Kitle partileri yasal zeminde siyasi faaliyet gösterirler.
Zaten aksi de düşünülemez.
Her ne olursa olsun yüzleştikleri sorunları anayasal çerçeve de ele alıp çözmeye çalışırlar.
Küçük bir sapma dahi, hesap soran değil hesap veren parti olmaya sebep olabilir.
Bazen de sapma aranmaz.
Kırk yedi yıllık sağ iktidar saltanatına son verme dirayetini göstermişseniz eğer suçunuz büyük
büyük demektir!
Amiyane tabirle “başını ezmek” lazım!
Artık, AKP yargısı ile dizayn edilen ve halkta karşılığı kalmayan Kılıçdaroğlu’na teslim edilen bir
CHP gerçeği var.
Özgür Özel ve arkadaşları tehlikenin farkındalar.
Kendilerini ve CHP’yi korumak için sorunlara temkinli yaklaşırken ‘kılı kırk’ yarıyorlar.
Özel’in dediği gibi acil kurultay tek çıkış yolu.
Olmadı, delegelerin imzasıyla kırk beş gün içinde olağanüstü kurultaya gitmek.
Bu iki yol mutlaka denenmeli.
Aksi durum, haklı iken haksız duruma düşürebilir.
Zaten kısa vadede kurultay olmayacak.
Gelen işaretler imza toplansa dahi kurultaya gitmemek için Kılıçdaroğlu’nun ayak direteceği
yönünde.
Varsın diretsin!
Bu hakların kullanımı, Özgür Özel ve arkadaşlarının geleceğe dair kazanımları olur.
Kılıçdaroğlu’nun hesabı belli.
Altın tepsi de sunulan koltuğa kurulup partinin gerçek sahiplerini CHP’den uzaklaştırmak ve
marka değerine duyduğu güvenle parti de mutlak hakimiyet kurmak!
Ne diyelim ki, hayal kuruyor işte!
Sırf Atatürk’ün bize emaneti diye bugün AKP ile birlikte yol yürüyen CHP’ye, demokratların arka
çıkmayacağını düşünüyor.
Şimdi hamle sırası Özgür Özel’de.
AKP ve Kılıçdaroğlu kendi kazdıkları kuyuya düşmek için gün sayıyorlar!
Yeter ki, 2002’de AKP’nin yazdığı destansı hikayenin bir benzerini Özel ve arkadaşları yazma
cesaretini göstersinler.
Nasıl ki “cahille sohbet zaman kaybı” ise art niyetle mücadele de beyhude bir uğraş.
“Baba Ocağı” duygusallığından korunmak lazım.
İktidar güdümüne giren Kılıçdaroğlu ve arkadaşlarından CHP’yi geri almak asla mümkün değil.
En azından ben öyle düşünüyorum.
Parti meclisini toplamamak için ayak diretiyor
Yarın delegelerden imza toplandığın da kurultaya gitmemek için de her yolu deneyecek.
Bundan şüphe duyana şaşarım.
Bence yeni bir parti kurma kararı bu işgalcilerin en büyük kabusu olur.
Bayramlaşma toplantıları ve anketler, yeni parti ile CHP’nin bölünmeyeceğini apaçık gösteriyor.
Siyaset duygusallığı kaldırmaz.
Atatürk’ün partisi, CHP’ye karşı yürütülen davanın savcısıyım diyen biri tarafından yönetilemez.
Zarar veren Baba ocağı duygusallığı artık zaman kaybı.
Ocak taştı!
Ocak değil, cumhuriyetin ve sosyal demokrasinin evrensel ilkelerini yaşatmak önemli.
Halk arkanızda.
Hazır, mutlak butlan kararını demokratik sisteme darbe olarak gören ve meşruiyetinizi tanıyan
sosyalist enternasyonal de arkanızda iken daha ne bekliyorsunuz?
Halk, haksızda olsa CHP’nin üstüne yüklenen 100 yıllık yükü atmaya hazır.
CHP’yi isimle değil fikirleriyle yaşatmak istiyor.
Geçmişin yükünü üzerinde hisseden gençlikte arkanızda.
Adınız gibi özgür olmak istiyorlar.
Yeni parti girişimi acil bir erken seçimi tetikleyebilirmiş!
Yeni partiyi seçime sokmamak için akıl almaz düzenlemelere gidilebilirmiş!
Varsın yapsınlar varsın gitsinler.
CHP’yi birinci parti yapan kadroların B, C planları olmaması mümkün mü?
Ne demişler, Demokrasilerde çare tükenmez.
Seçmenin önüne sandık konduğu sürece seçime girmek için mutlaka bir yol bulunur.
Asla dert edilecek bir durum değil!
CHP ailesi de içini ferah tutsun, çünkü yeni parti işgalcilerin kabusu olur.
Hasan TEMEL

