorluklara rağmen millet menfaatini önde tutarak idealist bir yayın çizgisini hiç bozmadığını anlıyoruz.
Akyazı'da Yılmaz Birinci'nin ilginç köyünde mangalda mısır pişirenlere yaklaşıyoruz...
Referandumların ilgi odağı olan Demokrasi Köyü...
Bayrampaşa ve şimdi de Bakırköy'de zabıta olan Yavuz beyle karşılaşıyoruz. Birinci bu köyün adının Topağaç Köyü olduğunu, ama adının Demokrasi Köyü olması için uğraşıldığını söylüyor. 1980 darbesi sonrası Anayasa Referandumuna % 80'in üzerinde Hayır oyu veriyorlar. Ve o zamanın yönetimi askerlerle köyü basarak muhtarı alıp götürüyorlar. Muhtar 3 ay sonra geliyor, bir müddet sonra kahrından ölüyor. Son Anayasa referandumunda ise % 99 Evet oyu veriyorlar.
Bu köy aynı zamanda Gaziosmanpaşa eski Kaymakamı Aziz İnci ve Pendik Belediye Başkanlığını yapan Erol Kaya'nın köyü...
Dağ manzaralı bir kahvaltıdan sonra, birazda dağlara vuralım...
Kuzuluktan sonra bir kaç köy geçtikten sonra, Dokurcun Beledesi'ne varıyoruz...
Buradan 9 kilometre yukarda Sülüklü Göl'e çıkıyoruz. Yol toprak ve ilerledikçe dahada bozuk bir hal alıyor. Yol boyunca zaman zaman böyle güzel şelalelere denk geliyorsunuz...
Zaman zaman buz gibi akan dereye ayaklarınızı sokuyorsunuz... Bütün elektriğinizi alıyor...
Aslında bu yolu araçla değil, yürüyerek çıkmak gerek... Tahmini olarak 2-3 saatte yürürsünüz...
İşte 1070 metre rakımda Sülüklü Göl...
Burası tahmini olarak eski bir volkanik tepe... Sönmüş volkanın olduğu yere kenardan sızmalarla su birikmiş. Gölün görünür bir dışa akarı yok...
Gölün kenara yakın yerlerinde, kurumuş çam ağaçlarının kökleri suyun içinde duruyor.
Muhtemelen suyun az olduğu zamanda büyüyen bu ağaçlar zaman içinde alttan kaymalarla suyun yükselmesi sonucu, suyun içersinde kalmış. Zamanla fazla sudan kurumuş ve kalıntıları çıra içerdiğinden çürümesi daha yıllar alacak gibi duruyor.
Gölün derinliği epeyce var...
İçine attığınız büyükçe bir taş, uzun süre hava kabarcığı çıkartarak batmaya devam ediyor...
Kuzuluk'ta bahsi geçen devremülk tesisleri için söylenek çok fazla bir şey yok.
Fazla bakımlı değil, site etrafında yürüyüş ve koşu parkuru var ama yolun nasıl devam ettiğini durup birine sormazsanız yolunuzu kaybedersiniz. Tesis içinde yapılmış bir halı saha var, kimse kullanmasın diye kapısına kilit vurulmuş. Tabi millet teli delip girmek durumunda kalmış! Niye kilit vuruyorsun kardeşim! Buraya millet aidat ve kalmak için para veriyor. Kaplıca suyu romatizma ve sadece bir kaç hastalığa iyi geldiği söyleniyor.
Gezi - Haber : Ali Şükrü KARA - www.gophaber.com
Bizde Gophaber olarak bu Kuzuluk'ta yeni dönem öncesi sportif, istişare ve tabiatsal bir kamp yapalım dedik...
.
Sakarya, Akyazı, Kuzuluk kaplıcalar diyarı olarak bilinir. Zaman zaman siyasal veya cemiyetsel bazı grupların istişare ve toplantı amaçlı kamp yaptığı bir yer. Kuzuluk ve çevresinde biraz dolaşarak çevreyi tanımaya çalıştık...

Kuzuluk Akyazı arası 5 km, dümdüz ve aralıklarla yapılmış evlerlerle nerdeyse birleşmiş durumda!
Akyazı ve Kuzuluk çevresi genelde Karadenizli, çevre köylerde manav ve diğer göçmen yerleşimlerleri mevcut. Burada arsa fiyatları çok ucuz değil... Kuzuluk civarında bir dönüm yer 100 Bin TL civarında... Fakat yüksek köylerde bu fiyat çok aşağıya düşüyor tabi...

Burada vatandaşların geçim kaynağı genelde kaplıca için dışardan gelen insanlar...
Ayrıca bol miktarda fındık bahçeleri var. Yine düz yerlerde tarlalarda mısır, domates, salatalık gibi ürünler yetiştiriyorlar.
Hasan Aga ile konuşuyoruz... Kabak satıyor.. Tanesi 1-2 ve 4 TL'den...
"Kabaklar Kuzuluk'tan değil, Düzce'den geliyor" diyor... Bu yıl kabak bol... O nedenle fiyatı bu sene ucuz. Çarşıda kilosu 1 TL olan kabak, yol kenarında kilosu 50 kuruşa satılıyor.
Hasan Aga, "İthal mısırlardan dolayı artık mısır ekip para kazanamıyoruz. Geçen yıl Hollada'dan kabak bile ithal ettiler. Bu yıl kabak bol olduğu için ithal etmezler galiba. Geçmişte burada bir dönem tütün ekildi. Tarlalarımız tütün yapraklarında hep zehirlendi. Buraya yabancılar fabrika kurmaya kalktı, o nedenle bir iki sene tütünü yüksek fiyattan aldılar. Halk olarak dönemin başbakanı Demirel'e gittik. Toprağımızda tütün ve fabrikasını istemediğimizi söyledik. Demirel'in bizim memleketimize tek faydası, bizi tütünden kurtarması olmuştur" dedi.

Akyazı 41 bin civarında nüfusa sahip...
Sakarya Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı olmasına karşın, yeterli hizmeti alamamış. İlçe kasaba görüntüsünde duruyor. İlçenin ortasındaki parkın bile iki yıldır camlarının kırık olarak durduğunu öğreniyoruz.

Akyazı'da ilginç bir karşılaşma gerçekleşiyor... Bayrampaşa Haber Gazetesi Yılmaz Birinci'nin memleketine gelmişiz...
Yılmaz Birinci ve Ali Şanlı ilçenin ilk gazetesi olan Akyazı Haber'i yıllar önce birlikte çıkartmışlar. Yılmaz Birinci ile birlikte İlçenin halen daha tek gazetesi olan, şimdiki adı Akyazı Halkın Sesi Gazetesi sahibi Ali Şanlı'yı ziyaret ediyoruz. Şanlı, 15 günde bir çıkarttığı gazeteyi ücretsiz dağıtıyor. Zorluklara rağmen millet menfaatini önde tutarak idealist bir yayın çizgisini hiç bozmadığını anlıyoruz.
Akyazı'da Yılmaz Birinci'nin ilginç köyünde mangalda mısır pişirenlere yaklaşıyoruz...
Referandumların ilgi odağı olan Demokrasi Köyü...
Bayrampaşa ve şimdi de Bakırköy'de zabıta olan Yavuz beyle karşılaşıyoruz. Birinci bu köyün adının Topağaç Köyü olduğunu, ama adının Demokrasi Köyü olması için uğraşıldığını söylüyor. 1980 darbesi sonrası Anayasa Referandumuna % 80'in üzerinde Hayır oyu veriyorlar. Ve o zamanın yönetimi askerlerle köyü basarak muhtarı alıp götürüyorlar. Muhtar 3 ay sonra geliyor, bir müddet sonra kahrından ölüyor. Son Anayasa referandumunda ise % 99 Evet oyu veriyorlar.
Bu köy aynı zamanda Gaziosmanpaşa eski Kaymakamı Aziz İnci ve Pendik Belediye Başkanlığını yapan Erol Kaya'nın köyü...

Dağ manzaralı bir kahvaltıdan sonra, birazda dağlara vuralım...

Kuzuluktan sonra bir kaç köy geçtikten sonra, Dokurcun Beledesi'ne varıyoruz...
Buradan 9 kilometre yukarda Sülüklü Göl'e çıkıyoruz. Yol toprak ve ilerledikçe dahada bozuk bir hal alıyor. Yol boyunca zaman zaman böyle güzel şelalelere denk geliyorsunuz...

Zaman zaman buz gibi akan dereye ayaklarınızı sokuyorsunuz... Bütün elektriğinizi alıyor...
Aslında bu yolu araçla değil, yürüyerek çıkmak gerek... Tahmini olarak 2-3 saatte yürürsünüz...

İşte 1070 metre rakımda Sülüklü Göl...
Burası tahmini olarak eski bir volkanik tepe... Sönmüş volkanın olduğu yere kenardan sızmalarla su birikmiş. Gölün görünür bir dışa akarı yok...

Gölün kenara yakın yerlerinde, kurumuş çam ağaçlarının kökleri suyun içinde duruyor.
Muhtemelen suyun az olduğu zamanda büyüyen bu ağaçlar zaman içinde alttan kaymalarla suyun yükselmesi sonucu, suyun içersinde kalmış. Zamanla fazla sudan kurumuş ve kalıntıları çıra içerdiğinden çürümesi daha yıllar alacak gibi duruyor.

Gölün derinliği epeyce var...
İçine attığınız büyükçe bir taş, uzun süre hava kabarcığı çıkartarak batmaya devam ediyor...
Kuzuluk'ta bahsi geçen devremülk tesisleri için söylenek çok fazla bir şey yok.
Fazla bakımlı değil, site etrafında yürüyüş ve koşu parkuru var ama yolun nasıl devam ettiğini durup birine sormazsanız yolunuzu kaybedersiniz. Tesis içinde yapılmış bir halı saha var, kimse kullanmasın diye kapısına kilit vurulmuş. Tabi millet teli delip girmek durumunda kalmış! Niye kilit vuruyorsun kardeşim! Buraya millet aidat ve kalmak için para veriyor. Kaplıca suyu romatizma ve sadece bir kaç hastalığa iyi geldiği söyleniyor.
Gezi - Haber : Ali Şükrü KARA - www.gophaber.com
Habere ifade bırak !
Bu habere hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

