Ya Tırmalarsa...
Ya Tırmalarsa...
Kısa bir süre önce..
Şiddetli kar yağışı, kış günlerinin, artık kalıcı olacağını müjdeleyen günlerden biriydi.
Akşam saati…
İşyerinden çıkıp yürüyerek eve gidiyorum.
Önümde henüz bıyıkları terlememiş üç genç delikanlı şakalaşarak yürüyorlar.
Bu arada çocuklar, cadde üzerinde ki konteynıra yaklaşırken bir kedinin yere dökülmüş olan çöplerin içinde bir parça yiyecek arayışında olduğunu fark ettim.
Nede olsa her taraf kar altında.
Sokak hayvanlarının bu gibi ortamlarda yaşam savaşında yaşadıkları çaresizlikleri bilmeyenimiz yok.
Buraya kadar her şey normal.
Kedinin tam hizasına gelindiği anda, çocuklardan birinin o küçücük, çaresiz kediye bir tekme atışı vardı
ki anlatamam.
Bir taraftan da, zor şartlarda bir parça yiyecek bulmanın zorluğundan olsa gerek, çocukları gördüğü halde kaçma gereği duymayan kedi ,yinede temkinli davranıp, atılan tekmeden kendini korumayı bilmişti.
Kedinin kaçınca, gülüşmeler içinde bir süre durdular.
Yaklaştım..
Sordum neden tekme attığını..
Ve yaptığı şeyin affedilir bir davranış olmadığını...
Aldığım cevap ise tam bir küstahlık..
Ya tırmalarsa…
Donup kaldım…
Ne diyeceğimi şaşırdım..
Hiçbir şey diyemedim.
Babası yaşında biri olduğum halde beni “ti”ye aldığını anlamıştım.
Sadece ileride beni belki anlayabileceği umudumu, kendisiyle paylaşmaya çalıştım.
Fakat hiç oralı olmadılar, çünkü onlar, şair Yusuf Hayaloğlu’nun dediği gibi “başka havadaydılar”.
Mutlu ve hiçbir şey olmamış gibi gülerek, eğlenerek yollarına devam ettiler.
Bu olay bana, bir hafta öncesinde, onlarca kedinin bir anda öldürülmesi haberini hatırlattığı için yüreğimde duyduğum sızıyı daha da arttırmış oldu.
Bu çocukları ,bu duruma getiren sebepler ne olabilir?
Sevgi eksikliği mi?
Her geçen gün, biraz daha artan sevgi yoksunluğunun teşhis ve tedavi ihtiyacı ne zaman karşılanacak?
Bu sevgisizlik, nasıl izah edilecek?
Bütün bunları, düşünürken,yaşarken,Komünizm doktrinin mimarı Karl Marks’ın bir sözünü hatırlamaktan
Kendimi alamıyorum.
Diyor ki..
“Hayvan olmak istiyorsan olabilirsin elbette,bunun için insanlığın acılarına sırt çevirmen ve yalnız kendi postuna özen göstermen yeterlidir” der.
Güzel bir söze ne hacet..
Uyarıcı,sorgulayan ve düşündüren..
İnsanlığa sırt çevirmek bile bizi insanlıktan ediyorsa,
Masum, o zor koşullarda, yaşam savaşı veren kediye, acımasızca tekme atan biz insancıklar!
Sahi..
Biz kimiz?, Allah aşkına..
Biz kimiz?
Biz neyiz?
Hayvanları kanatırcasına tırmalayanın aslında biz insanlar olduğunu ne zaman göreceğiz!
Biz insanlar,dilimizden düşürmediğimiz sevgi sözcüğünü, gönlümüze ne zaman düşüreceğiz?
Ne zaman?
Bilen var mı? Saygılarımla.
Hasan TEMEL hasan@temel.us
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

