Siyasette bazı aktörler tartışmaların içinde görünür olur.
Bazıları ise tartışmaların ötesinde, farklı kesimlerin aynı zeminde bulunabildiği alanlar kurarak fark edilir.
Zekeriya Eroğlu ikinci kategoriye yakın bir profil sergiliyor. Onu anlamak için söylemlerinden çok, kurabildiği ilişki zeminlerine bakmak gerekiyor.
Geçtiğimiz günlerde düzenlediği iftar daveti bu açıdan dikkat çekici bir örnek sundu.
Katılımcılar arasında Gaziosmanpaşa Kaymakamı İskender Yönden, eski devlet bakanlarından Mehmet Sevigen, Bayrampaşa Belediye Başkan Vekili ibrahim Akın, Ak Parti Gaziosmanpaşa İlçe Başkanı İsmail Ergüneş, MHP Gaziosmanpaşa İlçe Başkanı Korhan Çalışkan, CHP Gaziosmanpaşa Belediye Meclisi Grup Başkan Vekili Bülent Kıdık, Büyük Birlik Gaziosmanpaşa İlçe Başkanı Fedai Karakol, Esnaf Odası Başkanı Erkan Kaya, Gaziosmanpaşa Ahmet Yesevi Başkanı Şahin Çolak, Ak Parti Gaziosmanpaşa Belediye Meclis Üyeleri, Cumhuriyet Halk Partisi Meclis Üyeleri, Milliyetçi Hareket Partisi Meclis Üyeleri, İBB Meclis Üyeleri, Turkuaz Medya Yönetim Kurulu Üyesi Abdülhalik Çimen, iş dünyasının önde gelen isimleri, STK temsilcileri, muhtarlar, sanat dünyasından temsilciler katıldılar.
Farklı kesimlerden yoğun bir davetli ve siyasal hafızayı temsil eden geniş bir yelpaze
yalnızca kalabalık değil, çoğulcu bir kamusal kesişim alanı görünümü veriyordu.
Gecenin konuşmacısı olarak Caner Taslaman’ın tercih edilmesi ise bu buluşmanın niteliğini daha da belirginleştiren bir ayrıntıydı.
Taslaman’ın akademik ve düşünsel kimliği, davetin yalnızca sosyal veya siyasi bir temas alanı değil
aynı zamanda fikrî bir zemin olarak kurgulandığını gösteriyordu.
Bu tercih, organizasyonun retorik değil içerik; slogan değil düşünce ekseninde tasarlandığını düşündüren sembolik bir işaret niteliği taşıyor.
Merkez Siyaseti
İddia Değil Sonuç
Siyaset teorisinde merkez, çoğu zaman yanlış anlaşılır. Merkez; ortada durmak değil, farklı uçların temas edebildiği alanı kurabilmektir.
Bu nedenle merkez siyaset bir söylem değil, bir ilişkisel sonuçtur. İddia edilerek değil; güven üretilebildiği ölçüde oluşur.
Eroğlu’nun oluşturduğu tablo bu açıdan dikkat çekici. Aynı ortamda farklı siyasi geleneklerin temsil edilebilmesi, onun yalnızca belirli bir çevreye değil, daha geniş bir toplumsal alana temas edebilen bir kabul zeminine sahip olduğunu düşündürüyor.
Bu tür kabul alanları kısa sürede oluşmaz; süreklilik, tutarlılık ve öngörülebilirlik gerektirir. Başka bir ifadeyle, merkez dediğimiz alan aslında bir mekân değil, zaman içinde biriken güvenin siyasal biçimidir.
Tarz
Çatışma Değil Temas
Eroğlu’nun siyaset tarzında belirgin bir eğilim göze çarpıyor:
gerilim üretmek yerine temas üretmek.
Bu yaklaşım günümüz siyasetinde yaygın değildir. Çünkü ayrışma hız üretir; temas ise zaman ister. Bu nedenle temas kurabilen aktörler genellikle görünürlükle değil, kabul edilebilirlikle öne çıkar.
Bu tip siyasal profiller üç özelliğin birleşimiyle oluşur.
• farklı kesimlerce meşru görülme
• gerilim üretmeyen iletişim dili
• uzun vadeli ilişki hafızası
Bu kombinasyon, klasik parti temsilcisinden farklı bir aktör tipi ortaya çıkarır: merkez kurucu figür. Ve bu figürlerin en belirgin sermayesi, güç değil güven biriktirebilmeleridir.
Güven Zemini
Görünmeyen Siyasi Sermaye
Siyasal sistemlerde çoğu zaman görünmeyen ama belirleyici olan unsur, aktörün sahip olduğu güven hacmidir. Bu hacim, makamla değil muhataplarla; söylemle değil süreklilikle oluşur.
Eroğlu’nun oluşturduğu temas alanı, farklı kesimlerin aynı ortamda bulunmayı doğal karşılamasıyla okunabiliyorsa, bu durum onun kişisel iletişim ağından öte bir güven altyapısına sahip olduğunu düşündürür.
Bu tür güven zeminleri kısa vadeli stratejilerle kurulmaz. Bunlar, zaman içinde sınanmış tutumların, öngörülebilir davranışların ve gerilim üretmeyen iletişimin toplamıdır.
Bu nedenle siyasal hayatta en zor kurulan ama en kalıcı olan güç türü de tam olarak budur.
Sessiz Güç ve İlişki Alanı
Siyasette görünür güç dikkat çeker; işleyen güç ise sonuç üretir. Eroğlu’nun oluşturduğu tabloda dikkat çeken unsur, kişisel görünürlüğünden çok etrafında oluşan çok katmanlı yapı.
Bu da onun siyasal etkisini söylemden çok güven mimarisi üzerinden kurduğunu gösteriyor.
Bu tür konumlanmalar yüksek sesle ilan edilmez. Daha çok kurulan masalar, açılan diyalog kanalları ve farklı kesimlerin aynı ortamda bulunabilme güveniyle anlaşılır. Çünkü güven, ilan edilen değil; fark edilen bir niteliktir.
İftarı Özetleyen Cümle
Zekeriya Eroğlu, siyasette kendini anlatan bir figürden ziyade,
etrafında oluşan çoğul tabloyla okunan bir merkez profili çiziyor.
Ve siyaset pratiği çoğu zaman şunu gösterir:
Kenarlar ses getirir.
Merkez yön verir.
Bazıları konuşarak alan açar.
Bazıları alan açarak konuşur.
Bu portre, ikinci tipe daha yakın görünüyor.
Bu ramazan sürecinde katıldığım en nitelikli iftar programı olduğunu söyleyebilirim

