Koç City
merkez
Hasan TEMEL
Köşe Yazarı
Hasan TEMEL
 

Elveda Venezuela!

Sağ ve sol rejim rüzgarları,21.yüzyılın ilk çeyreğinden itibaren iklim geçişlerine benzer karmaşık bir hal almaya başladı. Daha çok Latin Amerika ülkelerinde görülen bu geçişlerin en son örneği petrol yatağı Venezuela’da yaşandı. Emperyalist ABD, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşini yargılamak üzere ABD’ye kaçırdı. Bu faşizan eyleme karşı ”Katil Amerika, Kahrolsun Emperyalizm” gibi klasik tepkiler, dünyanın dört yanın da yankılanmış olsa da söylemden öteye geçmedi. Oysa darbelere, işgallere karşı demokrasiden yana olan ülkeler siyasi,sosyal,kültürel ve iktisadi alanlarda yaptırımda bulunma gücüne sahiptiler. Dünyaya hızla yayılmakta olan bu kabullenme duygusunun geldiği nokta, ne yazık ki emperyal güçlere teslimiyetle final yapmak üzere!   Peki suçlu kim? Bence suçlu SSCB’nin yıkılışı sonrası Gorbaçov’a cephe alan yöneticiler başta olmak üzere aynı ABD gibi emperyal güç olmayı yeğleyen Çin ve Rusya’dır. Oysa dünya, 20.yüzyılın son çeyreğinden itibaren hızla gelişen, AB gibi demokratik sosyalizm yolculuğunu üstlenecek dinamik bir yaptırım gücüne sahipti. Ne yazık ki solun malum damarı teoride karşıt görülse de pratikte ABD ile ortaklaşınca, AB’ nin güç kaybı kaçınılmaz oldu. ABD eksenli siyaset tarzının paydaşı olunmakla kalmadı, enflasyonun % 500’ler de seyrettiği petrol zengini bir ülke liderine övgüler dizme kolaycılığına kaçıldı! Şüphesiz ki, Avrupa’da yükselen milliyetçilik dalgasının sebep olduğu basiretsiz, yeteneksiz ve güçsüz yönetici tiplemelerinin de günahı yadsınamaz!   Ya çözüm? Çözüme dair söylem ve eylem çeşitlilikleri olsa da atılması gereken ilk adım halkların talebi ve dili ile ortaklaşmak olmalıdır Bence dünyanın en gelişmiş demokratik düzenine sahip ABD’nin, aynı zaman da demokratik rejimlerinde düşmanı olduğu unutulmamalıdır. Sözde demokrasi ihracı teraneleriyle İran’da ki molla rejimi ve farklı versiyonları ile değişimin her türüne sıkıca sarılan toplumlar, yağmurdan kaçarken doluya tutulduklarını görmelidirler. Bu tür vakalar da, sağ da olsun sol da olsun filizlenen bu ucube sistemlerin, dara düşen ülke halklarını unuttukları gerçeği ile yüzleşmek zorundadırlar.   Biliyorum, bazı dostlar yukarıdaki satırları okuduklarında analitik düşündüğümü ve faydacı bir yaklaşım içinde olduğumu söyleyeceklerdir. Evet,aynen öyle düşünüyorum, Çünkü,Irak,Afganistan,Libya Suriye vedalaşmalarına benzer karanlığa sürüklenişleri Venezuela’da da görmek istemiyorum. Bu nedenle, dünya halklarının koruyuculuğu yolunda, günümüz faşizmine karşı verilecek olan mücadelenin et etkili silahı Avrupa Birliği’ydi. Lakin “görünen köy kılavuz istemez.”, umut var olduğumu söyleyemem. Şimdilik Elveda Venezuela! Hasan TEMEL
Ekleme Tarihi: 15 Ocak 2026 -Perşembe

Elveda Venezuela!

Sağ ve sol rejim rüzgarları,21.yüzyılın ilk çeyreğinden itibaren iklim geçişlerine benzer karmaşık bir hal almaya başladı.
Daha çok Latin Amerika ülkelerinde görülen bu geçişlerin en son örneği petrol yatağı Venezuela’da yaşandı.
Emperyalist ABD, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşini yargılamak üzere ABD’ye kaçırdı.
Bu faşizan eyleme karşı ”Katil Amerika, Kahrolsun Emperyalizm” gibi klasik tepkiler, dünyanın dört yanın da yankılanmış olsa da söylemden öteye geçmedi.
Oysa darbelere, işgallere karşı demokrasiden yana olan ülkeler siyasi,sosyal,kültürel ve iktisadi alanlarda yaptırımda bulunma gücüne sahiptiler.
Dünyaya hızla yayılmakta olan bu kabullenme duygusunun geldiği nokta, ne yazık ki emperyal güçlere teslimiyetle final yapmak üzere!
 
Peki suçlu kim?
Bence suçlu SSCB’nin yıkılışı sonrası Gorbaçov’a cephe alan yöneticiler başta olmak üzere aynı ABD gibi emperyal güç olmayı yeğleyen Çin ve Rusya’dır.
Oysa dünya, 20.yüzyılın son çeyreğinden itibaren hızla gelişen, AB gibi demokratik sosyalizm yolculuğunu üstlenecek dinamik bir yaptırım gücüne sahipti.
Ne yazık ki solun malum damarı teoride karşıt görülse de pratikte ABD ile ortaklaşınca, AB’ nin güç kaybı kaçınılmaz oldu.
ABD eksenli siyaset tarzının paydaşı olunmakla kalmadı, enflasyonun % 500’ler de seyrettiği petrol zengini bir ülke liderine övgüler dizme kolaycılığına kaçıldı!
Şüphesiz ki, Avrupa’da yükselen milliyetçilik dalgasının sebep olduğu basiretsiz, yeteneksiz ve güçsüz yönetici tiplemelerinin de günahı yadsınamaz!
 
Ya çözüm?
Çözüme dair söylem ve eylem çeşitlilikleri olsa da atılması gereken ilk adım halkların talebi ve dili ile ortaklaşmak olmalıdır
Bence dünyanın en gelişmiş demokratik düzenine sahip ABD’nin, aynı zaman da demokratik rejimlerinde düşmanı olduğu unutulmamalıdır.
Sözde demokrasi ihracı teraneleriyle İran’da ki molla rejimi ve farklı versiyonları ile değişimin her türüne sıkıca sarılan toplumlar, yağmurdan kaçarken doluya tutulduklarını görmelidirler.
Bu tür vakalar da, sağ da olsun sol da olsun filizlenen bu ucube sistemlerin, dara düşen ülke halklarını unuttukları gerçeği ile yüzleşmek zorundadırlar.
 
Biliyorum, bazı dostlar yukarıdaki satırları okuduklarında analitik düşündüğümü ve faydacı bir yaklaşım içinde olduğumu söyleyeceklerdir.
Evet,aynen öyle düşünüyorum,
Çünkü,Irak,Afganistan,Libya Suriye vedalaşmalarına benzer karanlığa sürüklenişleri Venezuela’da da görmek istemiyorum.
Bu nedenle, dünya halklarının koruyuculuğu yolunda, günümüz faşizmine karşı verilecek olan
mücadelenin et etkili silahı Avrupa Birliği’ydi.
Lakin “görünen köy kılavuz istemez.”, umut var olduğumu söyleyemem.
Şimdilik Elveda Venezuela!
Hasan TEMEL
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve gophaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.