Her şey, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasıyla başladı.
2024 yerel seçimlerinde ortalığı kasıp kavuran CHP, yirmi beş sene süren AKP saltanatına son vermişti.
Sokak desteğini arkasına alan Özel, partisini birinci parti yapınca paniğe kapılan AKP, Suriye - İsrail /Amerika savaşı bahanesiyle CHP’nin yükseliş trendini kırmaya çalıştı.
Dara düştüğünde ‘milli birlik, dış güçler’ odaklı çıkışlarla enflasyon, yoksulluk, yolsuzluk gibi durdurulamayan kanayan yaraları ört bas etmeye çalışsa da başarılı olamadı.
Bu sıkışmayla manevra alanı daraldı ve yeni bir çıkış yolu bulmak için her şeyi mübah gören ve kamu vicdanını yaralayan uygulamalara yöneldi.
Geçmişte CHP’ye katılan milletvekillerine milli ‘irade hırsızlığı’ suçlaması getirirken şimdi aleni şekilde transfer teklifi yapmayı kendine hak görmeye başladı.
Futbolda “transfer çalımı” diye bir deyim var.
Bir takımın anlaştığı ya da almak için mesafe katettiği bir futbolcunun, ezeli rakip tarafından aklı çelinip transfer edilmesi.
Son bir yıldır siyasi transfer piyasasında yaşanan hareketlilik futbol transfer piyasasına rahmet okutacak seviyeye ulaştı!
Malum, takribi son bir yıldır süregelen siyasi transfer (belediye başkanı+milletvekili) seçiminin mutlak galibi AKP oldu!
Ana muhalefet partisi CHP dahil tüm partilerin baraj altında kaldığı, ülkemiz demokrasisine has bu tuhaf seçim bir süre daha devam edecek gibi!
AKP, amiyane tabirle yargı sopası gücüyle “çer-çöp” toplamaya devam ededursun, kazandığını sandığı transfer seçiminin asıl kaybedeni olduğunu göremiyor.
Çünkü, er ya da geç seçmen iradesinin tecelli edeceği sandık vatandaşın önüne gelecek ve bu transfer seçiminin manasızlığı açığa çıkacak!
Bir mana ifade etmediği gibi iktidar kanadında yaşanan siyasi çürümüşlüğün zirveye ulaştığının da göstergesi olacak.
Özetle, AKP, kazandığını zannederken kaybettiğini görememenin bedeli karşılığında Yeni Parti iktidarıyla yüzleşecek ve muhtemeldir ki siyasi geleceğine de nokta koyacak!
Hasan TEMEL
