Kahvehaneler Kültürel Etkinlik Alanları Olabilir mi?
Kahvehaneler Kültürel Etkinlik Alanları Olabilir mi?
Büyük kentlerimizin kenar semtlerine veya Anadolu’nun küçük şirin kasabalarına alıcı gözüyle baktığımızda birbirine yakın kahvehanelerin sıralandığını görürüz.
Ülke gerçeği olan bu kahvehaneler, bir ihtiyaçtan dolayımı hasıl olmuştur, yoksa toplumsal yozlaşmaya çanak tutan, çalışmaktan ve üretime katkı sunmaktan kaçanların toplandığı bir merkez mi diye yıllardır tartışması yapılır.
Yapılan bilimsel araştırmalar, kahvehanelerin, yoksul ve orta gelir düzeyine sahip kesimlerin gittiği, mecralar olduğunu göstermekte.
Kahvehane kültürünü yaşayan ve yaşatan bu kesimler, toplumun önemli bir bölümünü oluşturduğuna göre, kahvehanelerin kültürel faktörleri de içinde barındıran alanlar olarak görülmesini kabul etmeliyiz.
Ayrıca, kahvehaneler, bir iletişim, haberleşme aracı olmasının yanı sıra toplumumuzun yaşadığı temel sorunlarından biri olan diyalog eksikliğinin giderilmesinde önemli bir etken olarak kendini göstermektedir.
Her birey bilgi birikimini başkası ile paylaşmalı ve insan ilişkilerinden uzak davranışlar sergilenmesinden kaçınılmalıdır.
İnsan ilişkileri, davranış şekillenmelerini de beraberinde getirmekte ve toplumsal gelişime önemli ölçüde katkı sunmaktadır.
Hiç kimse ile ilişkisi olmayan birinin davranışlarında değişime uğraması veya düşüncelerinde farklılaşması beklenebilir mi?
Kahvehanelerin, aslında yalnızca kağıt ve okey oynanan, zamanın boşa harcandığı yerler olarak görülmesinin çok kolaycı pragmatik bir yaklaşım olacağına inanıyorum.
Kahvehanelerdeki bu ilişkiler, davranış şekillenmelerinin yanı sıra siyasal düşüncelerde de değişimlere sebep olmaktadır.
Bu değişimlerin ortak siyasal düşüncenin oluşmasına büyük katkı sunduğunu gözlemlemek hiç de zor değil.
Ayrıca bu değişimler kendi ailelerinin yanı sıra çevresini de etkilemesine neden olmaktadır.
Nüfusu 75 milyonu aşmış bir ülkede, gazete satışları, 10-15 milyon nüfuslu gelişmiş batı Avrupa ülkelerinden daha az ise, ortada ciddi bir problem var demektir.
Toplumun bilgi sahibi olması, toplumsal konularda görüş beyan edebilme yetisi, okumakla elde edilebilir.
Fakat, okumaktan imtina eden bir toplum olduğumuzu da kabul etmeliyiz.
Hiç olmasa bu mecralarda okunan gazetelerle yeterli olmasa da ülke gündemine ilişkin haberlerle bilgi sahibi olunmaktadır.
Bugün itibarıyla, kahvelerin olmadığı varsayımından hareket edecek olursak, toplumun büyük bir kesiminin içine kapanık, toplumsal sorunlardan uzak, çözüm noktasında görüş beyan edemeyen ve ülkeye hiçbir katkı sunamayan bireyler haline dönüşmeyeceğini kim iddia edebilir.
Sonuç olarak kahvehanelerin varlığı toplumsal bir gerçeklik olarak kabul edilmelidir.
Yoksul ve orta gelir düzeyine sahip insanların toplandığı mekanlar olduğuna göre,bu mekanların toplumsal üretime katkı sunan ve toplumsal bilinçlenmenin sağlandığı kültür yuvalarına dönüştürme çalışmaları öncelik kazanmalıdır.
Ayrıca, halkın bir araya gelebildiği, özellikle kadınlarında içinde yer aldığı, kültürel etkinliklerin sergilenebildiği kültür merkezlerine dönüştürülmesi arzu edilse de bugün itibarı ile uzak bir hedef olduğunu kabul etmemiz gerekir. Saygılarımla.
Hasan TEMEL hasan@temel.us
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

