Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36 Hukuk Dairesi “mutlak butlan” kararı vererek Özgür Özel ve yönetimini görevden uzaklaştırdı.
Anayasanın 79 Maddesi, tek yetkili merciin Yüksek Seçim Kurulu olduğunu söylese de iktidarın yasa tanımaz tavrı demokrasiden yana güçleri hiç şaşırtmadı.
Defalarca seçilmiş bir parti yönetimini yok saymak bir hukuk garabeti olmakla birlikte,bu karar aynı zamanda ucube tek adam rejiminin çöküşüdür de!
Görülen o ki, bu hukuk darbesinin püskürtülmesi yönünde başta gönüllerin Genel Başkanı Özgür Özel ve arkadaşları olmak üzere diğer muhalif partiler ortaklaşmış durumda.
Bu ortaklaşma, CHP’nin yürürlüğe koyduğu ‘eylem planına’ güç katmakla kalmaz demokrasinin yeniden inşasına da ışık tutar!
Eylem planının ilk adımı, geçmişte hiç örneği olmayan bu hukuk darbesinin, Yargıtay ve Yüksek Seçim Kuruluna itirazı oldu.
Sonuç alıcı bir girişim olmamakla birlikte hukuk ve demokrasi inancı taşıyan bir partinin bu yolu
es geçmemesi kurumsal varlığı açısından değerlidir.
Kişisel olarak daha radikal bir eylem planı beklentisi içinde olsam da CHP yönetiminin kararını şu ortamda eleştirmek haksızlık olur.
Demokrasiden yana olan birey ve kurumlara düşen görev, parti yönetiminin yürürlüğe koyduğu eylem planına kayıtsız şartsız destek olmaktır.
Çünkü yandaş medya, CHP’yi içten ve dıştan yıpratarak AKP’yi bir dönem daha iktidarda tutmak için her yolu deneyecek.
Bu oyunu bozmak için atılacak ilk adım, delegelerin imzasıyla olağanüstü kurultay kararı almak olsa da Kılıçdaroğlu ve ekibinin seçim öncesi bu yolu tercih edeceğini düşünmüyorum.
Etmez çünkü AKP hizmetkarlığına soyunan küçük bir parti içi azınlık oldukları ortaya çıkar.
Yandaş medya bunu iyi bildiği içindir ki, siyasi çıkarları uğruna dün videolarla PKK yandaşı olarak gösterdiği Kılıçdaroğlu ve avanesini bugün bir güç olarak köpürtmeye çalışıyor.
Bu samimiyetsizlik beni geçmişe götürdü!
90’lı yılların ilk yarısı olmalı.
Bakırköy Zuhurat Baba stadında SHP’nin mitingi var.
Genel Başkan Erdal İnönü kürsüye çıkar çıkmaz stadyumun orta kısımlarına konumlanan küçük bir grup sloganlarla hatibin konuşmasını sabote etmeye başlar.
Hoşgörüde sınır tanımayan bir lider olan İnönü bile durumdan bezmiş olmalı ki, bir an için bütün CHP’lilerin yere çökmesini ister.
Talep karşılık bulur ve on binlerin içinde elli kişiyi bulmayan radikal bir grup iyot gibi açığa çıkar.
Tepkiler neticesinde bir anda buharlaşıp yok oldular.
Ben Kemal Kılıçdaroğlu ve avanesini, parti içi versiyonu yani karşılığı olmayan ama varmış gibi gösterilmeye çalışılan AKP hizmetkarı bir klik olarak görüyorum.
Buna parti içi muhalefet demek doğru değil.
Bu nedenle asla teslim olunmamalı, aksine deşifre edilmeli, hibrit yönetim gayretlerine mahal verilmemelidir.
Özgür Özel’in dediği gibi bu kötücül zihniyetten arınmanın yolu dün olduğu gibi yarınlarda da demokratik zeminde sokak ve meydan siyasetine ivme kazandırmaktır.
Kişisel kanaatim bu öfke seli karşısında Kılıçdaroğlu ve arkadaşlarının partiyi yönetemeyecekleri yönünde
Lakin, adalet için 450 km yol yürüyen bir liderin siyasi hırsı yüzünden parti tarihine bir ihanet hareketinin öncüsü olarak geçecek olması çok üzücü.
Tek çıkış yolu var.
İhtimal dahilinde görmesem de olması gereken, acil kurultaya gitmek, CHP’yi Özgür Özel ve arkadaşlarına teslim etmek ve aktif siyaset hayatından çekilmek olmalıdır.
Çünkü bir tarafta örgüt desteği arkasına alan Özgür Özel ve diğer tarafta delege oyunu almadan her türlü hileyi mübah görüp koltuğa çöreklenen bir Kılıçdaroğlu gerçeği var.
Hasan TEMEL

