Koç City
merkez
Hasan TEMEL
Köşe Yazarı
Hasan TEMEL
 

Trafik ve Otopark Çilesi!

İstanbul’un ‘trafik ve otopark’ sorunun esas sorumlusu CHP değil AKP’dir. Alışkanlık haline getirdiği manipülatif savunma mekanizmasından (suçunu örtme ve karşı tarafa yükleme) medet ummaktan kendini kurtaramıyor! Geçen ay AKP İstanbul İl Başkanlığı #ulaşamıyoruz# etiketi altında bir çalışma başlattı. Bir parti çalışmasına destek olmak bir tercihtir, saygı duyarım. Ama nedenleri üzerine kafa yormadan mesnetsiz paylaşımlara arka çıkmak, gerçekçi habercilik ilkesini çiğnemek olup kamu vicdanını da yaralar. “Mazeret yok” demekle mazeret koşulları yok olmaz. Sorunu manipüle etmek yerine son yerel seçim seçmen davranışlarını doğru okumakta fayda var. Çünkü, AKP ve yandaşları için çıkarılacak çok ders var!   Yanlışta ısrar bir tercih olmakla birlikte seçmen mesajına kulak vermek bir yurttaşlık görevidir. Neydi seçmenin verdiği mesaj? “Çeyrek yüzyıl o koltuğu benim rızamla işgal ettin! Sorunları çözmek yerine büyüttün. Sana olan inancımı kaybettim. İstanbul’u yönetme yetkisini senden alıp Ekrem İmamoğlu’na verdim. Mühür bende! İmamoğlu şayet gidecekse bunun kararını sen değil ben veririm.” Tabi anlayana…   Çözüm, kararlılık ve yetki gerektirir. AKP, genelden yerele yetki devri vaadiyle iktidara geldi. Fakat mühür elinden alınınca yetkileri merkezde toplayıp başta İBB olmak üzere diğer muhalif belediyeleri hizmet veremez hale getirmek istedi. Aklıma gelen birkaçını sizlerle paylaşayım. -Galata Kulesi, Yerebatan Sarnıcı, Kız Kulesi gibi tarihi kültürel miras ziyaretinden elde edilen gelirlere el kondu! Hazine’ye “üç beş kuruş” aktarabilmek için eğreti ve kaçak yapılara imar barışı maskesi altında imar katline imza atıldı! Dayanaksız savlarla CHP’li belediyeler için soruşturma izni verildi ama “Ankara’yı parsel parsel sattınız.” uyası görmezden gelindi. Kentsel Dönüşüm Projeleri uygulamalarında kısmi de olsa otopark muafiyeti getirilerek sokak araç parkı uygulamasına devam dendi! Hizmet amaçlı yatırımlar için kaynak aktarımı ya geciktirildi ya da kesildi. Örnekleri çoğaltmak mümkün. Bunların her biri muhalif belediyelerin hizmetlerini engelleyici haklı mazeretler değil de nedir?   Samimi olmakta fayda var. İstanbul’un ‘trafik ve otopark’ sorunu, yerel sorun olmaktan çıkalı çok oldu. Devlet sorunu demek daha doğru. Gidişata bakılırsa değil İmamoğlu, sonrasında bile çözülemeyecek gibi. Gelenin ve gidenin kim olduğunun da bir önemi kalmayacak.   İBB yönetimi soruna çare üretmek, AKP ise geçmiş yirmi beş yıl süren yönetim başarısızlığını üstlenmek zorunda. Yurttaş Belediyelere yönelik iktidar icraatlarını siyasi buluyor. Bu nedenle sandık gününü bekliyor. #Ulaşamıyoruz# algı etiketi suçluluk duygusunun dışa vurumu olup, bu algıya paralel yanlı eş zamanlı haberler yapmak hakkaniyet dengesini zedeliyor. Kötülükten maraz doğar, değer mi? Rahmetli Turgut Özal’da “eli kolu bağlı belediye ister misiniz” diyerek aba altından halka sopa göstermişti. Sonuç malum, aynı akıbet şimdi de AKP’yi bekliyor. Lakin halkla inatlaşmanın siyasi bedeli çok ağır olduğunu AKP nedense görmek istemiyor. Ne diyelim, “kendi düşen ağlamaz.” Hasan TEMEL
Ekleme Tarihi: 14 Mayıs 2026 -Perşembe

Trafik ve Otopark Çilesi!

İstanbul’un ‘trafik ve otopark’ sorunun esas sorumlusu CHP değil AKP’dir.
Alışkanlık haline getirdiği manipülatif savunma mekanizmasından (suçunu örtme ve karşı tarafa
yükleme) medet ummaktan kendini kurtaramıyor!
Geçen ay AKP İstanbul İl Başkanlığı #ulaşamıyoruz# etiketi altında bir çalışma başlattı.
Bir parti çalışmasına destek olmak bir tercihtir, saygı duyarım.
Ama nedenleri üzerine kafa yormadan mesnetsiz paylaşımlara arka çıkmak, gerçekçi habercilik
ilkesini çiğnemek olup kamu vicdanını da yaralar.
“Mazeret yok” demekle mazeret koşulları yok olmaz.
Sorunu manipüle etmek yerine son yerel seçim seçmen davranışlarını doğru okumakta fayda
var.
Çünkü, AKP ve yandaşları için çıkarılacak çok ders var!
 
Yanlışta ısrar bir tercih olmakla birlikte seçmen mesajına kulak vermek bir yurttaşlık görevidir.
Neydi seçmenin verdiği mesaj?
“Çeyrek yüzyıl o koltuğu benim rızamla işgal ettin!
Sorunları çözmek yerine büyüttün.
Sana olan inancımı kaybettim.
İstanbul’u yönetme yetkisini senden alıp Ekrem İmamoğlu’na verdim.
Mühür bende!
İmamoğlu şayet gidecekse bunun kararını sen değil ben veririm.”
Tabi anlayana…
 
Çözüm, kararlılık ve yetki gerektirir.
AKP, genelden yerele yetki devri vaadiyle iktidara geldi.
Fakat mühür elinden alınınca yetkileri merkezde toplayıp başta İBB olmak üzere diğer muhalif
belediyeleri hizmet veremez hale getirmek istedi.
Aklıma gelen birkaçını sizlerle paylaşayım.
-Galata Kulesi, Yerebatan Sarnıcı, Kız Kulesi gibi tarihi kültürel miras ziyaretinden elde edilen
gelirlere el kondu!
Hazine’ye “üç beş kuruş” aktarabilmek için eğreti ve kaçak yapılara imar barışı maskesi altında
imar katline imza atıldı!
Dayanaksız savlarla CHP’li belediyeler için soruşturma izni verildi ama “Ankara’yı parsel parsel
sattınız.” uyası görmezden gelindi.
Kentsel Dönüşüm Projeleri uygulamalarında kısmi de olsa otopark muafiyeti getirilerek sokak
araç parkı uygulamasına devam dendi!
Hizmet amaçlı yatırımlar için kaynak aktarımı ya geciktirildi ya da kesildi.
Örnekleri çoğaltmak mümkün.
Bunların her biri muhalif belediyelerin hizmetlerini engelleyici haklı mazeretler değil de nedir?
 
Samimi olmakta fayda var.
İstanbul’un ‘trafik ve otopark’ sorunu, yerel sorun olmaktan çıkalı çok oldu.
Devlet sorunu demek daha doğru.
Gidişata bakılırsa değil İmamoğlu, sonrasında bile çözülemeyecek gibi.
Gelenin ve gidenin kim olduğunun da bir önemi kalmayacak.
 
İBB yönetimi soruna çare üretmek, AKP ise geçmiş yirmi beş yıl süren yönetim başarısızlığını
üstlenmek zorunda.
Yurttaş Belediyelere yönelik iktidar icraatlarını siyasi buluyor.
Bu nedenle sandık gününü bekliyor.
#Ulaşamıyoruz# algı etiketi suçluluk duygusunun dışa vurumu olup, bu algıya paralel yanlı eş
zamanlı haberler yapmak hakkaniyet dengesini zedeliyor.
Kötülükten maraz doğar, değer mi?
Rahmetli Turgut Özal’da “eli kolu bağlı belediye ister misiniz” diyerek aba altından halka sopa
göstermişti.
Sonuç malum, aynı akıbet şimdi de AKP’yi bekliyor.
Lakin halkla inatlaşmanın siyasi bedeli çok ağır olduğunu AKP nedense görmek istemiyor.
Ne diyelim, “kendi düşen ağlamaz.”
Hasan TEMEL
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve gophaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.