Geçtiğimiz ay sonu, YRP Genel Başkanı Fatih Erbakan ile Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan arasında bir görüşme gerçekleşti. Milli görüş hareketi mirasçısı bu iki partinin ortak gündemi, kamuoyu yansımalarına bakılırsa merkez sağda geniş tabanlı bir işbirliği.
AKP’den uzaklaşan ama gönlü sola da kaymayan bu büyük seçmen kitlesini ortak bir noktada buluşturmak acaba mümkün mü? Kişisel düşüncem, bu partiler kendilerini her ne kadar merkez sağda konumlandırsalar da laik düzene olan mesafeli duruşları, sağlam temelli bir iş birliğine engel olacağı yönünde. Bu yüzden, İktidar tarafından aralanan herhangi bir kapıdan içeri girmeyeceklerinin garantisini verecek kararlılığa sahip bir irade göremiyorum.
Şüphesiz ki bu arayış, erken seçimin kapımıza dayanmakta olduğunun bir nevi habercisi de! Lakin, vatandaşın talebine kulak tıkayan Cumhur İttifakı, erken seçimden kaçmak için her yolu deniyor. Kan kaybına çare diye sarıldıkları Çözüm süreci ya da diğer adıyla Terörsüz Türkiye Projesi de iflas etmek üzere! İktisadi başarısızlıkla harmanlanan bu iflas, tekrar seçilmek isteyen Erdoğan ve partisi AKP için bir uyarıdan ziyade siyasi sonun başlangıcı gibi! Yalnız, ikili bir yapı dayatan sistem, nicelik olarak küçük partilere iş birliği hayali kurdursa da iktidarın etki alanı dışına kendilerini atamıyorlar.
Altılı masadan dili yanan Ana muhalefet CHP’nin ise bu tür işbirliği arayışlarında yer alması söz konusu dahi olamaz. Çünkü, nicelik farkı dikkate alınmaksızın TBMM’ne taşıdığı bu partiler zamanla, ama söz ama transfer yoluyla iktidara siyasi rant kapısı oldular. Bu nedenle,“aynı nehirde iki kere yıkanılmaz” sözünü hatırlatan bu yakışıksız tavır, CHP’ ye kendine yeni bir yol haritası çizmesini ısrarla hatırlatıyor.
“Aklın yolu bir.”Şimdilik, İktidar, Ana muhalefet ve İş birliği bloklarının dışında kalan DEM ve İyi Parti, ülkenin geleceğine doğrudan etki edebilecek güce sahipler. CHP’nin Türkiye İttifakı Projesi, başta bu iki parti olmak üzere tüm demokrat çevrelere çok iyi anlatıldığı takdir de başarı şansı çok yüksek. Bu arada, DEM- İyi Parti ve CHP arasında bazı kritik bölgelerde karşılıklı alan boşaltma yolunun muhalefet blokuna güç kazandıracağı da göz ardı edilmemeli.
Tekrar İş birliği projesine dönecek olursak, Türkiye’nin laik düzenden yana, Kuvvetler Ayrılığı ve Anayasaya bağlı demokrat bir merkez sağa ihtiyaç var. Lakin, DEVA dışında kalan Saadet,Gelecek ve Yeniden Refah’ın bu iradeye sahip çıkacaklarına ihtimal vermiyorum. Mecliste yer alma lüksünü CHP sayesinde yakalayan bu parti milletvekillerinin ortak iş birliği metnine sadık kalacaklarından da kuşkuluyum. Hülasa, sinerji yaratmak, güçlendirilmiş parlamenter sisteme ve demokrasiye sadakat gerektirir. Ben o iradeyi bu partilerde göremiyorum. Umarım yanılan ben olurum.
Hasan TEMEL

