Sahte üye cenneti!
Sahte üye cenneti!
Parti üyesi deyip geçmeyin.
Yönetim kademelerinde söz sahibi olmak isteyen, yaşamın her alanında sorumluluk taşıyan, seçilmiş kurumların gerçek sahipleridir onlar.
Demokratik ülkelerde kurumlara üyelik,toplumsal duyarlılığın göstergesi olsa da asıl olması gereken üyelik bilincinin geliştirilmesi olmalıdır..
Bir kuruma üye olmak, ciddiyet gerektirse de bu hakkı hoyratça kullandığımız çok açık.
Genelde, üye sayısı, kurumların, toplumdaki karşılığının göstergesi olsa da bizim gibi “ileri demokrasi”ler de durum biraz farklı gibi!
Mesela, siyasi partilere üye olmakta öncelik, tüzük ve programın benimsenmesi olması gerekse de, hayatın gerçekleri bunu doğrulamıyor.
Çünkü, zaman zaman görüyoruz, ilçe meydanlarında ya da pazar girişlerinde partilerin üye kayıt stantlarını, özellikle de iktidar partisi AKP’yi.
Diğer partilerde de bu modaya, geri kalmamak için ister istemez uyma telaşı içinde kendilerini buluyorlar.
Oysa bu tür yöntemlerin, demokratik ülkelerde uygulandığını düşünmek bile abesle iştigal.
Görende sanki, pazar da alış veriş yaptıklarını sanacak!
Asla yaşanmaması gereken bu çirkin görüntülerden uzak durulması gerekmez mi?
Üyelik, kimlik bilgileri verilerek üye formunun doldurulması ve imzalanmasından ibaret olmamalı.
İmzanızın altında bulunan not her şeyden fazla önem taşımakta.
Üye olacağımız partinin program ve tüzüğünü okumadan gerçekleşen üyelik sakat nikah akdi gibidir.
Biraz açacak olursak, şahsen ben üyeliği parti ile kıyılan nikah işlemine benzetirim.
Var olması gereken iki değerin hayat boyu birbirine iyi ve kötü günde sahip çıkması olmalıdır.
Parti ve üye arasında gönül ve düşünce bağının olması demokrasimiz açısından çok önem kazanmaktadır.
Düşünce ve gönül bağı aranmadan, üye yapma tercihi, üyelerin yönetim kadrolarını seçmesini değil, yönetime talip olanların,kendilerini seçecek üyeleri belirlemesinden ibarettir.
Çünkü bu üyelerin büyük bir kısmı, üye olmakla üstlendikleri görevlerin ne olduğunu dahi bilmezler.
Üyelik görevlerine ilişkin birkaç maddeye kısaca bir göz atalım.
1.Üyeler Tüzükte belirtilen miktarda partiye aidat öderler..
2.Aidat ödemeyenler seçme ve seçilme hakkını kullanamazlar.
3.Sandık çevresi öncelikli olmak üzere parti çalışmalarına katılırlar.
4.Partinin ilkelerini, programını, kurultay-kongre bildirgelerini, kararlarını, genel ve yerel politikalarını yurttaşlara duyurmakla görevlidirler.
5.Partinin etkinliklerine, toplantılarına katılırlar.
6.Partiye gelir sağlayacak çalışmalar içinde yer alırlar.
Bu ve buna benzer bize düşen birtakım görevler uzayıp gider.
Fakat tüm bunların arkasından bir genelge ile bir bakarsınız, herkese seçme seçilme hakkı doğar.
Hoş bir durum olmasa da gerçek bu.
AKP’nin Türkiye genelindeki üye sayısının 7 milyonu aştığı söyleniyor.
Diğer partilerle birlikte toplam üye sayısı 10 milyon olsun.
Görende üye olma furyasını ilk etapta toplumsal duyarlılığın bir göstergesi olduğunu sanacak.
Bütün bunları söylerken hiç önermede bulunmadığımı ve sadece eleştirdiğimi söyleyebilirsiniz.
Bu güne kadar eleştiri getirdiğim her konuda çözüm yolunu da sizlerle paylaştığıma inanıyorum
.Düşüncelerime katılıp katılmamanız ayrı bir şey.
Sağlıklı bir üye yapısının çaresi ne? Sorusuna karşılık naçizane düşüncem şu:
Öncelikle şunu ifade etmek isterim.
Önermelerim siyasi partiler yasası veya seçim kanununa aykırılık içerse de doğrusu hiç ilgilenmediğim bir nokta.
Her yıl anayasanın yaz boz tahtasına döndüğü bir ülkede üyelik konusunda yapılacak düzenlemelerin, ilgili aykırılık teşkil eden maddelerin yeniden düzenlenmesi mecliste iki günü almaz.
Siyasi bilinç her şeyden önce gelir.
Yaşam alanlarımızın gelişmesine sebep olur tespitinden hareket ederek önermelerimi paylaşayım.
1.Partilerin Tüzük ve programları, başta partiler ve ilçe seçim kurulları başta olmak üzere her yerden temin edilebilmelidir.
2.Parti il, ilçe merkezlerinde üyelik kaydı tarihe karışmalıdır.
3.Partiler üye formlarını ilçe seçim kurullarına genel merkez yöneticileri tarafından teslim etmelidirler.
Genel merkez, bilgisayar ortamında ilçe seçim kurullarında yaşanan üye hareketlerini takip edebilmelidir.
4.Tüzük ve programı temin edip okuyan kişi ilçe seçim kuruluna giderek hangi partiye üye olmak istiyorsa gerekli belgeleri sunarak o partiye üye olmalı ve üyelik alındı belgesini almalıdır.
5.Üyelerin yıllık ödemiş oldukları parti aidatları miktarı komik rakamlardan kurtarılmalı ve günümüz koşullarına uygun hale getirilerek yıllık aidat üye olunduğu anda ödenmelidir.
6.Seçme ve seçilme hakkına haiz bir üye olarak kalabilmek için bir sonraki yılın aidatı yine ödenmeli veya aidat ödemenin günümüzün getirdiği olanaklardan olan kredi kartına bağlanması suretiyle asil üyeliğin sürekliliği sağlanabilir.
Bu ve buna benzer daha birçok öneri ile siyasi partilerimizin ve dolayısı ile demokrasimizin kanayan yarası olan üyelik sorununa çözüm arayışları zenginleştirilebilir.
Yaptığım önermelerin içinde istismara açık noktalar olabilir.
Bunların, uzman kişilerce yapılacak olan çalışmalar sonucunda önlenebileceği hepimizin malumu.
Bunların hayata geçmesini hayal olarak görenler de olabilir.
Ama sizinde bildiğiniz gibi “inanmak başarmanın yarısıdır” derler.
İnanalım ve inançlarımızın, doğrularımızın peşinden koşmaktan yorulmayalım.
Hedefimize ulaştığımızda hayallerimizi süsleyen üyelik yapısı ve kolektif bir anlayışla yapılacak olan siyasetin doyumsuz bir haz vereceğini görmek hiç de zor olmayacaktır.
Pazar yerlerinde ve meydanlarda üye olan ve üye yapan biz!
Aidat ödemeyen biz!
Parti tüzüğünü ve programını okumayan biz!
Parti etkinliklerine katılmayan biz!
Parti giderlerine katkı sunmayan, değirmenin suyunun nereden geldiğini düşünmeyen biz!
Bunlara rağmen seçme seçilme hakkını elde eden yine biz!
Tam bir komedi.
Bu yaşananları,layık görüldüğümüz bir zihniyetin,tezahürü olarak görüyorum.
Türkiye, sanki sahte üye cenneti!
En azından ben böyle düşünüyorum.. Saygılarımla.
Hasan TEMEL hasan@temel.us
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

