Koç City
merkez
Ali Şükrü KARA
Köşe Yazarı
Ali Şükrü KARA
 

Gaziosmanpaşa’da Çukur Meselesi!

Gaziosmanpaşa bugün sessiz ama derin bir kriz yaşıyor. Sokaklarda yürürken, araç kullanırken, hatta bir köşe başını dönerken karşımıza çıkan o çukurlar… Aslında sadece asfaltın değil, yönetim anlayışının da test edildiği bir mesele bu. Gaziosmanpaşa Belediye Başkan Yardımcısı Zeynep Vurmaz Yiğit’in mecliste açıkladığı rakam çarpıcı: Gaziosmanpaşa’da sadece İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi kaynaklı 250 açık çukur var. Bu, buzdağının görünen kısmı! İlçe belediyesinin sorumluluğundaki yollar, diğer kurumların kazıları ve bakım eksikleri de eklendiğinde sayı binleri geçebiliyor. Sorunun özü basit ama çözümü siyaseten karmaşık: Kim açtıysa o kapatsın. Ama mesele tam da burada düğümleniyor. Bir yanda İstanbul Büyükşehir Belediyesi, diğer yanda ilçe belediyesi! Yetki alanları, sorumluluk sınırları ve uygulama eksiklikleri birbirine karışmış durumda. Vatandaş için ise bunun hiçbir önemi yok. Çünkü vatandaş çukura düştüğünde “bunu kim açtı?” diye sormuyor, “neden kapatılmadı?” diye soruyor. Siyaset ise bu noktada devreye giriyor. Türkiye’de yerel yönetim hafızasında 3Ç’den ibaret üç kelime vardır: çöp, çukur, çamur. Bu üçlü, bir dönemin siyasi kaderini belirledi. Bugün aynı risk yeniden kapıda! Şu an Cumhuriyet Halk Partisi yönetimindeki İstanbul Büyükşehir Belediyesi, çukur meselesini küçümserse bunun bedelini siyasi olarak ödeyebilir. Öte yandan Adalet ve Kalkınma Partisi yönetimindeki ilçe belediyeleri de bu sorumluluğu tamamen üzerinden atarsa, sahadaki algı onların aleyhine şekillenmeye devam eder. Çünkü gerçek şu: Algıyı kim yönetemezse, faturayı o öder. Bugün sahadaki tabloya bakıldığında vatandaşın gözünde ilk muhatap ilçe belediyesi! Yani çukurun başında duran tabelada “İSKİ çalışmasıdır” yazsa bile, tepki çoğu zaman ilçe belediyesine gidiyor. Önlerinde iki yol var: Ya ilçe belediyeleri “benim sorumluluğum değil” demeden hızlıca müdahale edip sorunu ortadan kaldıracak; Ya da bu çukurların hangi kuruma ait olduğunu net, şeffaf ve sürekli bir şekilde anlatacak. Bu kolay olanıdır. Bence ilçe belediyesi bu sorumluluktan kaçmamalı… Üzerine atıl kalacak sorumsuzluk algısından kaçmalı. İlçe belediyeleri bu çukurlar İBB ve diğer kurumlara da ait olsa kapatma yoluna gitmeli. Nasıl? İlçe Belediyesi kendi kapatacak, İBB ve diğer kurumlara bunun bedelini rücu edecek. Hatta İSKİ veya Bedaş müteahhitlerine de rücu edebilir. Zira o kurumlar bu işi müteahhitlere ihale ederken, yolun eski haline getirilmesi ve asfaltlanması şeklinde ihale ediyor. Karmaşa devam ederse,  bu mesele teknik olmaktan çıkıp tamamen siyasi bir faturaya dönüşebilir.. Ve o fatura, sandıkta kesilir. Kısacası: Bu sadece bir asfalt meselesi değil, bir yönetim sınavı.
Ekleme Tarihi: 30 Mart 2026 -Pazartesi

Gaziosmanpaşa’da Çukur Meselesi!

Gaziosmanpaşa bugün sessiz ama derin bir kriz yaşıyor. Sokaklarda yürürken, araç kullanırken, hatta bir köşe başını dönerken karşımıza çıkan o çukurlar… Aslında sadece asfaltın değil, yönetim anlayışının da test edildiği bir mesele bu.

Gaziosmanpaşa Belediye Başkan Yardımcısı Zeynep Vurmaz Yiğit’in mecliste açıkladığı rakam çarpıcı: Gaziosmanpaşa’da sadece İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi kaynaklı 250 açık çukur var. Bu, buzdağının görünen kısmı! İlçe belediyesinin sorumluluğundaki yollar, diğer kurumların kazıları ve bakım eksikleri de eklendiğinde sayı binleri geçebiliyor.

Sorunun özü basit ama çözümü siyaseten karmaşık:
Kim açtıysa o kapatsın.
Ama mesele tam da burada düğümleniyor.

Bir yanda İstanbul Büyükşehir Belediyesi, diğer yanda ilçe belediyesi! Yetki alanları, sorumluluk sınırları ve uygulama eksiklikleri birbirine karışmış durumda. Vatandaş için ise bunun hiçbir önemi yok. Çünkü vatandaş çukura düştüğünde “bunu kim açtı?” diye sormuyor, “neden kapatılmadı?” diye soruyor.

Siyaset ise bu noktada devreye giriyor.

Türkiye’de yerel yönetim hafızasında 3Ç’den ibaret üç kelime vardır: çöp, çukur, çamur. Bu üçlü, bir dönemin siyasi kaderini belirledi. Bugün aynı risk yeniden kapıda! Şu an Cumhuriyet Halk Partisi yönetimindeki İstanbul Büyükşehir Belediyesi, çukur meselesini küçümserse bunun bedelini siyasi olarak ödeyebilir. Öte yandan Adalet ve Kalkınma Partisi yönetimindeki ilçe belediyeleri de bu sorumluluğu tamamen üzerinden atarsa, sahadaki algı onların aleyhine şekillenmeye devam eder.

Çünkü gerçek şu:
Algıyı kim yönetemezse, faturayı o öder.

Bugün sahadaki tabloya bakıldığında vatandaşın gözünde ilk muhatap ilçe belediyesi! Yani çukurun başında duran tabelada “İSKİ çalışmasıdır” yazsa bile, tepki çoğu zaman ilçe belediyesine gidiyor.

Önlerinde iki yol var:

Ya ilçe belediyeleri “benim sorumluluğum değil” demeden hızlıca müdahale edip sorunu ortadan kaldıracak;
Ya da bu çukurların hangi kuruma ait olduğunu net, şeffaf ve sürekli bir şekilde anlatacak. Bu kolay olanıdır.

Bence ilçe belediyesi bu sorumluluktan kaçmamalı…

Üzerine atıl kalacak sorumsuzluk algısından kaçmalı.

İlçe belediyeleri bu çukurlar İBB ve diğer kurumlara da ait olsa kapatma yoluna gitmeli.

Nasıl?

İlçe Belediyesi kendi kapatacak, İBB ve diğer kurumlara bunun bedelini rücu edecek. Hatta İSKİ veya Bedaş müteahhitlerine de rücu edebilir. Zira o kurumlar bu işi müteahhitlere ihale ederken, yolun eski haline getirilmesi ve asfaltlanması şeklinde ihale ediyor.

Karmaşa devam ederse,  bu mesele teknik olmaktan çıkıp tamamen siyasi bir faturaya dönüşebilir..

Ve o fatura, sandıkta kesilir.

Kısacası:
Bu sadece bir asfalt meselesi değil, bir yönetim sınavı.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve gophaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.