PROFESYONEL...
PROFESYONEL...
“Duyguların insan davranışlarına engel olması” ise profesyonellik, sözüm yok.
“İnsanın ruh hali ne olursa olsun, işini düzgün bir şekilde yapması” ise profesyonellik, yine sözüm yok.
“Yaptığı işi meslek edinmesi, para karşılığında yapması ve işine olan saygı” ise profesyonellik, hiç sözüm yok.
Bu tanımlamalara evet diyorsak eğer, milletçe eksikliğini çok ama çok hissettiğimiz önemli bir niteliğimizde açığa çıkmakta.
Ya da ben öyle görüyorum diyeyim.
Sizi bilmem ama ben, doğruluğuna inandığım bu tanımlamaların, günlük hayatımızdaki karşılığının farklılıklar içerdiğini düşünüyorum.
Nerdeyse hayatın her alanında kullanırız bu sözcüğü, ama doğru, ama yanlış.
Profesyonel kulüp..
Profesyonel başkan..
Profesyonel futbolcu,sporcu..
Profesyonel yönetici..
Profesyonel yüzücü..
Profesyonel fotoğrafçı..
Profesyonel müzisyen
Profesyonel davranış..
Gibi, sayfalarca uzayan bir liste oluşturmak hiç de zor değil.
Her şeye uyan “at izinin it izine karıştığı” öyle bir kavram ki işin içinden
çık çıkabilirsen!
Daha bitmedi,
Profesyonel’liğin erdemleri, dedik ya saymakla bitmez!
Mesela,
Futbolcusundur, darbe almadan düşersin, hakemi kandırırsın, profesyonelce bir davranış derler.
Bence emek hırsızlığından başka bir şey değil ya, neyse.
Rakibin darbesine karşı direnç gösterirsin, düşmezsin, profesyonelce bir hareket olarak kabul edilir.
Yine, sözleşme hükümlerine sadık kalmak, profesyonellik…
Bağlı bulunduğun kurumun mali durumuna bakmaksızın alacaklarına şahin kesilmek, profesyonellik…
İş koşullarında duygusallığı bir kenara bırakmak, profesyonellik…
Saman altından su yürütmek de, eğer bu dünyada bu tür davranışlar, profesyonellik oluyorsa, ben amatör olmayı yeğlerim be kardeşim.
Ne menem bir şey ki her yere her şeye uymakta!
Aslında sorun profesyonellik kavramında değil, bizde ya.
Mesele kabullenme sorunu, ne dersiniz? Saygılarımla.
Hasan TEMEL hasan@temel.us
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

