Kent Kültürü ve Sesizlik
Kent Kültürü ve Sesizlik
Türkiye yeniden yapılanıyor. Ekonomisi, şehirleri, siyasi yapısı…
Bu yenilenmenin en önemli unsuru insan faktörü!
İnsanların şehir yaşamında sorumlulukları başlıyor.
Çevreye, eğitime, yemesine, içmesine, konuşmasına, dikkat etme sorumluluğu…
Batıda şehir burjuvazi ile yapılanan bu kültür, Osmanlı’da İstanbul beyefendiliğiyle şekillendi.
Bir konuya dikkat çekmek istiyorum.
Şehirlerin sorunları bir bir çözülüyor. Temizlik, su, bina, okul v.b.
Ancak günümüzde şehirlerin en büyük sorunu gürültü...
Gürültü sorununa kısmen el atıldı. Anonslu seyyar satıcılar yasaklandı.
Belediyeler kendi bağırıyor, son ses ey vatandaşşşşş?
Bu konuda istisna, ambulans, itfaiye, polis olmalı.
Siyasi partiler secim dönemlerinde bile bozmamalı bu kuralı.
Dikat ediniz, sokakta üç kişi yürüyor, kıyamet kopuyor…
Kapalı mekanda kendi masasından başka kimse yok etrafta, evinde müzik, sokakta bağırış, araçta korna vs. vs.
Siz beni anladınız, hepimiz bundan, sıkıntılıyız.
Hepimiz sorunun bir parçasıyız. Ben hariç yok, hepimiz ...
Ne yapmak lazım?
Bir önerim olacak.
Hastanelerde bir hemşire ablamız var, parmağıyla bize sus işareti yapar.
Herkes tanır ve anlar onun ne demek istediğini.
İşte bu işareti, belediye başkanı, kaymakam, öğretmen, öğrenci, kaportacı, temizlik işcisi, imam, şoför, işadamına yaptırıp; yani her kesimden insanı katsak işin içine.
Şehrin her yanına asalım bu resimlerden…
Bakkala, markete, araçlara, kamu araçlarına, duvarlara,vb
Bu konu sık sık değil devamlı işlenmeli.
Şehirde sıfır gürültü olmaz, ne kadar az gürültü o kadar huzur.
Sussssssssss
Saygılarımla
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

