''VAY O TOPLUMUN HALİNE''
''VAY O TOPLUMUN HALİNE''
Toplum olarak gülmeye ne kadar çok ihtiyacımız var değil mi?
Sabah kalkıp yola koyulduğumuzda, insanların ne kadar mutsuz oldukları adeta yüzlerinden okunmakta.
Bir günaydın sözcüğünü dahi, birbirimize çok görüyoruz.
Acaba, insana olan sevgimizin, bu derece dumura uğramasının altında yatan gerçek ne olabilir ki?
Birçok etken olmakla birlikte, şahsen bu etkenlerin başında, bireysel mizahi yönümüzün yetersiz kalışını önemsiyorum. Çünkü hayata pozitif bakamıyoruz.
Üniversitede bir hocam, mizah’ın klasik tanımıyla, güldürürken düşündüren bir sanat olduğunu ve her insanın, mizahi bir yönünün olmasının, elzem olduğunu söylerdi.
Ama toplumun mizaha dönüşmesi durumunda, “vay o toplumun haline” demekten de kendini alıkoyamazdı.
Daha iyi anlaşılması için, konuyu biraz açalım ve neyi kastettiğine cevap arayalım.
Bugün itibarıyla, ülkemizde yaşanan gelir dağılımındaki eşitsizliğin yarattığı yoksulluk,yolsuzluk,işsizlik gibi temel sorunların had safhada yaşandığı bir ortamda, iktidara karşı kitlesel bir tepkinin olmadığı görülmektedir.
Oysa, dünyanın en pahalı petrolünü kullanan bir toplumuz.
Bütün dünyada, petrol fiyatları düşerken, bizde yükselmesine karşı tepkisiz kalmamız ve neredeyse birkaç ay zam gelmediği zaman, zammın gelmeyişini espiri konusu yapacak kadar duyarsızlaşabilen bir kişilik haline gelebiliyoruz.
Bütün ülkelerde uygulanan, ama ülkemizde seçim dönemlerinde genel başkanların halkın huzuruna çıkıp ülke sorunlarının tartışılmasından kaçınılması
ve kullanılan uslüp, siyaset kalitesini düşürmekte, siyasete ve siyasetçiye karşı güven kaybına sebep olmaktadır.
Bir referandum düşününki halkın %48 i referanduma konu olan bir tek maddeyi bile bilmiyor.
İki milyona yakın öğrenciyi ilgilendiren şifre skandalları bile, toplumumuzu kış uykusundan uyandıramamakta ve harekete geçirememekte.
Gelişmiş batı Avrupa ülkelerinin, emek sermaye çelişkilerinden kaynaklanan toplumsal sorunlarını, temel hak ve özgürlükler çerçevesinde, sosyal devlet anlayışının uygulanması ile çözdükleri gerçeğini görmek, çok mu zor acaba.
Tüm bu olumsuzluklara karşın, medyada yer alan seçim anketlerinin birçoğu, gerçekçi görmediğim halde, her iki yurttaşımızdan birinin iktidar partisine yine oy vereceği sonucu çıkmaktadır.
Ülkemizin temel sorunları her geçen gün ağırlaşmasına rağmen, bu tepkisizliğin sebebi olarak, toplumun mizaha dönüşmesi olduğunu düşünüyorum.
Aile sigortası gibi, yoksul aileleri yakından ilgilendiren projelere dahi ihtiyatla yaklaşan yoksul sayısının, küçümsenemeyecek sayıda olduğunu biliyoruz.
Yoksulluğun yenilmesi için ortaya atılan bu projenin, bir hayal ürünü olduğunu anlatmak ve halkın gözünde çürütmek, demokrasiden yoksun,yazılı ve görsel medyanın, yandaş medya haline dönüştürülmesiyle, gerilim politikası esas alınmakta ve sömürü düzeni en acımasız bir şekilde hüküm sürmektedir.
İçinde, buram buram insan unsuru kokan aile sigortası gibi bir proje üzerinden insanların duygularının iktidar partisi tarafından istismar edilmesi ve toplumun mizaha dönüşmesine ön ayak olunması, bu topluma yapılan en büyük kötülüktür.
Siyasete ve siyasetçiye güvenin, taban yaptığı bir ortamda ve halk olarak sorunların derinleşmesi karşısında bile umursamaz,alaycı,olağan görme gibi mizahi bir yaklaşım içinde olmamız,” vay halimize” dedirtecek kadar sıkıntılı bir sürecin bizi beklediği gerçeği ile yüz yüze kalmamız demektir. Saygılarımla.
Hasan TEMEL hasan@temel.us
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

