Sağda, zaman kaybı ve örgütsel yorgunluk olarak görülen ‘ön seçim ve ifade özgürlüğü’ solda ise motivasyon aracı olarak görülür.
Motivasyon araçlarını devre dışı bırakmak hem partiye hem de sosyal hukuk devletinin mimarı sosyal demokrasiye ihanetle eşdeğerdir.
Maalesef ,1995 SHP-CHP birleşme Kurultayı ile başlayan bu ihanet süreci, şahsi çıkarlarını parti çıkarlarının önünde gören yöneticiler tarafından bugünlere taşındı!
Üzerinden otuz bir yıl geçtiği halde örgütsel canlılığını koruyan bu örgütsel talep karşılanabilmiş değil.
Lakin bu taleplerin karşılanmasında en az yöneticiler kadar şikayetçi olanlarda sorumludurlar. İsterseniz bunu görmek için zamanı biraz geriye saralım!
Malum, SHP-CHP birleşme sonrası yaşanan tasfiye sürecine karşı yükselen örgütsel hareketlilik “sel gider kum kalır” tehdidiyle dumura uğratıldı.
Azınlıkta olsa tehditlere boyun eğmeyen bir grup, bir yıl süren bir çalışmanın ardından, Murat Karayalçın liderliğinde Sosyal Demokrat Halk Partisi’nin kuruluşuna imza attı!
Ne yazık ki, bugün parti içi demokrasi eksikliğinden dem vuranlar o gün, SHP’ye destek olmak yerine bireysel parti içi temsiliyete rıza gösterdiler.
Bugün kopartılan fırtınanın sebebi ise, yeni kadrolarla parti yönetim erkini ele alan Özgür Özel’ in tepeden tırnağa bir yenilenme kararına duyulan öfkeden başka bir şey değil.
Unutulmasın ki bu öfke seli, sosyal demokrat parti olma yolunda hayli mesafe kateden CHP’ye fazlasıyla zarar vermeye başladı.
CHP tarihi, parti içinde saygınlık kazanan ve kazanmayan muhalif hareketlerle dolu.
Mesela, her ikisine de fikren yakınlık duymasam da Ecevit’in İsmet İnönü’ye ve Baykal’ın Ecevit ile Erdal İnönü’ye karşı muhalefetini saygın bulduğumu söylemeliyim.
Çünkü varoluş nedenleri, bir lider ve ideoloji etrafında toplanıp kanat siyasetine sahip çıkmak suretiyle parti tabanında kök salmaları olmuştur.
Bugün ise geçmişten ders çıkaramayanlar, partiyi yandaş yayın organlarına malzeme ederek kayyıma ve mahkeme kapılarına sürüklemektedirler.
Son örneği, partinin düşürüldüğü müşkül durumu göz ardı edip yönetimi tenkidi ile sınırlı kalan, otuz eski İlçe Başkanının kamuoyu ile paylaştığı bildiri oldu.
CHP ve Belediyelerini hedef alan onca yargı operasyonu devam ederken, “arının” çağrısı yapan Eski İlçe Başkanları YDK kararı ile partiden ihraç edildi.
İhraçları doğru bulmadığım gibi kamuoyuna malzeme edilen “arının” temalı bu bildirinin, parti disiplinini zorlayıcı bir eylem çeşitliliği olarak gördüğümü de söylemeliyim.
Önce ideolojinizin çerçevesini çizin ve ardından Eski Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun liderliğinde kanat hareketini başlatın ve parti yönetimine talep açarak güven tazeleyin.
Mevcut durumunuza atfettiğiniz önemin, inanın üye ve seçmen nezdinde hiçbir karşılığı yok.
Bu nedenle, politika üretimi önceleyen sağlıklı bir kanat hareketine dönüşmeli ve tekrar güven tazelemek suretiyle siyasi geleceğinizi sigorta altına almalı

