MUSTAFA SARIGÜL...
MUSTAFA SARIGÜL...
PM yetkisi, ön seçim ve MYK’nın tasarrufu…
Demokratikleşme hamleleri, CHP içinde yıkıcı depremler üretiyor! Etkilerinin asgari düzeye çekme uğraşıları, yazılı ve görsel basın tarafından parti içi kavga şeklinde yansıtılmakta ve oluşan algının geleneksel bir hal almasına sebep olmaktadır.
Geçen haftaki ‘Oğuz Kaan Salıcı depremi’ başlıklı yazıma ilişkin birkaç cümle daha atfederek Türkiye Değişim Hareketi (TDH) lideri Mustafa Sarıgül’ün CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan aday adaylığı tartışmalarına değinmek istiyorum
Basına yansıdığı kadarıyla Sn.Salıcı’nın açıklamalarından hoşnut olmayan çevreler, haklı olarak genel başkandan konu hakkındaki düşüncelerini öğrenmek istediler.Bu noktada genel başkan tarafından gerekli ve doyurucu mesajın verildiğini düşünüyorum.
Dikkati çeken bir önemli nokta da, oluşan tepkilere istinaden, parti meclis üyeleri Sn.Ercan Karakaş ve Sn.Murat Karayalçın’ın şaibelerin ortadan kalkmasına yönelik ön seçim talepleri,keşke beklenen karşılığı bulabilseydi.
Parti meclis üyelerinin,demokratik taleplerinin şiddetle reddedilmesi, parti tüzüğünü bilmemekle suçlanmaları, eğer basına yansıdığı gibi ise hoş bir görüntü olmasa da, bir önceki PM toplantısında, MYK’ya verilen yetkinin, MYK tarafından kullanılmak istenmesine de saygı duyulmalıdır.
Ön seçim uygulamasının, parti içinde yöntem olarak gelenekselleşmesini talep etmek, genel kurul üyelerinin ortak talebi olduğu ve bu taleplerin uygulanması noktasında parti içi dönüşümlerin artık sonlandırılması ihtiyacı kendini göstermekte olduğuna değinip bu konuya nokta koyalım.
Mustafa Sarıgül ve esen sert rüzgarlar…!
Aylardır süren bir tartışma…
Şişli belediye başkanı Sn.Mustafa Sarıgül CHP İstanbul Büyükşehir belediye başkanı olacak mı?
Sarıgül hakkında söylenen her söz sanki bir senaryo…
Neler söylenmedi ki…
Sarıgül,1 eylül dünya barış gününde CHP’ye katılacağını kamuoyu ile paylaşacak…
CHP’nin kuruluş tarihi olan 9 eylülde parti rozetini takacak…
29 ekim cumhuriyet bayramında resmen adaylığı açıklanacak….
Vs…vs… vs…
Durun daha bitmedi…
Kolay değil ihraç edilen bir parti üyesinin tekrar partiye dönüşünün sağlanması..!
Aylardır, sanki papatya falı açılmakta..
Sn.Sarıgül af dilekçesi mi vermeli..
Sn.Kılıçdaroğlu dilekçe bekliyor..
Parti genel af çıkartmalı..
Bağışlanmalı..
Partiye dönüşü kesinlikle engellenmeli…
Sarıgül’e süre verildi…
Sarıgül nazlanıyor…
Daha neler neler…
Oysa yaşanan daha doğrusu yaşatılan bu belirsizlik, parti örgütünün konsantrasyonunu bozmakta…
İzleyenlere satranç hamlelerini anımsatmakta….
Yerel seçimlere adım adım yaklaşırken, suni gündemlerle örgütlerin meşgul edilmesi anlaşılır gibi değil.CHP ve Sarıgül kanadından gelen açıklamalar dikkatle izlendiğinde,Sarıgül’ün partiye katılacağını,bu çalışmanın gelecek PM toplantısı ile sonlandırılacağı görülmektedir.
Mustafa Sarıgül’ün CHP’ye dönüşü, başka bir bahara kalabilir mi?
Ya da Sarıgül tarafından, CHP’ye dönüş çalışmaları askıya alınabilir mi?
Her ikisi, mümkün olsa da;
Tıpkı, 1995’de yaşanan SHP ve CHP’nin birleşmesinde ki gibi yine toplumsal bir baskı oluşması ve birlikteliğe çomak sokan tarafın cezalandırılması kuvvetle muhtemeldir.
İlk karar, tarafların…
Daha sonra ise, halkın…
Karar ne olursa olsun, ortada, halkın keseceği müspet veya menfi bir fatura olacak!
Bunu hep birlikte bekleyip göreceğiz..
Kurmuş olduğum bu cümlelerden Sarıgül’e destek veya bir karşı duruş şeklinde algı oluşmasını asla istemem.İleriki günlerde bu konuda ki düşüncelerimi sizlerle paylaşacağımdan şüpheniz olmasın.Şu an itibarıyla paylaştıklarım,durum tespitinde bulunmaktan ibaret olduğunu söyleyebilirim.
Dikkate değer bir önemli noktada, Sn.Sarıgül’ün partiye katılımıyla adeta parti anahtarının kendisine teslim edileceği ya da alacağı algısının, sürekli gündemde tutulmaya çalışılması.
Yaşanan her türlü olumsuzluğa rağmen partinin ele geçirilmesinin, bir hayal ürünü olmaktan öteye geçmeyeceği gibi,hangi dönem olursa olsun, CHP yönetim kadrolarının,partiyi, genel kurul üyelerinin onayı olmadan bir başka güce devretmeyecekleri iyi bilinmelidir.
Yaklaşan yerel seçimler, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin sonunun başlangıcı olacağından, CHP bu tür suni gündemlerle,vakit harcayacak tartışmalardan kendini uzak tutmalıdır.Şüphesiz ki tarafların atacağı her adım,yetkili merciler tarafından değerlendirilecek ve bir sonuca bağlanacaktır.
Medya organlarınca,taraflar arasında sorunlar yaşanıyor havasının sürekli gündemde tutulmaya çalışılması ve bir kısım parti içi muhaliflerce de destek görmesi, belirsizliğin daha ileri boyutlara taşınmasına sebep olmaktadır.
Tüm sosyal demokratların bir çatı etrafında toplanmasına ve büyük toplumsal silkinişin koordinatlarını halkın vereceğine inanmayanlar, beyhude uğraşlarından vazgeçsinler.Sol da bir büyük buluşma olacaksa, bunun mimarı halktan başkası olmayacaktır.
Halkın gücüne güvenmeyen,örgütlülükten ziyade bireysel tercihlerin peşine düşenlerin,sosyal demokrasi bilincinden uzak, Cumhuriyet Halk Partisi geleneklerinden yoksun,biat kültürünün etkisinden kendilerini soyutlayamamış biçareler olduğunu düşünüyorum. Saygılarımla.
Hasan TEMEL hasan@temel.us
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
