İstanbul’un artık ‘’TOÇ’’ gibi bir sorunu var!
İstanbul’un artık ‘’TOÇ’’ gibi bir sorunu var!
İstanbul’da Yeni Kriz: TOÇ Yönetilemiyor. İstanbul’un artık süslü cümlelere değil, gerçeklerle yüzleşmeye ihtiyacı var.
Peki nedir bu TOÇ?
Hatırlayalım…
1994 yerel seçimlerine giderken Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul için kullandığı o meşhur sloganı:
3Ç “Çöp, çukur, çamur…”
Bu üç temel sorun üzerinden yükselen bir belediyecilik anlayışı, İstanbul’da büyük bir değişimin kapısını aralamıştı.
Aradan yıllar geçti. Peki bugün ne durumdayız?
Bugün İstanbul’un karşı karşıya olduğu yeni tabloyu üç harfle özetleyebiliriz:
TOÇ: Trafik, Otopark, Çukur.
İstanbul’da trafik artık bir sorun olmaktan çıktı, adeta günlük hayatın kaçınılmaz bir parçası haline geldi. Saatler yolda geçiyor, mesafeler uzamıyor ama süreler katlanıyor.
Daha da düşündürücü olan şu:
İstanbul’da bu soruna kalıcı çözüm üreten bir Büyükşehir Belediyesi göremiyoruz.
İstanbul içinde yeni ana arterler? Yok.
Şehri rahatlatacak büyük ulaşım projeleri? Sınırlı.
Alternatif ulaşım planlaması? Yetersiz.
Raylı sistemler eskiden kalma veya eskiden başlayanlar zor bitti. Yani şehrin büyüme hızına yetişemiyor. İstanbul gibi bir metropolde ulaşım, günü kurtaran değil, geleceği planlayan bir anlayış gerektirir.
Trafiğin doğal sonucu ise otopark krizi…
İstanbul’da insanlar araçlarını park edecek yer bulamıyor. Bunun sonucu ne oluyor?
- Kaldırımlar işgal ediliyor
- Yayalar yollarda yürümek zorunda kalıyor
- Sokaklar çift, hatta üç sıra parkla kilitleniyor
Bu tablo artık sadece bir düzensizlik değil, şehir yaşamını doğrudan tehdit eden bir sorun haline gelmiş durumda.
Çözüm ise belli:
İnşaat ruhsatları alınırken harçlar, Büyükşehir Belediyesine ait emanet hesabına yatırılır. Ama Büyükşehir Belediysi'nin yeteri kadar otopark yapma gayreti yok!
Ayrıca kentsel dönüşüm süreçlerinin ada bazlı ve otopark zorunluluğu içeren bir planlama ile yürütülmesi gerekiyor. Aksi halde her yeni bina, sorunu çözmek yerine büyütüyor.
Gelelim üçüncü harfe: Çukur.
Bugün bir kurum kazıyor, diğeri kapatmıyor.
Sorumluluk birinden diğerine atılıyor, ama sonuç değişmiyor.
İstanbul’da İSKİ veya farklı kurumların açıp kapatmadığı ve doğal çukurlarla binlerce çukurdan bahsediliyor.
Büyükşehire ait kurumları çukurları kapatmaması veya geç kapatmasının kötü algısı kime yansıyor. Elbette ilçe belediyelerine…
Unutulmamalıdır ki;
1994’te “Çöp, çukur, çamur” nasıl bir siyasi dönüşümün başlangıcı olduysa, bugün de TOÇ benzer sonuçlar doğurabilir.
Çünkü şehirlerin kaderini, günlük hayatı zorlaştıran bu temel sorunlar belirler.
Eğer trafik çözülmez,
Eğer otopark sorunu büyümeye devam ederse,
Eğer çukurlar kapanmazsa…
Bu sadece bir hizmet eksikliği değil, aynı zamanda bir güven kaybına dönüşür.
Bence İstanbul Büyükşehir Belediyesi, şehri bir bütün olarak düşünüp bu konularda adım atmalı diye düşünüyorum.
Haber - Analiz: Ali Şükrü KARA
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

