Siyasette Kalıcı Olmak
Siyasette Kalıcı Olmak
Bir taraftan adaylık başvuruları, diğer yandan, hiçbir zaman bir anlam veremediğim temayül yoklamalarının ve mülakatların hızla yapıldığı bir süreçten geçtik.
Kısa bir süre geçmesine rağmen neredeyse o günlerde yaşananları unuttuk diyebilirim.
Artık herkes, 12 hazirana kitlenmiş durumda.Dargınlıklar,anlık tepkiler, yerini hummalı,seçime yönelik aktif çalışmalara bırakmış durumda.
Siyaseti de ilginç kılan bu ani değişimler olsa gerek.
Adaylara başarılı olmalarını dilemek tün halkın ortak paydası olsa da, seçilen her milletvekilinden, meclisteki performansına, tavırlarına, üretkenliğe ilişkin taleplerimizin olması doğal karşılanmalı.
Siyaset arenasını, partilerin ve politikacıların topluma hizmet etmek için yarıştıkları uzun bir maraton koşusu gibi görecek olursak,
bu amansız yarışta, bazen siyaset kurumlarında derin yaraların açılmasına,diğer yandan bazı siyasetçilerin de siyaset sahnesinden silinmelerine
tanıklık edeceğiz demektir.
Genel seçimlere doğru hızla yol alırken partilerimiz ve buna paralel olarak siyasetçiler, aslında birer pazarlamacı edasıyla, dünyaya bakış açılarını, projelerini, halkın takdirine sunma çabası içinde olacaklar.
Halkın vermiş olduğu destek oranında da mecliste temsil hakkı kazanılacak
(tam olmasa da) ve halka hizmet yarışı start alacaktır.
Bu yarışta siyaset, uzun soluklu, bir dönem görev yapıp sonrada tarihin sayfalarına karışmayacak kadar önem verilmesi gereken, bir toplumsal hizmet aşkı olarak görülmelidir.
Seçilmişlerin, görev sürelerinin tamamlanmasından itibaren kendi kabuklarına çekilerek, toplumsal duyarlılıklardan, kendilerini arındırmaya hakları olmadığına inanıyorum.
Siyasetçilerin, uzun süre siyaset sahnesinde kalabilmelerini sağlayan etkenlerin başında, halka vaat ettikleri söz ve davranışları gelmelidir.
Ama benim ülkemde,üzücü olan bir şey var ki, seçilmişlerin geleceğini halk değil, seçim yasası ve siyasi partiler yasasının demokratikleştirilmesi yönünde kılını kıpırdatmayan iktidar partileri belirlemektedir.
Siyasi partiler yasasındaki bu zafiyet, diğer partiler tarafından da istismar edildiği, açıkça görülmektedir.
Bir diğer sorun,geri kalmış veya gelişmekte olan toplumlarda, nitelik açısından siyasetçilerin değerlendirilmesinde, güzel konuşmasının ve fiziki yapısının, düşüncelerinden daha fazla önem arz ettiği gerçeği maalesef inkar edilemez bir boyutta olduğu görülmektedir.
Hitabet sanatının icrası, geri kalmış toplumlarda olduğu gibi gelişmiş modern toplumlarda da önemlidir.
Fakat bu sanat, toplumsal fayda gözeten politikaların, halka daha kolay ulaştırılmasında kullanılması gereken bir argüman olarak görülmelidir.
Gerçek,düzgün siyasetçi, halka vermiş olduğu vaatlerini yerine getiren ve davranışları ile örnek olması gereken bir kişilik olmalıdır.
Hayatımızın her alanında, sözlerini ve davranışlarını kontrol altında tutamadıkları için hak ettikleri yerlere gelemeyenlerin de olduğunu iyi kötü hepimiz biliriz.
Kısaca, siyaset sahnesinde iyi ve kalıcı politikacı olma yolunun, bugün
itibarıyla pek geçerliliği olmasa da, siyasetçilerin kendi söz ve davranışlarını akort edebildiği ve toplumsal menfaatleri, kendi çıkarlarının önünde
gördüğü bir anlayışın sergilenmesinden geçmesi gerektiğini biliyoruz.
En kısa zamanda o güzel günlere kavuşmak, ortak dileğimiz olmalıdır, diye düşünüyorum. Saygılarımla.
Hasan TEMEL hasan@temel.us
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

