Sol, neden iktidar olamıyor? - 2
Sol, neden iktidar olamıyor? - 2
Menderes-Demirel (İhtilaller,darbeler) dönemi;Bu döneme,ihtilaller,darbeler dönemi de denebilir.Çünkü 27 Mayıs 1961 ihtilalini, 1971 muhtırası takip etmiş ve akabinde 12 Eylül ile 10 yılda bir geleneksel hale gelen darbeler dönemi sonlanmıştır.
Bir önceki yazımı, 1950 de yapılan genel seçimlerin Demokrat Parti tarafından ezici bir çoğunlukla alındığı ve orta direğin farklı denizlere yelken açtığı tespitini yaparak bitirmiştik.Şimdi kaldığımız yerden devam edelim.
Artık dönem bir nevi savurganlık dönemi.Süreç, beklendiği gibi gelişmemiş olsa da her seferinde orta direkten yeterli desteğin alındığını söyleyebiliriz.Tabi bu arada asıl tehlike,2.dünya savaşından kalan yaraların sadece kabuk bağlaması, geçmişin unutulmasında yetersiz kalmış,cumhuriyetimizin temel ilkelerinden taviz verilmesinden bile kaçınmayan, bir iktidar ile yüz yüze kalınmasıdır.
”Siz isterseniz hilafeti bile getirirsiniz” gibi cumhuriyet düşmanlarını heyecanlandıran ve umutlandıran çıkışların yapılması, gidişatın asıl vehametini göstermektedir.Bu gidiş hayra alamet olmayıp, 27 mayıs
Her ne kadar,61 anayasası cumhuriyet tarihimizin en demokratik anayasası olsa da ordunun müdahalesi asla tasvip edilemez,edilmemelidir.Sivil iktidar yöneticilerinin yargılanması sonucu verilen idam kararları ,her zaman mazlumdan yana bir tavır içinde olmayı kendine görev bilen bir toplumun, hiçbir şeyi sorgulamadan desteğini sürdürmesi, Sn.Süleyman Demirel’in Adalet Partisi ile altın çağını yaşamasına sebep olmuştur.
Adalet Partisi’nin iktidar olmasında orta direğin desteğinin alınabilmesi yine kolay oldu..Nede olsa Adnan Menderes ve arkadaşlarının idamların sorumlusu olarak gösterilen bir CHP ve meydanlarda “benim memurum,benim işçim,benim köylüm,benim emeklim, benim dul ve yetimim gibi duygu sömürüsü üzerine kurulu bir Demirel klasiği, orta direğin desteğini almak için yetip artmaktadır.
12 Mart 1971 darbesinden sonra dönemin 1.ordu komutanı Faik Türün, toplumsal muhalefet, ekonomik gelişmenin önüne geçti derken var olan durumu tek cümle ile çok güzel özetlemişti. 1973’de yapılan CHP kurultayında Bülent Ecevit’in sol ve emek eksenli politikalarla genel başkanlığa aday olması ve İsmet İnönü gibi bir siyaset devinden genel başkanlığı devralması emperyal güçlerin rahatsızlık duymasına sebep olmuştur.
1973 deki bu çıkış, 1977 genel seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisini %41.4 oy oranı ile iktidar yaptı..Tehlikeyi gören ülkemizin en büyük işveren kuruluşu TÜSİAD’ın, CHP aleyhine yürüttüğü propaganda, tüm gazetelerde boy boy ilan verilerek yürütülmesi ve neredeyse terörün bile CHP kaynaklı olduğunu söylenebilecek kadar ileri gidilmiş olması hala hafızalardan silinemediğini görüyoruz.
Bu sorunların yanı sıra benzin,yağ,tüp,şeker gibi temel ihtiyaçların 1977 CHP iktidarı ile birlikte ortadan yok olmasının sorumlusu, egemen güçlerce CHP ilan edildi.Oysa her zaman olduğu gibi üreten işçiler, satan ve bunun kontrolü elinde olan kendileriydi.Piyasadan temel ihtiyaçların bilinçli bir şekilde çekilmesi, yaşanan kuyrukların ve ekonomik çöküşün faturası yine CHP’ye kesilmesine sebep oluyordu.
Fakat bu serüvenler kısa sürede son bulmakta, askeri müdahalelerle kesintiye uğramaktadır.Bu arada orta direğin beklentileri bir türlü karşılanamazken yükselen toplumsal muhalefetin öncülük görevini üstlenen sol her kötülüğün sorumlusu olarak günah keçisi ilan edilmekle kalmayıp adeta ezilmiştir.70-80 arasında yükselen toplumsal muhalefetin üzerinden 12 eylül darbesi silindir gibi geçmiş ve orta direk bir kez daha emperyal emellere hizmet noktasında ikna edilmiştir.
Artık süreç tekrar sivil yaşama geçiş sürecini hızlandırma şeklinde işlemeliydi.Ortaya çıkan tablo,terörden yorulmuş,darbelere rıza gösteren bir orta direk olduğunu söyleyebiliriz.Sivil yaşama geçildiği andan itibaren yine orta direğin hizmetinde olmayan ama orta direğin desteğiyle sömürü mekanizmasını işletecek iktidarların alt yapısının hazırlandığını görüyoruz..
Perşembe,günü bu yazı dizisinin üçüncü ve son bölümü olan “Özal-Erdoğan dönemini paylaşmak üzere.Saygılarımla.
Hasan TEMEL hasan@temel.us
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

